YKY Dosya Başvurusu Hakkında

Diyelim ki bir yazdınız ve bunu yayınlatmak istiyorsunuz. Yapı Kredi Yayınları’na başvuru yapmak isterseniz ilgili sayfada şöyle bir ibareyle karşılaşıyorsunuz:

  • Yayınevimizin yayın politikası doğrultusunda tiyatro, bilim kurgu ve fantastik türde gönderilen çalışmalar değerlendirmeye alınmamaktadır."

Yani fantastik veya bilimkurgu türünde bir kitap yazdıysanız YKY sizi direkt olarak eliyor ve kitabınızı değerlendirmeye bile almıyor. Hani Harry Potter romanlarını yayınlayan, üstüne bu seride çıkan her kitabın üç-dört farklı (resimli, resimsiz, ciltli, ciltsiz) çeşidini basan yayınevi…

Şimdi Sel, Can veya Kırmızı Kedi gibi bir yayınevi böyle bir şey söylese bir nebze anlarım. Sonuçta okur kitleleri belli, bastıkları kitaplar belli. Ama YKY gibi gerek Harry Potter romanlarını gerekse Italo Calvino’nun büyülü gerçeklik romanlarını gerekse de Bildiğimiz Dünyanın Sonu gibi yabancı bilimkurguları yayınlayan bir yayınevinin sıra Türk yazarların kitaplarına geldiğinde “değerlendirmeye almıyoruz” gibi tavır takınması bana çok mantıksız, çok anlamsız geldi.

Siz ne düşünüyorsunuz?

28 Beğeni

İlk etapta tercih meselesi olarak değerlendirilse bile ben risk almak istemedikleri şeklinde yorumluyorum bu durumu. Muhtemelen fantastik ve bilimkurgu türlerinde gelecek yerli kitapların kalitesiz olacağını veya mevcut başarılı türdaş kitapların kopyaları olabileceğini düşünüyor olabilirler. Bence sağlıklı bir düşünce değil ancak yayın politikalarını bu şekle bürümeleri durumunda da diyecek fazla bir şey kalmıyor.

2 Beğeni

Hiç fantastik/bilimkurgu basmıyor olsalar anlarım ama önyargılı olduklarını düşünüyorum. Açıkçası yabancı ve çok bilindik kitapların da benzer yanları olabiliyor, mesele orijinallikse. Yerli yazarların da hayal gücü yeterince iyi ve üslupta da başarılılar. O yüzden ayrım yapılması mantıksız bence de.

Ben gönderilen dosyalara yeterince vakit ayrıldığını da düşünmüyorum. Günümüzde şartlar zorlaşsa da sadece yabancı ve çok bilindik eserlere odaklanmak, reklam aracılığıyla da çok satış yapmayı uyanıklık olarak görüyorum. (Yayınevleri adına genel olarak konuşuyorum.) Günün birinde kimsenin ya da hiçbir şeyin unutulmayacağının garantisi yok.

6 Beğeni

Ben aşağılık kompleksi olarak değerlendirdim. Hele ki kendileri de çok iyi biliyorlar, “Günümüzde fantasik veya bilimkurgu yapıtlarına muazzam bir rağbet var.” Ancak yerli edebiyatın hatta günümüz yerli edebiyatın vasat olduğunu düşünen ve kendilerini dünyada ses getirmiş eserlerinin büyüklüğü altında ezik hisseden çalışanlarıyla gelebilecekleri tek yer maddi çıkar topluluğunun bir neferi olmaktan ötesi değil.

Aslında bakarsanız yazdıkları ibareyle böyle yeniliğe kapalı yerli edebiyatı ezik sananların bilimkurgu ve fantasik gibi türlerdeki kitapları değerlendirmeye alacak kapasitelerinin olmadığını da beyan etmiş de oluyorlar.

Bence metinde verilmek istenen doğru mesaj şöyle:
**

Biz, bilimkurgu ve fantasik dosyalarındaki kaliteyi anlayamıyoruz. Bunun için ne bir donanımız var ne de bir vasfımız! Yani bize yollamayın, biz sadece dünyada çok satan kitapları çevirip, basıp, para kazanmak istiyoruz.

Bu arada Harry Potter fantasik mi? Yahu biz onu yıllardır klasik sanıyorduk.

