Hangi Kitabı Okuyorsunuz? (Detaylı İnceleme)

Kirke’nin yarattığı etkiden ötürü ilk fırsatta okuyacağım ama keşke ithaki’den çıksa bu da.

1 Beğeni

Bu daha önce de konuşulmuştu. İthaki’den çıkmasını tam olarak ne için istiyorsunuz bilmiyorum ama kitap çeviri ve editörlük olarak çok iyi durumda bence. Kitabın diğer İthaki kitapları ile uyumu olması veya sadece İthaki’yi sevdiğiniz için de olabilir tabi bu istek. Ona da saygı duyuyor ve hayırlısı diyorum :slightly_smiling_face: Kim hakkını vererek bu tip kitapları basarsa ben arkasındayım.

2 Beğeni

Merhaba,

Alican Saygı Ortanca’ya bu soruya sorduğumda şöyle bir cevap vermişti.

image

4 Beğeni

Evet hem uyum hem sevdiğim için bu istek. Zira kirke de çok güzel iş başardıkları için de görme istediğim artıyor. :relieved:

@Firtinakiran Teşekkür ederim. Umalım da yakın zamanda görelim. :heart_eyes:

2 Beğeni

Bir kahve molasında bitiveren harika bir öykü.

Zweig bence bilinç altında yatan intiharın emarelerini pekçok eserinde gösteriyor. Bu da onlardan biri. Gerçek ya da kurgu tüm seçtiği kahramanlar o veya bu şekilde yaşadıkları zorluktan kurtulmak için şanlı bir ölümü çözüm olarak görüyorlar. Ölmeseler de bir şekilde illa akıllarından geçiriyorlar.

Yoğun ve etkileyici anlatımıyla bu kısa kitap mutlaka okunmalı.

Psikolojik çöküşün, gittikçe kötüleşen ruh halinin müthiş anlatımlarından biri daha.

10 Beğeni

Akhilleus’un Şarkısı’nı İthaki basacaksa, beklemeyi tercih edeceğim. Çünkü Everest’in baskısı 19,5 boyutunda. Ve ben bu boyutu sevmiyorum :slight_smile:

Kadınlar Ülkesini okurken ben de toplum içinde kitabı çıkaramamıştım.

1 Beğeni

Fantastik denince hep bi’ epiklik beklentisi olduğu için bende, bu kitapta da öyle birşey bekliyordum ama öyle bir kitap değil bunu belirteyim. Aksine hikayesi masalsı, dili şiirsel, işlenişi ve olayları tiyatro oyunu gibi çok hoş akıp giden mini minicik bir kitabımız. Okuması kolay, akıcı ve insanı sarıyor. Karakterleri de ilgi çekici ve hemen kendini hikayeye kaptırıyorsun. Bölümler de kısacık olduğu için bir bölüm daha, bir bölüm daha derken bakıyorsun hemencik bitiyor. Bölüm adları biraz üzücü ama. O bölümde ne olacağını söylüyor yahu. :roll_eyes: Karakterlerin isimleri ise çok hoşuma gitti gerçekten.

Buradan sonrasına spoiler ile ayıracağım. Spoiler değil ama ben kitabı okurken görüp hoşuma gittiği için okumayanların, okurken görmesini istediğim kısa birşey yazacağım.

Karakterin isimlerinin oldukları şeyi tasvir etmesi çok hoşuma gitti gerçekten. Genç kız, Leydi, Kralın Oğlu gibi. -Evet bu kadardı. Pekte uzun değil. :laughing: ayrıca kitap boyunca kafamda Leydi karakterin Malefiz, Genç Kız karakterini tate no yuusha animesinden raphtalia olarak canlandırdım nedense. :roll_eyes: resimlerini de bırakayım.

images

4d927232dce5334877148532f525c65b

Puanım ise: 8.5/10

15 Beğeni

Ekim Ayı içinde okuduğum ikinci PKD romanı olan Çığrından Çıkmış Zaman her zamanki gibi Dick’in bildiğimiz gerçeklik sanrılarını ve paranoyaklıklarını içeriyor.

