Dök İçini Rahatla

Ekonomi, zaman, çevre, hakim olan siyasi görüş vb. değişkenlerin insan yaşamını dolayısıyla ilişkileri etkilediği görüşüne katılıyorum.
Bununla birlikte ilişkinin var olmama nedenini bireyler dışındaki etkenlere bağlamak bana mantıksız geliyor.

Evet ekonomik sıkıntılar gençlerin tanışıp eğlenebilecekleri ortamları kısıtladı ancak gençlerin duygularını yok etmedi. Şayet etseydi romantik ilişkilerin bir sonucu olan evliliklerde göze çarpacak seviyede azalış görülürdü. Fakat görülen o ki ekonomik sıkıntılar ikili ilişkiler için önemli bir belirleyici değil. Örnek olarak fakir Afrika ülkelerinin veya Fakir Güneydoğu Asya ülkelerinin doğum oranlarını gösterebilirim.

1 Beğeni

Bence bu çok yanlış bir örnekleme. İkili ilişkiden kastın çocuk yapmaksa , haklısın evet. Bu konuştuğumuz mevzu doğum oranıyla alakalı değil,ergenlikle hiç değil.
Senin zamanın 90 lara kadar hatta 2000 başına kadar olan dönem, daha çok imkan, eğitim ve anlayış içeren bir dönemdi. Bu ergenlik olan kısım…

Romantik evliliklerde göze çarpacak sayıda artışı nasıl ölçeriz bilemem. Ama boşanma artışları resmi rakamlarla giderek artan seviyede. Buna ilave kadın cinayetleri de artan bir seviyede. Bu durumda kişileri etkiler, duyguları da büyük ihtimal etkiliyordur. Bir kız öldürülmek korkusuyla, aşık olmaktan korkabilir mesela. Keza hiç bir niteliği olmayan ama çok zengin bir adamdan, bilgili iyi eğitimli adama göre daha çok hoşlanabilir.

Söylediklerimin içinde salt ekonomiye odaklanma lütfen. Her türlü etmen için söyleyerek bir kere daha özetliyorum. Şimdiki Ergenlerin / Gençlerin işi bence daha zor.

Kararsızım, bu kararsızlık yıllardır peşimi bırakmadı. Kendimi bildim bileli hikaye, şiir, söz yazıyorum. Hislerimi, içine girdiğim dünyaları kelimelerle aktarmayı seviyorum. Hatta gönül ister ki hayatımı idame ettirecek kadar gelir de elde edeyim bu alanda; hobim, işim olsun. Ama bu alanda yıllardır süregelen bir kararsızlığım var ve belki de bu durum ileriye adım atmamı engelliyor. Yazdıklarımı bir dönem hikaye ile, bir dönem şiirsel anlatım ile bazen ise müziklerle birleştirip sunuyorum, çünkü hangi yolu seçeceğimin kararını veremiyorum. Ve aslında hitap ettiğim veya edeceğim kitle bile değişiyor ve bu devamlılık getirmiyor. Örneklemem gerekirse kendime bir nevi şunu soruyorum “Sen yazar mısın? Şair misin? Şarkıcı mısın?” (Tabii bu sıfatlardan birini üstüme giymem için yolun çok çok başındayım) Açıkçası içimde belli bir yeteneğin olduğunu düşünüyorum, sadece bunu hangi alanda parlatacağıma karar veremiyorum… Hepsini biraz biraz yapınca hiçbir zaman tam olamıyorum. 2010 yılından beri bu sarmalın içindeyim.

Not: Kalemim korku, gerilim kültürü ile şekillendi. Hikaye yazsam da bu kültürü ele alıyorum, şiir veya şarkı olarak yazsam da

Belki bu durumu daha önce yaşamış ve yardım edebilecek birileri vardır.

1 Beğeni

Bence bir sorunun yok. Yazdıkların çok yakın alanlar. Bu çerçeve de gidip gelmen de çok normal olmalı. Biri ile uğraşırken eksik olan kıymete biniyor.

Hatta bence tek sıkıntı bu işe az bile. Yazılımcı, sarkicimi yoksa sporcumuyum gibi sorular olmalı hayatta. Sen salt bir işe yönelik tasarlanmanmis bir alet değilsin ki.

Bence canın o an neyi istiyor neyle mutlu olacaksan onu yap.