Neyse… neydi… hah bilimsel kurgu muydu? Hah işte ona da bakmıyoruz. Zaten bilimkurgunun tanımı net değilmiş, hangisi bilimkurgu hangisi değil onu nasıl ayıracağız diye arkadaşlarla yıllardır kavgalıyız.

Sabahattin Ali’nin telifini de kimseye yedirmeyiz ona göre haaaaa. İyi sattık değil mi? Bla bla bla…

**

6 Beğeni

Okuyucu tarafında yerli fantastik ve bilimkurguya talep olmamasından olabilir. Yapı Kredi Yayınlarda boşu boşuna ilgi görmeyecek ve satmayacak kitaplar için çalışma yapıp vakit kaybetmek istemiyor olabilir.

1 Beğeni

Sadece “Yedikuleli Mansur” kitabı dediklerinizin tam tersini ispatladı ki başka başka eserlerden bahsetmeme gerek yok bile.

Yerli edebiyatı desteklemek vakit kaybı olduğunu düşünmüyorum. Bilimkurgu ve fantasik olsa dahi böyle ki zamanında batıda da vakit kaybı olarak düşünülüyordu, şimdi ön planda olduğu malum.

1 Beğeni

Sonra Türkiye niye gelişmiyor.

https://youtu.be/Q5saQ-FmW5A

Şunu izleyin lütfen. Ya da birinci bölümünden başlayın.

2 Beğeni

Bir kere sen büyük yayınevisin, senin vizyonun daha geniş olmalı. Yaptıkları yanlış. Kapağına göre kitap beğenen birinden farksız bir şey, hiç kabul etmemeleri.

Ama bu yaptıkları tamamen mantıksız mı emin değilim. İthaki alt türde açık ara en zirvedeki yayınevi olmasına karşın hep bu camiada adını duyduğumuz sayılı kişilerin kitaplarını bastı, kötü değillerdi evet ama kim bilir ne kadar fazla başvuru geliyordur bu türlerde, adını hiç duymadığımız harika bir yazar çıkmadı mı? Demek ki çıkmamış. Fantastik ile ilgili de hala bir gelişme görmüyorum tam olarak Türkiye’de. Bunun sebebi yayınevlerinin bu tutumu evet ama basılan fantazya eserlerinde çoğunluk kısmını -her 10 kitaptan 6-7’si- okuduğumuz çevirilerin altında kalan, zayıf eserler. Bu benim buz dağının gördüğüm kısmı, görünmeyen kısmını düşünün. YKY de iş yükünden kurtulmak için bu yola gitmiş ama yanlış, çok yanlış ayrıca hem kitabı türüne göre değerlendirmek her yayınevi için çirkin bir davranış. Bu türde yayın yapan bir firma içinse ayrıca ikiyüzlülük.

2 Beğeni

Harry Potter şey değil mi ya hani şu “çok satanlar” sermaye markasından ne bekliyorsunuz ayrıca. Bir de aynanın diğer tarafından bakarsak HP dışında başka kitap okumayan gençler yayınevine zayıf metinler yollamışsa bundan bıkmış olabilirler yine de doğru bulmuyorum ileride dizisi çıkan fantastik seri basarlarsa şaşmam.

1 Beğeni

Bir dönemler bu yayınevi başvurularıyla epey uğraşan birisiydim. Nihayetinde illet ettim. Genç yazarlar ve hevesli kimseler için özellikle fantastiğe veya bilimkurguya gönül vermiş kişiler için bu ifade biçimi hem çok iyi hem de çok kötü. İyi çünkü sizi uzun ve yıpratıcı olan cevap bekleme sürecinde yormuyorlar. Yollamayın kardeşim, diyorlar. Kitabınızı tam da bitirmiş belki de araştırma yapmadan YKY yayınları hayali kuranların sayfayı açar açmaz yaşayacağı şok korkunç! Kötü çünkü YKY gibi bir yayınevine yakışmayacak hareketler bunlar. Ne olursa olsun böyle bir tutum, bu toplumda fantastik veya bilimkurgu türlerine gönlünü vermiş kişileri üzüyor.

Çoğu yayınevi maalesef fantastik ve bilimkurgu içerikli kitaplara şeytan görmüş gibi bakıyor. Fantastik mi? Tövbe estağfurullah. O da ne? Başımıza taş yağacak! Kışkışlayın gitsinler. Yarın da etrafı sirkeli suyla sildik mi, oh mis. Arınırız bu illetten alimallah.

Bir de kabul edenler furyası var. Dosya kabul ediyorlar ama 4 -5 sene boyunca doluyuz, değerlendirmemizin cevabı geç gelecek diyorlar. 5 yıl oturup bekleyip bunalıyor, yıpranıyorsunuz. Böyle olacaksa hiç olmasın deyip saçınızı başınızı yoluyorsunuz. Sonra bir bakıyorsunuz seneler eriyip gitmiş postanızda şaka gibi bir cevap var. Cevap demeye bin şahit lazım.

Bir de hemen geri dönüş yapan ama sizde para isteyenler var. Onlardan bahsetmeyeceğim bile.

Hepsi bir yana bir yeni Türk yazar basmıyoruz efenim! Biz çeviri üstüne master yapmışız! Dosya da neymiş! Sözü bile edilemez deyip Whattpad’de bilmem kaç milyon okunma yapmış eserleri patır patır basanlar var. Bunlar ise komik. Güven sarsıcı… Bunları görünce alışveriş listenizden topyekun çıkartıyorsunuz. Bunlardan kitap alacağıma okumam daha iyi diyorsunuz.

Yılların vermiş olduğu yaşadıklarım sonucu yayınevlerinin %97’sinin kendi insanlarına zerre değer vermediklerini gördüm. Büyük bir ön yargıyla yaklaşıldığını fark ettim. Çoğuyla konuşma fırsatım oldu. Eh işte biliyorsun bizim insanımızı gibi bir yaklaşım oldukça fazla. Aman canım bizimkiler de ne yazabilir Allah aşkına diye devam ediyor bu benzer cümle listeleri. Bakış açımız kıt olduğu sürece biz bin dereden su getirsek boş.

Bir noktadan sonra tüm bunların sahtelikten ibaret olduğunu düşünüyorsunuz. Evet birileri bir yere geliyor gelmesine ama bir de ona sorun bakalım oralara nasıl geldi. Bir dokunsanız üç bin ah işitirsiniz. Her alanda olduğu gibi edebiyat alanında da amca, dayı önemli. Her yayınevi için demiyorum ama çoğunluk böyle.

Herkes kendi kesesini düşünüyor. Kendi işine geldiği gibi, kâr yapabileceği yatırımlara yöneliyor. Ben eminim ki binlerce dosya gidiyordur. Özellikle Whattpad’den sonra gönderilen dosya sayılarını düşününce benim bile başıma ağrılar giriyor. Anlayacağınız kapılar kapalı, hafif aralık veya biraz açık olanlar için de imkansızın da imkansızını başarmanız gerekmekte. Hatta mucizeler yaratsanız bile size çoğunlukla şüpheyle yaklaşılacak.

Uzun lafın kısası; oturup evde tozpembe hayaller kurmayın, yıkılırsınız. Bunu Türkiye şartlarında bir kuyu olarak düşünün ve o kuyuya atabildiğiniz kadar taş atın. Beklemeyin. Akışına bırakın. Hayallerinizi ön yargılı kişilerin ellerine bırakıp dört gözle her gün mail kontrol etmeyin. Zaten para talep etmeyenler dışında en erken cevaplar 1 aydan başlıyor. Cevap da şöyle oluyor:

“Dosyanızı yayın programımız kapsamına alamadık. Size hayatta başarılar dileriz.”

İnsan tüm bunlardan sonra oturup düşünüyor. Hiç mi elinden tutulacak biri çıkmadı yahu? Bu işe gönül veren tüm herkes mi rezaletin ötesindeydi? İsim yapmış ve kendini ispat etmiş kişilerden bahsetmiyorum.

16 Beğeni

Tek bir şeyi merak ediyorum.

Bugün Orhan Pamuk, “Ben fantastik edebiyat türünde bir roman kaleme alacağım,” dese, YKY “Eee, şey üzgünüz Orhan Bey, yayın politikamız gereği sizi farklı bir yayınevine yönlendirmek zorundayız…” mı diyecekler?

Bunun cevabı evet ise kendilerine olan hayranlığım kat be kat artacaktır.

