Edebiyat Üzerine Genel Muhabbet Başlığı

Bu başlık altında, edebiyat bağlamında, yazarlara, türlere, hikâye anlatıcılığına, sanatsal yönüne, edebi sanat ve yaşam ilişkisine vb. ana ve alt kategori ve konulardaki, niteliğe ve niceliğe dair kişisel keşiflerinizi, duygu ve düşüncelerinizi paylaşarak diğer üyelerin görüşlerine sunabilirsiniz.

Başlığın ana odağı dışında kalan forum başlıklarının bir kısmı şöyle:

Liste

Hangi Kitabı Okuyorsunuz?

Beğendiğiniz Kitap Alıntıları

Kitaplar Hakkında Danışma Başlığı

Kitap İçerikleri Paylaşım ve İstek Bölümü

Dilimize Kazandırılmasını Beklediklerimiz

Yeniden Baskısı Yapılan/Yapılacak Kitaplar

Son Aldığınız ve Sipariş Listenizdeki Kitaplar

Yeni Kitap Haberleri

Kitaplarda Bahsi Geçen Kitaplar

Çevirisini Beğendiğiniz Kitaplar

Çevirisini Beğenmediğiniz Kitaplar

6 Beğeni

Yazarların sıkça tekrarladıkları spesifik temalar vardır ya? Hani, yazarın yazınının karakteristik öğelerinden olan, “Acaba bunu sıkça tekrarlamasının nedeni ne olabilir?” dedirten temalar. Hah, işte, o!

O temanın arkasındaki özel nedeni merak edersiniz. Yazarın o temaya sık sık başvurması gizemli gelir, arkasında ne gibi sebepler olduğu merak edilir.

Cevap, beklenilenden daha basit, genel ve köklü bir geleneğin temsiline dayanıyor olabilir.

Mesajın devamı...

Korku ve epik kara fantezi yazarı Clive Barker’ın gözde temalarından biri aklımı bir hayli kurcalarken yine Barker elinden çıkan bir yazıda keşfettiğim gerçek, bana bunu öğretti.

Gizemli gelmiş tema şuydu: Farklı gayelere sahip iki erkek karşılaşır. Taraflardan biri diğerine arzuladığı veya arzulayacağı şeyler vadeder, karşılığındaysa hem ne olduğu hem de maksadı meçhul bedeller ödenecektir. Bedelin muallaklığı anlaşmayı kolay hale getirir. Bir süreliğine taraflar iyi geçinir ya da her şey anında olup biter. Bedel ödeme anı yaklaştığı ya da bedelin ne olduğu öğrenildiğinde taraflar arasındaki ilişkinin boyutu değişir. Taraflar o noktadan sonra ayrı düşer, birbirine düşmanlaşır. Teklifi yapan ve bedelini isteyen tarafın gücü ve yapabilecekleri daha fazladır. Bedel ödemesi istenen -veya ödeyen- hatasından -ya da zararından- dönebilmek için akla karayı seçer. Taraflar arasında ciddi bir mücadele yaşanır.

Tema özüyle böyle. Barker’ın bu temayı farklı hikâyelerinde belli başlı farklarla tekrar ettiği oluyor. Elbette tekrarlanan tek tema bu değil. Fakat karakterler arasındaki çatışmayı dramatik biçimde beslemesi sebebiyle dikkatimi en çok çeken de o tema oldu.

Clive Barker’ın bizzat kaleme aldığı “The Tragical History of Dr. Faustus” denemesini okuyana kadar, bu temanın tekrarlanmasına dair kafamda türlü türlü teoriler döndü. Özel hayatında, geçmişteki ilişkilerinden biri, derin bir iz, bir hayal kırıklığı mı bırakmıştı gibi büyük bir gizemi çözüyormuşçasına heyecanlandıran, altı boş dramatizasyonlardı.

Ve elbette bunun aslı astarı yoktu. Denemenin adından da anlaşılacağı üzere, cevap Faust’tu. Barker’ın tekrar ve tekrar kullandığı tema, merakına yeni düşen Dr. Faust ile ona vaatlerde bulunan Şeytan arasındaki ilişkinin aynısıydı.

Barker, yazıda belirttiğine göre, hikâyecilikte, özellikle korku hikâyeciliğinde yeni ve eşsiz şeyler keşfetmenin güçlüğüne dikkat çekerek eski yolları farklı biçimlerde yürüyerek hem tanıdık hem de taze hikâyeler sunabilme arayışından bahsediyor. Zaten denemeye de, eski hikâyelerin iyisi kötüsü yoktur, onlar tek bir hikâyenin ürünüdür, yenisini yazamazsın, yeniden yorumlamanın yollarını bulursun, ön bilgisiyle başlıyor.

Faust’u ve hikâyesini ilgi çekici bulmasının sebebiniyse, aşılmaması gerekilen sınırı geçmenin ve insanda yarattığı değişimin neden ve sonuçlarıymış.

İnsanın delirme ve/ya ölme riskine rağmen hem kendinin hem de çevrenin dayattığı sınırları aşmak istemesi… Sınırı geçtikten sonra insanda yaşanan köklü değişim… Faust ve Şeytan arasında yaşanan hikâyedeki bu temel arketipleri ve onlarla ne yapabileceği ilgisini çekmiş.

Bu temadan -ve arketiplerinden- ilhamla, yolu tekrardan keşfetmeye koyulmuş. The Damnation Game, The Hellbound Heart ve The Last Illusion gibi işleri de dahil, bu telmayı (yolu) tekrar ve tekrar keşfetmeye çalışmış.