1 Beğeni

Uğraşınızı okuyucu, dinleyici geri bildirimleri üzerinden şekillendirebilirsiniz. Böylece hem ulaşmakta zorluk çektiğiniz kitleyi edinirsiniz hem de bu kitle sayesinde uğraşınızda yeteneklerinizi derinleştirip belki profesyonel olarak yapmaya başlayabilirsiniz.

1 Beğeni

Merhaba ürünleriniz kargoya verildiyse endişelenmenizi gerektirecek bir durum yok. Paranızın üstüne yatacak halleri yok teslim edilecektir kitaplar ama hediye çekiniz silinmiştir. Hesapları açarken prime üyelik başlatmışmıydınız?

1 Beğeni

Benim açtığım hesap, sayısı 15 i geçmiştir heralde ama hiçbirinde prime üyelik oluşturmadım.Amazon en çok buna dikkat ediyor Aynı isimde yada aynı ip den giriş yapmış prime üyelikler takibe alınıyor bence. Sonuçta prime üyelik ücretli bir hizmet ve bu şekilde takip edilmesi gayet olası. Kitaplar kargodaysa amazonun geri çağırması gibi bir durum olamaz bence elinize ulaşacaktır merak etmeyin.

1 Beğeni

Ben indirim kodunu almak için aile üyelerinin adlarına da hesap açıp kullandım. Her üyeliğe farklı bir T.C. numarası, farklı mail, farklı isim girdim. 5 kişi olduğumuz için 5 farklı hesap vardı. Hepsinde de 10 ürün %10 indiriminden yararlanabilmek için 1 ay ücretsiz prime üyeliği başlattım. Buraya kadar her şey normal.
Ama iki hesaptan sipariş verdikten sonra siparişlerimi iptal tekrar sipariş vermeye çalıştım. Sipariş verirken bu sefer indirim kodunu kullanamadım. Müşteri hizmetlerine bağlandım durumu anlattım. Bana indirim kodunun ilk sipariş için geçerli olduğunu söyledi. Ben de ilk siparişi iptal ettim tekrardan sipariş veriyorum bir nevi bu benim ilk siparişim sayılacak dedim. Yine de öyle olmadığını bana kodu kullanmam için “yeni üyelik” açmamı söyledi. Ben de yeni iki hesap açıp yine iki aynı T.C. numarasıyla, aynı isimle kayıt olup sipariş verdim. (yine prime aktif ettim) Hiçbir sorun yaşanmadı.

1 Beğeni

Müşteri hizmetleri sizi yeni üyelik açmanız konusunda yönlendirmiş. Demek ki onlar da benim üstte yazdığım şekilde düşüyor buradan çıkardığım sonuç onlarında bu durumu (çoklu hesap, aile hesap vb.) önemsemiyor olduğu…

Yani bilemiyorum bendeki nasıl bir şanssızlıktır. Ne çift ürün aldım ne üç beş ürün neden böyle oldu soramıyorum da. Mail gönderdik deniyor mail yok, kendimi savunmuyor yahut gerekirse hatamı kabul de edemiyorum. Bakalım herhalde gün içinde belli olacak. Canım öyle bir sıkıldı ki hesap kapanmasıyla kurtulabilirsem mutlu olacağım.

Hatta ilerleyen dönemlerde cebimde mutlu olacak. :grin: Bu ay kupon vs derken en az 1000tllik kitap aldım. Fuar vs sayarsak 2bini geçer Amazon kargo ücreti olmadığı için canım sıkıldıkça kitap aldığım biryerdi uzun vadede ayrılığın yarayacağını düşünüyorum.

Can sıkıntısından (duruma olan sıkıntı) çenem düştü, deneyiminizi paylaştığınız için teşekkür ederim destek olmuş oldunuz şuan suçluluk ve amazon tarafından ihanete uğramışlık gibi karmaşık duygular içerisindeyim.

Forumlara genel olarak dert yanmıyorum uzun zamandır, yani eskiden yanardım ve pişman oldum. İçimde tutmaya çalışıyorum genel olarak, ya da esprili bir şekilde geçiyorum üzerinden.