12 Beğeni

Erlend Loe’nun kitabından bahsediliyorsa burada bir düzeltme yapılması gerekiyor. Kitap, bir bilimkurgu değil.

1 Beğeni

Kitap dosyası oluşturup da yayınevlerine nasıl gönderebileceğimi araştırmak istedim ve YKY hayalim olduğundan ilk ona baktım. Tabii başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Aklıma o an “E, Harry Potter ne? Erlend Loe kitapları ne?” Bunun tek açıklaması YKY için yabancı yerli yazar ayrımı da yok. Tanınmış ve tanınmamış yazar ayrımı var. YKY basıyorsa, baskı başına 1000 kopya düşüyor, o 1000 kopyanın satılma garantisi olmalı. Yoksa basmaz. Mesela bugün Ihsan Oktay Anar ya da Barış Müstecaplıoğlu kitaplarıyla YKY’ye geçse o ilkeyi çiğnerler. Çünkü garantisi var, hiç yoktan kitaplar yeni yayınevine geçti diye yeni baskısını almak isteyen sadık okurları olacaktır.

Ve bu sadece YKY için değil, tüm yayınevleri için geçerli bir durum. Ithaki’de aynı durumda. Bir arkadaşım bilim kurgu öykü dosyasını göndermiş ama aylar boyu cevap bile alamamış. Garantisi olmalı. Ki bu durum onlar açısından haklı bir tutum. Yayınevi sonuçta kendi çıkarlarını gözetmek zorunda. Ancak bu durum yazar ve okur açısından sıkıntı oluşturuyor. Bir de artık kağıdın pahalanması gerçeğini de göz önünde bulundurun. O yüzden daha dikkatli kararlar vermek zorundalar, yazarlar tabii burada kabul sürecinde zorlanacaklar. Ne yazık ki.

3 Beğeni

Yine de YKY gibi bir yayınevi yapmayacaksa kim yapacak bu işi? Kaynakları bu denli geniş yayınevlerinin derdi para olmamalı bence, zaten YKY ve İş gibi yayınevleri bu işi prestij için yapıyorlar. Ben demiyorum ki zarar etsinler ama etmezler de zaten. Kağıt üç katı fiyata çıksa yayınevlerinden hangileri ayakta kalabilecek güçte?

Bunu yapan yayınevi sayısı az değil, kimi YKY gibi net belirtmese de ben bir kısmının bariz bir şekilde bu türlerden hatta yerli yazar keşfetmek kaçındığına eminim. O yüzden gözümüze batmıyor ne de olsa diğerleri de yapıyor diyoruz.

Neyse ki yerli yazar keşfetmek yerine keşfedilmiş hazır yazarları Wattpad’den toplayıp önümüze koymuyorlar bazı çok kazanan yayınevleri gibi. Yayıncılık sektörü yazar için Türkiye’de çilekeş iş malasef :frowning:

2 Beğeni

Yayınevi yönetmek bir çeşit kütüphane oluşturmaktan farksız. İnisiyatif kütüphaneyi oluşturan okurun (yayın yönetmeninin) elinde. Okur, rafında yemek tarifleri hakkında kitap görmek istemiyorsa, yemek tarifleri hakkında kitapları oraya koymaz. Bu durum, yemek kitaplarını tü kaka kılmaz. Yemek kitabı okumak isterseniz onu tercih eden başka bir yayınevlerinin kitaplıklarını her zaman ziyaret edebilirsiniz.

İnsanların neden savunmaya geçtiğini anlayabiliyorum. Ama bana biraz komik geliyor. Bir yerli yazar adayı dosyasını oluştururken önce yayınevinin daha önce bastığı kitaplara bir göz atmalı bence. O kataloğa kendi kitabını yakıştırabiliyor mu? Ne yazdığını en iyi yazarın kendisi bilir. Tercihini de ona göre yapması gerektiğine inanıyorum.

Ve Harry Potter meselesi… Gerçekten, bir gün yerli bir yazarımız Harry Potter gibi bir marka yaratırsa zaten istediği bütün yayınevleri ona gereken kolaylığı(!) sağlar. Siz böyle bir şeyi başardığınızda, kimse internet sitesine koyduğu 'dosya kabul formu’nu doldurmanızı beklemez.