Kitabın ilk yarısı fazla durağan geçse de ikinci yarısı okuru bir bulmacayı yavaş yavaş çözüyor gibi hissettiriyor. Philip K. Dick’in Çığrından Çıkmış Zaman’ı sizi gizemli olay örgüsü ve karakterleriyle hayretlere düşürecek ve aynı zamanda da yaşadığınız hayatın ne kadar gerçek olduğunu bir kez daha sorgulamaya itecek.

Puanım 7/10

16 Beğeni

big-hobbit

Büyük üstat J.R.R. Tolkien’in hobbit kitabını bir kere daha okudum ve büyülendim. ilk okumam herhalde ortaokuldaydı. o zamanlar fantastik türünden bihaber olan bünyemi büyülemişti. geçen yıllardan sonra bu okuyuşumla, filmi sebebiyle aklımda oluşan kötü hobbit imajı dağılıp yerine mükemmel fantastik bir orta dünya imajı tekrar oluştu. kitap yorumuna geçmeden önce bir orta dünya hayranı olarak filminden nefret ettiğimi belirtmek istiyorum. çünkü yüzüklerin efendisiyle kazandığı tüm krediyi hobbiti çekerek ziyan eden peter jacksondan ölesiye nefret ediyorum.

Yorum “Hobbit” film incelemesine ve benim peter jackson düşmanlığıma dönüşmeden kitaptan da bahsetmekte fayda var :grinning: oldukça sürükleyici akıcı yalın ve okudukça insanı içine çeken bir anlatımı var. kitabı okuduğunuzda yüzüklerin efendisinden farklı olarak, bu öykünün bir çocuk romanı olarak başladığını anlayabiliyorsunuz. tolkien’in yumuşak ve hiç bir karakterin kötü olmayan anlatımına alışmış olan bünyem hobbitte bunun daha da naif halini görünce pek yadırgamadım. her yaştan herkesin mutlaka okuması gereken eğlenceli, sürükleyici ve filmini yüzle çarpıp karekökünü alıp tekrar binle çarpan bir kitap.

10 Beğeni

Başlarında sayılırım. O yüzden kitabın geneli hakkında birşey söylemem yanlış olur. Şimdilik güzel ilerliyor. Clive Barker’ın kendine has soyut tarzını çok beğeniyorum.

7 Beğeni

Ben Kirke’i okudum, son zamanlarda okuduğum en akıcı kitaplardan biriydi. 1.5 günde bitirdim kitabı, su gibi aktı resmen. Mitolojiye ufak bir ilgim vardı ama fazla bilgi sahibi değildim. Bu kitapla birlikte bilgi birikimimin de arttığı düşünüyorum.

William Gibson’un Sıfır Geçmiş kitabını okuyan var mı acaba? Konu ve çeviri açısından tavsiye eder misiniz?

0001817915001-1

Philip K. Dick’in “Kozmik Kuklalar” kitabını an itibariyle bitirmiş bulunmaktayım. bünyemde uyandırdığı his daha tazeyken yazmak istedim ve söyleye bileceğim tek şey: İŞTE BU… PKD’in okuduğum bu ikinci kitabı. ilki olan “Galaktik Çömlek Tamircisi” beni pek tatmin etmese de bu kitabına bayıldım. güzel bir konu, güzel bir işleyiş, harika bir anlatım. okurken kendimi bir twilight zone dizisinin bir bölümünde gibi hissettim. bende uyandırdığı hisler anlatılamaz. neden bu kadar sevilen bir yazar olduğunu şimdi daha iyi anladım. üstelik bu en sevilen işlerinden biri bile değil. bu kitabın bendeki etkisi böyleyse diğer kitaplarını düşünemiyorum bile.

9 Beğeni

İthaki Bilim Kurgu Klasikleri serisinden 48. kitap olan Phlebas’ı Hatırla kitabını okudum.