En son sağlıklı nefes alışımın üzerinden 7 sene geçti. Beyin ve vücut dengem o kadar absürt bir yere geldi ki resmen deli saçmasına döndü olay. İlk sağlık problemlerim başladığında sadece mental idi, çok ağır olsa da içimde bir yerde umut vardı tekrar düzeleceğime, eski halime döneceğime dair. Ama daha da ağırlaşıp vücut sağlığım da bozulmaya(özellikle son 7 aydır) başlayınca tüm yaşama sevincimi isteğimi kaybettim. Çok zorluyorum kendimi ayağa kalkmak için(başka çarem de yok çünkü dangalak bir ailede dangalak insanların arasında bir şekilde hayata atılmak zorundayım) ama içimde istek yok. Ben kıskanç bir insanım. Etrafımda sağlıklı insanları gördükçe ister istemez daha da derin bir çukura çekildiğimi hissediyorum.

Kıymetini bilemedim sağlıklı olmanın evet, ama çocuk yaştaydım ergenliğimin sonunda. Yaşıtlarım karı kız peşinde dam üstünde şey yapmaya koşarken benim uğraştığım şeyleri düşündükçe nefes alamıyorum. Açıklamaya çalışsam da ailem işin farkında değil, yeteri kadar ciddiye almıyorlar.

Doktorlar yapabileceğim bu kadar sana diyor. Yapılabilecek her testi yaptırmama rağmen hiçbir şey çıkmıyor her şey normal, çok sağlıklı görünüyorum. Öyle diyor doktorlar.

Sınava gireyim dedim bari onda da bir ton bok püsür apır sapır sorun çıktı. Durum çok vahim. Beyin vücut dengem o kadar saçma bir hal aldı ki, dersin başına oturduğum zaman tuvalet ihtiyacı karın ağrısı guruldama giriyor. Bu otururken oluyor diyelim. Ama yatarken çalışırken olmuyor.(du) Kitap okuyayım desem uzanırken kitap okuduğumda aynı durum oluyor, ama ayaktayken okuduğumda olmuyor.

Bu halde nası bi sınav kazanayım lan ben? Nasıl konsantre olup çalışayım. Zorladım, konuların %30’unu bitirdim. Ama gitmiyor artık. Okumasam diyelim yapacak başka bir şeyim yok vasıfsız işçi olmak istemiyorum. Ama başka da çarem yok. Hoş bu halde nası iş hayatına atılacağım onu da bilmiyorum.

6 Beğeni

Merhaba. Çok geçmiş olsun. Hastalığınıza bir teşhis kondu mu? Teşhis edilmesine rağmen tedaviye cevap vermeyen durumlar mı var? Tam anlayamadım ama bu kadar sorun yaşayıp bir tanı konulamaması en sinir bozucu durum. Fibromiyalji (kas romatizması, yumuşak doku romatizması) hastalığında da sağlıklı görünüyorsunuz ve testleriniz harika çıkıyor ama hastasınız. Bütün vücudu etkileyen bir hastalık. (Fiziksel-ruhsal). Özellikle sindirim sistemini değişik hallere sokar. Hafife alınır ama hiç öyle değildir. Eğer teşhis konulmadıysa bu hastalığı araştırabilirsiniz. Şu an tedavi görüyorum ve baya yol aldım. Eskiye göre daha iyi hissediyorum. Bu hastalık maalesef çevre tarafından anlaşılmadığı için tanıdıklarınız ve ailenizin küçümsemelerine ve aşağılamalarına uğrayabiliyorsunuz. Bu duyguları bilirim… Annem ve erkek arkadaşım sayesinde hasta olduğuma inandım ve diğerlerini de inandırabildim. Çok saçma bir durum, aklıma geldikçe gerilirim hâlâ :slightly_smiling_face:

3 Beğeni

Selam. Konulan tanılar; Şizo-obsesif bozukluk(2015 gibi konulmuştu), anksiyete bozukluğu, irritabl bağırsak sendromu. Tanı var ancak uygulanan tedavi bir işe yaramıyor. İrritabl bağırsak sendromu dediler, araştırdım net bir tedavisi yokmuş kimisi iyileşiyor kimisi çekiyor anladığım kadarıyla. Ben ise ikinci sınıftayım.

Önerilen her şeyi yaptım, ekstra sebep olacak şeylere de baktırdım hormonlara vs. Delirtecek şekilde her şey normal sorunsuz çıkıyor.

Esasında geçen seneye kadar bu kadar ağır değildi.Sadece belli başlı şeyler vardı. Tabii öncesinde mental olarak çok ağır sorunlar olduğu olmuştu ama atlatmıştım bir şekilde. Ne zaman ki Risperdal’ı bıraktım bir dönem kadar, ondan sonra fiziksel olarak da kötüleşmeye başladım. Mental olarak çöktükten sonra bağırsaklarım çok kötü etkilendi. Bir dönem yumurta harici bir şey yiyemedim, günde bir öğün bile zor yiyordum.