Bahane bunlar. Önce iyi edebiyat yapmalı. Ve hayır, YKY’nin görevlerinden biri böyle bir markanın (Harry Potter gibi) oluşması için genç/yeni yazarlara şans vermek değil. Bu, yazarın kendisinden başka kimsenin görevi değil.

5 Beğeni

Şimdi “yerli fantastik kurgu kötü, o yüzden az satıyor” diye birşey ağzımdan çıkmadı ve bahsettiğim şeyin bunla alakası yok. Çok rahat bu tarafa çekilebileceği için bunu baştan belirteyim.

Şu forumda bile adı toplam 6 yerde geçen Yedikuleli Manzurun dediklerimin tam tersini ispatlayan istatistiği nedir? Bu 6 konu içinden biri bu konu, biri yazarın kendi tanıtım konusu, biri satış konusu :slight_smile: Temeli fantazya ve bilimkurgu olan bu koca forumda bile kitabın adının 3’den fazla yerde geçmemiş olması mı dediğimin tam tersini, yani yerli fantazyaya olan büyük ilgiyi ispatladı? Kitapyurdu gibi dev bir siteye baktığımda nerdeyse 2 senede 310 tane satılmış gözüküyor. Bu mudur? Eğer ilk baskı 1000 adet yapılmış ise nerdeyse 2 senedir o satış rakamına bile ulaşmamış. Goodreasde 99, 1000kitapta 31 okunma istatistiği ile çoğu rezil wattpad kitabının altında kalmış. Bu istatistikler ile mi dediklerimin tam tersini ispatladı? Medyaya ve okuyucuya yansımamış, sadece kayıprıhtım yazarlarının bildiği çok büyük bir bestseller durumu mu var? Varsa “yedikuleli manzur ispatladı” deyip geçmeyin, verin bizde bakalım Yedikuleli Manzurun dediklerimin tam tersini ne şekilde ispatladığına.

Öte yandan yayınevlerini fazla içsellştirip, duygusal bağı abartıp kendilerine gereksiz misyonlar yüklememek gerek. Yayınevileri her işletme gibi Ticaret Odasına bağlı, vergi levhası olan, kar amacı güden ve elde ettiği kar ile varlığını sürdüren şirketlerdir. Büyük bir yayınevi her işletme gibi henüz satmadığı ürüne hatırısayılır yatırım yapmak zorundadır. 100 200 adet satacak her yerli fantastik kitaba “ben yerli edebiyatı destekliyicem” diyip editörlüğü olsun, kapak tasarımı olsun, matbaası olsun, reklamı olsun, dağıtımı olsun, depolaması olsun hatırısayılır yatırım yaparsa sonuç basittir, batar…

2 Beğeni

Batmaz! Adı üstünde banka destekli bir yayınevi kolay kolay batmaz.

Manzur değil! Mansur, Yedikuleli Mansur…

Daha nasıl kötüleyeceksiniz bilemedim. Yorumunuz baştan aşağı küçük görmek ve ön yargı içeriyor. Sadece “Tu, kaka” demediğiniz kalmış, samimi olun, kötülemiyorum deyip kötülemeyin, dürüst olun, ne yazarsanız yazın arkasında durun.

Çünkü, Türkiye’de kitap satış oranlarını sadece kitapyurdu’ndan öğrenebiliyoruz ve sadece onunla çok satıp satmadığını biliyoruz. Sadece o koskaca site var ki her ay 2 defa kitap siparişi veriyorum ve on yılda sadece iki kez oradan alışveriş yaptım. Kıstasınız yanlış…

10 Mart 2017 tarihinde çıkan kitabın elimde Nisan 2017 tarihli 2. baskısı var.

Evet, ülkemizi bastan aşağı sarsan bir eser değil ama yine de değerli bir eser olduğunu düşünüyorum.

Aferim, her kitabı wattpad kitabıyla karşılaştıralım ki satış rakamlarına göre iyi, kötü, kalitesiz, kaliteli kitaplar olup olmadıklarını anlayalım.