Konu incelemesine geçmeden önce her zaman yaptığım gibi kısa bir özet yapayım. Yazardan okuduğum ilk eserdi bu kitap. Kitabı çok beğendim. Bu seride listemde ilk sıraları zorlayan bir eser oldu. Kitabın çevirisi bana akıcı geldi fakat bazı yerlerde - sayabildiğim 10-11 tane - ufak tefek editörlük hatası vardı. Ama okumayı engelleyen hatalar yoktu. Kitabın karakterlerinden olan Horza’nın kitap kapağına resmedilmesi güzel bir detay olmuş. Ayrıca son kitaplarda olan dağılma sorunu yine olmadı çok şükür.

Kitabın detaylı incelemesine geçecek olursam; bir Değişçin olan Horza karakterinin tutsak olduğu bölgeden kurtarılması ile başlayan uzay operası harika bir şekilde sonlanıyor. Baskın yiyen Horza ve ekibi yine kaçmaya başlıyor ve bu arada uzayda çetecilik oynayan Kraiklyn’nin uzay aracına rastlıyor. Bu araçta kendine yer edinen Horza, bir süre bir şeyler çalarak hayatta kalıyor. İndikleri bir Orbital, Star Wars’taki Death Star gibi bir aletle ile parçalanmadan önce son anda kaçıyorlar. Ekibin çoğunu kaybeden Horza, Kültür’ün ortaya çıkardığı Zihin denen varlığın peşine düşüyor ve macera genişliyor. Fazla bilgi spoiler’a gireceği için burada kessem daha iyi olacak. Gerisini zevkini çıkara çıkara okuyarak öğrenebilirsiniz.

Yazar, müthiş bir dünya yaratmış. Kültür serisinin neden 10 kitap olduğunu şimdi anladım. Daha ilk kitap ve 600 sayfa ama bu dünyanın çok azını gördük. Kitap içinde bir sürü karakter var ama çoğu ölüyor. Demek oluyor ki devam kitaplarında daha güzel maceralar bizi bekliyor. Din, felsefe, evrim konuları teknoloji ile birleşerek müthiş bir uzay operası çıkmış. Yayın evi belli başlı kitaplar yerine bütün seriyi çevirse keşke. Phlebas’ı Hatırla ile birlikte 4 kitabın çevrileceği söylenmişti sanırım. Araştırdığım kadarıyla o kitapların aşağıdaki eserler olacağını düşünüyorum.

  1. Phlebas’ı Hatırla (Culture 1) :
  2. The Player Of Games (Culture 2)
  3. Use of Weapons (Culture 3)
  4. Excession (Culture 5)
  5. Look to Windward (Culture 7)

Ana evreni ilgilendiren kitaplar bunlar sanırım. Ana evren tamamlansa bile yeterli olacaktır ama bakalım bu eserler kaç yıl içinde çıkacak. Fazla uzatmadan puanımı verip incelemeyi bitireyim. Puanım 10/10.

14 Beğeni

Hafız Divanı’nın ilk cildini okudum. Aslında İş Bankası baskısını okumayı planlıyordum ama kütüphanede Ayrıntı Yayınları’nın 2 Ciltlik Hafız Divanı’nı bulunca bu baskıyı okudum. İyi ki de bu baskıyı okumuşum, çok beğendim.

Kitapta şiirlerin hem orjinaline hem de çevirisine yer verilmiş, çok da güzel olmuş. Hem Farsça bilmediğim için hem de Farsçasını okurken çok yanlış okuduğum için kulağıma hoş gelmemesi sebebiyle şiirlerin orjinallerini değil de çevirilerini okudum. Ama çok sevdiğim beyitlerin Farsçasına da zaman zaman baktım.