Şu an ise bahsettiğim durumdayım beyin vücut dengem çökmüş, birbirine girmiş vaziyette. Ne olduğunu anlayamıyorum artık. Benim için bir gelecek olduğunu düşünmüyorum artık.

Ancak alıştım. Yapacak bir şey yok çünkü.

İlginiz için sağ olun bu arada.

4 Beğeni

Huzursuz barsak sendromunun büyük nedenlerinden biri stres. Anksiyete ve depresyon rahatsızlıklarınızın artmasına ve yayılmasına neden oluyor… Zor bir durum. Psikoloji ne kadar iyi olursa belirtiler o kadar azalır. Psikoterapi, diyet, egzersiz en iyi çözümler gibi duruyor ama bunu herkes yapamayabilir. Uzun bir yol lazım. Öneri sunmak ne haddime ama pes etmeyin. Tüm hastalıkların sebebi stres neredeyse. Bu durumda bencilleşip kendinize odaklanmanız en iyisi. Klişe olacak ama, umarım daha iyi hissedeceğiniz günler yakındır.

3 Beğeni

Stressiz kalabileceğim bir ortamda yaşamıyorum maalesef. Gelecek kaygısı, geçim sıkıntısı da eklenince çok mümkün olmuyor.

Doktora gidip son gelişmeleri aktaracağım son olarak. Bir de belki bir iki farklı doktor denerim. Başka ne yapabilirim bilmiyorum.

Umarım dediğiniz gibi olur ok. Teşekkürler.

3 Beğeni

Psikoloğa gittiniz mi? Psikologdan psikoloğa da çok fark var. Eğer gittiyseniz ve tatmin olmadıysanız doğru doktoru da bulamamış olabilirsiniz. Evet, hayata atılmanız lazım bu kaçınılmaz ama hiçkimsenin sizi anlamadığı, ciddiye almadığı bir ortamda hasta olmamanız imkansız. Sürekli kendinizi ifade etmek, anlatmaya çalışmak ve anlaşılmayı istemek çok yorucu. Önce odaklanmanız gereken bana kalırsa psikolojiniz.

Uzun zaman önce önce psikolojik çöküntüyle başlayan rahatsızlıklarım oldu. Etrafımdaki herkes kendi rahatları yerinde olduğu için hastalıklarımı çok umursamadı. Zaman geçtikçe içinden çıkılmaz, sonuçsuz hastalıklara yakalandım. O kadar hastaydım ki kimseyi inandıramadım. Ya abartıyordum ya da sürekli hastasın denilerek geçiştirildim.

İlk iş psikolojimi toplamak oldu. Ondan sonra da diğer rahatsızlıklarımın üstüne düştüm. Kaç tane doktor gezdim, kaç kere sinir krizleri geçirdim bilmiyorum. İnsan kendi başına gelmeyen bir şeyi anlamakta güçlük çekiyor. Diğer insanların yaklaşımı da bu şekilde. Herkes kendi hayatında bir kaçış bulmuş bir şekilde yaşayıp gününü öldürüyor. Velhasıl, o kadar kendi kendime savaşmama rağmen sonunda şans eseri doğru dürüst bir doktor bulmamla ameliyat olmam bir oldu. Sonra herkes “Ay, gerçekten hastaymış!” dediklerinde de kimseyi yanımda tutmadım. Kendi kendime kalktım. Ameliyattan sonra ne zaman yataktan kalkacak olsam 45 dakika ecel terleri döktüm. 10 adım atıp tualete gitmek için yarım saat daha çırpındım. Geri döndüğümde üç aydır savaştaymışım da her gün kılıç kalkan sallamışım gibi yorgun oluyordum. Otuz gün tavana bakarak yaşadım. Nefes alamıyor, elimle ağzımı denk getiremiyor, yemeği zor yiyordum. Her şey işkence gibiydi. İnsanların aşırı bencil olduğunu o günlerde kavradım. Herkes için önce kendisi var ve sonrası pek de öyle önemli değil. Bu hayatta herkes kendi savaşını veriyor. İnsanlarla uğraşmayı, kendimi anlatmayı, anlaşılmayı, destek görmeyi kısaca kendim dışındaki her şeyden ve herkesten beklentiyi kestim.

Psikoloğa gitmeye devam ettim. O kadar çok doktora gittim ki anlatamam… 2 sene kadar ilaç kullandım ve ilaçlarla hayata bakış açım daha pozitifleşti. Her gün kendimi terazide tarttım. Kusurlu olan yanlarımı, hayata yaklaşım biçimimdeki hastalıklı düşüncelerimi tespit ettim. En sonunda da doktorla konuşarak ilacı bıraktım. Bu yaşadığım zorluklarda ilk önce kendimi çözümledim.

Şimdi kendimde yılgınlık, depresyon vb. şeylerin belirtilerini yakaladığımda ne yapacağıma odaklanıyorum. Kimseden medet ummuyor kalkıp kendimi kendim iyileştiriyorum. Bütün bunlar beni daha güçlü birisi yaptı. Kimseye eyvallahım kalmadı. Kendimle alakalı neler yapacağımı öğrendim. Düştüğümde yardım beklemiyorum. Hemen kalkmaya çalışmıyorum. Düştüğüm yerde kendime biraz zaman tanıyorum. Durup düşünmem ve dinlenmem, yeniden güç toplamam için. Kendimle barıştım ve kendimi kabul ettim. İnsanları kabul ettim. Buna göre yaşıyorum. Eğer üstesinden gelemeyeceğim bir sorunum varsa doktor doktor gezip tedavimi arıyorum. Kararlarımı kendim veriyor ve sonuçlarına da katlanıyorum. Suçlu aramıyorum. Bir suçlu varsa bu artık benden başkası değil.

Çok uzun yazdım ama başarabilirsin. Aradığın güç kendi içinde. Önce kendine karşı sabırlı ol. Kendini çözümle. Bu süreçte psikolojik destek al. İnsanların ne düşündüğü ya da ne diyeceği seni ilgilendirmez. İnsanlar konuşur ama yeterince düşünemez, anlayamaz. Onları duyma veya dinleme. Bu senin hayatın ve yaşayamadığını düşünüyorsan, boğuluyorsan bunun çözümü sende. Kimse senin için bir şey yapma zorunluluğu hissetmeyecek. Sen kendin için bir şeyler yapmak zorundasın. Sen kendin için her şeyi yapmak zorundasın. Bu hayatta “sen” olarak varsın ve başarabilirsin. Pes etme. Bu süreçte hayata geç atılman gerekiyorsa geç atıl ama sağlam bir zemine basarsın. Sürekli sallanan bir köprünün üstünde dengede durmak çok yorucu. Kendine sağlam ve her noktasını kendinin bildiği bir köprü inşa et. Bir gün tekrar sallanmaya başladığında köprü senin köprün, her noktasını biliyorsun. Eskiyen, kusurlu olan, zedelenen yeri bul ve tamir et. Tekrar ayağa kalk. Önce kendine inan. Gerekirse her gün kendi kafana vura vura buna inanmayı öğren.

Az daha yazarsam susamayacağım. Kafanı şişirdiysem kusuruma bakma.

13 Beğeni

2015’den bu yana psikiyatriye gidiyorum.(GATA ve Hacettepe.) Üç kere de hastane de yattım bu sorunlarım ağırlaşmadan önce.(Yani şu an yattığım durumdan daha ağır çünkü fiziksel sıkıntılar da var yazıda bahsettiğim türlü çeşit.) Psikolog ise ücretli olduğundan denemedim. Devletin sağladığı sağlık ocağındaki bir psikolog var ancak çok memnun kalmadım oradan.

Sorunumun elbette bir kısmı psikolojik ama diğer kısmı, yani fiziksel kısmı asıl zorlayan kısmı psikolojik mi yoksa değil mi bilmiyorum. Üstte bahsettiğim tanıyla ilgili herkesin ağzından binbir farklı şey çıkıyor kimse de demiyor ki sorun şu tedavisi şu.

İnternette benim sorunumu yaşayan kişilerin tedavi edilemediğini ömür boyu yaşadık dediğini okudum. Elbette tedavi olduk diyenleri de okudum… Kronik bir durummuş bu. Ancak benim kadar ağır yaşayan birini de okumadım. Sanırım öncesinde psikolojik sorunlara alt yapım olmasından kaynaklı. Şizo-Obsesyon, anksiyete bozukluğu ve irritabl bağırsak sendromu tanıları konuldu. Bir yere varamadık.

Ekstra doktorlara gitmek benim de aklımda. Devletin sağladığı psikologlara gidebilirim. Bir de ekstra neden olabildiklerini söyledikleri şeylere bakabilirim.