Vergi levhası falan filan demişsiniz, o zaman kimse yeni kitap basmasın kimse yerli yazarlara güvenmesin… çünkü önemli olan para, para, para… Affedersiniz ben edebiyatı maddiyattan daha öte olduğunu düşünüyorum. Hatta sadece para için yapıyorlarsa yapmasınlar, zira başka ürünler de pazarlayarak daha çok kâr edebilirler…

Bu tartışma benim için bitmiştir, ön yargılarınızı aşmanız için bir şey yapamam ki kimse yapamaz, kişinin engelini sadece kendi aşar. Yerli edebiyata güvenmeye devam edeyim. Sen ve koskoca kitapyurdu ve koskoca YKY güvenmeyip para odaklı düşünüp basmasın, okumayın, küçük görün… Söyleyecek sözüm yok, okuyarak keyif aldığım eserler ve evet illa basılmasına da gerek yok, zira internette öyküleri de okuyarak yetinirim.

Saygılar, sevgiler…

5 Beğeni

Onu bunu bilmem sırf çok satıyor diye her romanın kusursuz olduğu ya da eşi benzerinin olmadığı düşünülemez. Dünya nüfusunu düşünürsek ün yapanların oranı aşırı küçük. Belki onlardan çok daha iyi onbinlerce, yüzbinlerce kişi geri planda kalıyor, bir şekilde şansları yaver gitmiyor. Bu demek değildir ki adı duyulmamış diğer insanlar yeteneksiz. Kitabının basılması herkesin hayali de olsa artık önemli bir hedef değil gözümde. Çünkü her yerde, her zaman, herkes işine geleni yapıyor. Yayınevleri de sadece parayı düşünüyorsa zaten çabalamanın da hiç anlamı yok.

3 Beğeni

Kitapyurdunda 310 tane satılmış olması toplam 310 tane satılmış olmasını mı gösterir?

2 Beğeni

İyiki ilk cümleyi yazmışım. Biliyordum başıma gelecekleri :slight_smile: Sağa sola çok rahat çekilebileceğini tahmin ettim. Yazdığım halde böyle ilken birde yazmasaymışım yerli edebiyat düşmanı ilan edilebilirmişim :slight_smile:

Siz, bahsi geçen kitap “dediğinin tam yersini ispatladı” deyince, hakikaten var mı böyle bişey diye kitaba olan rağbeti ölçmek için bu foruma baktım, sözlüklere baktım, kitapyurdu çok büyük bir mecra olduğu için ve bir tek kitapyurdu satış rakamı gösteriyor diye oraya baktım, goodreadse baktım. Her evinde bilgisayar başında oturan kişinin yapacağı araştırmayı yaptım kısacası. Elimden başka bişey gelmez. Gidip yayınevini basıp mali dosyalarına el koyamam :slight_smile: Sonuç olarak vardığım kanı, kitaba benim dediklerimin tam tersini ispatlayacak bir rağbetin bulunmadığı oldu. Bende size sordum, “Bu forumdaki durum bu, kitapyurdundaki durum bu, goodreadsdeki durum bu… Siz nerden ulaştığınız bu benim dediğimin tam tersini kanıtlayan istatistiğe” diye…

Şimdi “yerli fantazyaya rağbet olmadığı için yayınevleri basmaya yanaşmıyor olabilir” diyorum.
“Yedikuleli Mansur dediğinizin tam tersini ispatladı” diyorsunuz.
“Nasıl ıspatladı, bu forumda bile doğru düzgün adı geçmemiş, muazzam rağbet var dediğiniz kitaplar wattpad kitapları kadar bile rağbet görmemiş. Hangi istatistiğe göre bunu söylüyorsunuz” diyorum.
“Kitabı kötülüyorsun, wattpad kitaplarıyla karşılaştırıp iyi kötü, kaliteli kalitesiz kıyaslaması yapıyorsun, ön yargılarınızı aşın” diyorsunuz :slight_smile:

Tamamen rakam üstünden konuşurken işi tahmin ettiğim gibi iyi-kötü, kaliteli-kalitesize, kitabı kötülemeye getirmeye çalışıyorsunuz. O yüzden özellikle belirtmiştim. Kusura bakmayın bu konuyu saptırmaktır ve mantıklı değildir. Benim içinde tartışma bitmiştir.

Düzenleme : Ayrıca 2. baskıyı yapmasına sevindim. Benimde bu kitabın varlığından bu konuda haberim oldu. Bir sonraki siparişime ekleyebilirim.

2 Beğeni