Mesajımın başlarında gerçeğin zannettiğimden daha basit, genel ve köklü olduğundan bahsetmiştim. Yeni keşfettiğim gerçeği hayal gücünden yoksun teorilerimle kıyaslama küstahlığında bulununca gerçek daha özel, müstesna ve kendini yenileyebilen köklü bir geleneğin birikimi gibi geliyor.

12 Beğeni

Nurhan Suerdem’in yazar olma hikâyesi. Bir ayağı, yazar olmaya dair mitselleşen hikâyelerin dışına çıkıyor. Diğer ayağıysa çaba sarf edince, yaş ve zaman fark etmeksizin, herkesin yazar olabileceği görüşünü destekler nitelikte.

5 Beğeni

3 Aralık 2019’da kapımı çalan bir kargo elamanının teslim ettiği İletişim Yayınları’ndan gelen kutudan Maruzatım Var çıktı. Üstünde yazar olarak ismim yazıyordu.

Ne tesadüf, tam olarak aynı tarih benim ilk kez yayınevlerine roman dosyası gönderdiğim tarih. Bu süreç içinde pek çok ret cevabı aldım, biri yayın kurulundan geçemedi ama başka kitaplarınızı da gönderin dedi ve çok sevdiğim bir yayınevi olumlu cevap verdi. Ama hâlâ kesin karar için değerlendiriliyor, ben de bekliyorum.

Değerlendirme süreci ve beklemek çok yıpratıcı olabiliyor. Ama bu seferki yayınlanmasa da ben yazmaya devam edeceğim diyorsanız bir süre sonra sizi fazla etkilemiyor, kendi işinize bakıyorsunuz.

Bir de dosyanın uzunluğu var tabi. Yeni bir yazarın ilk eserine şans verirken maliyet en önemli kriterdir sanırım. Yani gönderdiğiniz kitabı beğenmediler mi yoksa beğendiler ama çok uzun olduğu için maliyetli mi geldi? Bunu bilmek mümkün değil.

Dök İçini Rahatla başlığında gibi oldu ama eklemeden duramayacağım: Neredesin ey malum yayınevi, değerlendirmeniz hâlâ bitmedi mi?

Sanırım 420 sayfalık romandan sonra şansımı bir de 100 küsür sayfalık novellayla deneyeceğim :woman_shrugging:

5 Beğeni

Yayınevleri yeni yazarların roman dışında kısa eserlerini basmaktan imtina eder hep, diye biliyorum.

Ben de son zamanlarda yeni yazarların hep öykü kitabı ya da kısa eserlerini görüyorum. Uzun bir romana pek rastlamadım, bu da bana ekonomik sebeplerdenmiş gibi geliyor.

1 Beğeni

İlginç bir tesadüf olmuş. :thinking:

Değerlendirme aşaması, yayınevinden yayınevine, dosyayı inceleyen kişinin değerlendirme kıstaslarına, trendlerin etkisine vs. gibi pek çok etkene tabii.

Neyin neden reddedildiği gizemini koruduğu için de yazarlar ayrı bir bilinmezlik içerisinde kalıyorlar. Metin mi yetersizdi? Doğru metin, yayın politikaları gereği onunla ilgilenmeyen yayıncıya mı gitmişti? Metin eksikse onu tamamlayacak ne olabilirdi? Yazarın tarzı ve hikâyeyi işleyişi nerede güçlü, nerede zayıf, yazar bunun ne kadarının farkında? Yazar kendi yazınına, tercihlerine ve bunların kavuşmasıyla oluşan metninin başkaları üzerinde yaratabileceği olası etkiye ne kadar hakim?.. Yazarlar, kendilerini ölçümleyemedikleri, neyi doğru, neyi yanlış yaptıklarını da tam kestiremedikleri bir durum içerisinde kalıyor, ister istemez.

2 Beğeni

Haklı olabilirsiniz. İşin içerisinde olmadığımdan yanlış bir şey demek istemem.

Bu arada kolay gelsin.

1 Beğeni

İşin içinde değilim ama bir yayınevi yetkilisi ile girdiğim sohbetten aklımda kalanlar şunlar;
Eğer güçlü bir kitleniz varsa (wattpad ya da sosyal medya fark etmez),
Kitabınızı pazarlama konusunda güçlü gözüküyorsanız (işin içine marka değeri taşıyan isminiz ve ünlü bir sosyal çevre giriyor) ne gönderseniz basılıyor.
Bunun haricinde düzenli olarak dergilerde yazıp adını bir şekilde duyurmayı başarmış çevresi olmasa da yeteneği olan kişilerin şansı ismi hiç bilinmeyen birine göre nispeten daha yüksek.

Öyle ya da böyle kitabı kabul ettirme konusunda bilinirlik göz önüne alınan bir konu. Tabi ki her yayınevi böyledir demek yanlış olur. Neticede yüzlercesi arasından benim iletişim kurduğum sadece 1-2 tanesi. Satacaklarından emin olmadıkları kitap için riske girmek istemiyor olabilirler. Bu çok acı ve okur dünyası adına büyük bir kayıp ama ekonomik sebepler düşünüldüğünde tamamen haksız bulamıyorum yayınevlerini. Belki yeni çıkan, yazar / ilk kitap destek paketleri bu durumu değiştirir de yeni kalemlerle tanışırız bol bol. :blush:

2 Beğeni

Ursula K. ve Charles Le Guin, çiftimiz Ursula’nın aldığı [çikolatadan] ödülünün keyfini birlikte çıkartıyorlar:

6 Beğeni