Daha nedeni bile tespit edemedim yani neyden kaynaklandığını çözemedim. Psikolojik belirtileri de var üstte bahsettiğim diğer fiziki şeyler de çokça var. İkisi bir araya gelince içinden çıkılamıyor.

İlginiz için teşekkür ederim. Umarım ben de ayağa kalkabilirim.

4 Beğeni

Benim de kardeşim okb li. Devlet hastanesinde (Hacettepe) bir yıl terapi sırası bekledi ancak her seferinde oyalıyorlar. İş dayanılmaz boyuta ulaşınca kendi çabalarımızla terapi sürecine başlamak zorunda kaldık. En temel ihtiyaçlardan birinin bu kadar pahalı ve çoğu insan için ulaşılmaz olması beni çok üzüyor. Umarım aradığınız çözüm bir an önce karşınıza çıkar. Bu başlıkta yazan herkes için bir el uzatabilmek isterdim.

Stres ve sıkıntı genel olarak üzerimizde kara bulutlar dolaştırıyor. Dünya ve Türkiye tarihinde böyle bunalım zamanları çok fazla var. Özellikle sosyal medya yüzünden en kötüsünün bizim yaşadığımız olduğunu düşünüyoruz ancak her zaman vardı bu çirkinlik. Üzerinde çok fazla düşündükçe, bundan nasıl kurtulabilirim dedikçe çözümün bencillik olduğuna ben de karar verdim maalesef. Söylemesi de uygulaması kadar zor, lütfen farkında olmadığınız ama size yük olan insanlar varsa odaklanıp kurtulmaya çalışın. Kolaylıklar diliyorum.

4 Beğeni

Bana pek çok tanı koydular psikoz vs ancak hiçbirinde bu kadar ağırlaşmamıştım çünkü sadece mental değil fiziki ve vücut dengesi bakımından da çöktüm.

Tedaviyi karşılayacak imkanın yoksa el mecbur devlete bağlı kalıyorsun.

İşe girip para kazanabilirsem özel hastanelerde bakıtmayı düşünüyorum bir de.

Aslında şu an aileme kapıcılıkta yardım ediyorum akşama binaların çöpünü atma falan fişman ama oradan direkt elime para gelmiyor.

İlginiz için sağ olun.

5 Beğeni

“Okudukları yüzünden adamın gözleri doldu. Yapabileceği hiçbir şey yoktu. Bir kaç kelime de olsa teselli kelimeleri seçmeyi ve rahatlatıcı cümleler kurmayı denedi ama yapamadı. Çaresizce “geçmiş olsun” dedi ve böyle bir yönteme başvurduğu için kendisinden özür diledi.”

4 Beğeni

Bu tavsiyeleri bir psikolojik danışman adayı olarak ve gerçekten yardım etmek amacıyla veriyorum.

  • Tıp tarafından gerekçesi açıklanamayan bedensel hastalıklar çoğunlukla psikolojik problemlerden kaynaklanıyor. Her ne kadar zor olsa da enerjinizi zamanınızı ve paranızı çözümü olmayacağı büyük oranda kesinleşmiş bedensel sorunlara ayırmak yerine psikolojinizi düzeltmeye harcarsanız sizin faydanıza olur. Zaten sorunlar psikolojiye bağlıysa süreç içerisinde bedensel problemler kalkacaktır.

  • Şizo-obsesif yazmanızdan yola çıkarak sorunun kalıtsal olabileceğini yani ailenizdeki bazı üyelerde de olası benzer sorunlar olduğunu tahmin ediyorum, bu durumda size verebileceğim tavsiye mümkünse çevrenizde sağlıklı olduğundan emin olduğunuz insanlar bulundurmanız yönünde olur.

  • Psikozların tedavisi çoğunlukla ilaç tedavisi sayesinde mümkün oluyor, bu yüzden psikiyatrınız (doktor) ile iletişimi kesmemelisiniz.

  • Kesinlikle mesleğinde belirli seviyede uzmanlaşmış bir psikolog ile görüşmelisiniz. Yazdıklarınızdan yola çıkarak ücreti karşılamanızın zor olduğunu anlayabiliyorum ancak üniversitede öğrendiklerime dayanarak söyleyebilirim ki psikozlar ancak psikoterapi ve ilaç tedavisi ile çözülebiliyor.

4 Beğeni