Divandaki çoğu şiir hoşuma gitti. Bazı şiirleri o kadar beğendim ki Farsça’yı öğrenip bu şiirleri tekrar okuyasım geldi. Buradan çeviriyi beğenmediğim zannına kapılmayın ama. Çevirmen Mehmet Kanar kitabı çok iyi çevirmiş, yapabildiği yerlerde şiirleri kafiyeli de çevirmiş ama bildiğiniz gibi şiir çevirmek roman çevirmeye benzemez, çeviri de kafiyeyi ve ölçüyü tutturamazsınız.

Yayınevini de tebrik etmek lazım. Kitabın sayfa kalitesi ve baskısı mükemmeldi, evladiyelik bir eser basmışlar. Ben bu kitabı dediğim gibi kütüphaneden alıp okudum ama ilk fırsatta satın alıp kitaplığıma koymayı düşünüyorum.

6 Beğeni

Son of A Liche (Dark Profit Saga 2)

Serinin konusu ve ilk kitap hakkındaki düşüncelerim.

Hikaye ilk kitabın tonunda devam ediyor fakat bu sefer çok daha epik bir ölçüdeyiz. Bolca güldürdü ama mizahi yönlerini kitaptan çıkarsak bile geriye çok güzel bir macera kalırdı. İrili ufaklı meselelerin hemen hepsi çözüldü ve aslında serinin sonu olabilirmiş. Tabi bu kalitede olduğu sürece istediği kadar yazabilir, benim için daha iyi.

Kuşattığı şehirdeki askerlere havadan broşür dağıtan, onları undead’e dönüştürdükten sonra anket yaptırıp, pazarlama kampanyası hakkında geribildirim almaya çalışan necromancer an kötümüz ve yardımseverlikte Schindler’i aratmayan banker Gnome amcamız serideki favori karakterlerim.

4 Beğeni

Biz
Tipik bir distopya öyküsüydü benim için. Kurulan güçlü bir düzen,düzene karşı gelen bir grup asi, kendini tüm bunların ortasında bulan baş kahraman. Genel olarak beğendim. Okutturuyor kendini. Dili, çevirisi ilk başlarda bozuk gibi gelmişti ama günlük tarzında yazıldığından sanırım normal bir durum.

Acil Gerçekdışılıkta Maceralar
Ne yazsam nereden başlasam bilemedim. Okudum, okurken devamını merak da ettim acaba ne olacak diye ama ötesi yok. Sevemedim hiç. Tek avuntum kısa bir kitap olup çabuk bitmesiydi.

4 Beğeni

0000000406236-1

Yevgeni Zamyatin’in “Biz” adlı kitabının sonlarına yaklaştım fakat iki kelime yazmadan devam edemeyeceğim galiba. öncelikle distopya ve sistem eleştirisi bu eser, türünün ilk ve en beğenilen örneği olduğunu biliyorum. ben de bu tarzı okumayı seven bir okuyucuyum fakat okuduğum çevirmenden mi yoksa yazarın yazım şeklinden dolayı mı bir türlü kendimi hikayeye veremedim. konu güzel ve ilgi çekici olsa da kitap kendini zorla okutuyor bence. “Biz” kitabını sevenler bana kızmasınlar fakat ilk defa bir kitabı okurken ne kadar kaldı bitmesine diye bakıyorum. yerden yere vurmak istemiyorum. elbette ilgi çekici yanları var. fakat bu alanda bir çok roman okumuşken, bir çok şey anlatıp ama aslında çokta şey anlatmaya bir kitap olduğunu düşünüyorum.

4 Beğeni

İlk okuduğumda aynı bu yazdıklarınızı hissettim. Okuyordum ama anlam olarak hep birşeyler eksikti. Kafamda olaylar, diyaloglar,karakterler tam olarak oturmuyordu. Yazardamı, bendemi sorun derken bir kez daha baştan okumaya karar verdim. İkinci okuyuşumda kağıda karakterleri,mekanları çizerek okudum. İlkine göre bazı şeyler yerine oturdu kafamda ama hala bazı soru işaretleri var. :thinking::expressionless: