@ohyespatates Arkadaşımızın dediği gibi kitabı bitirince filmini izlemeniz çok iyi olacaktır. Ama filmi izlemeden de ufak bir ipucu verebilirim. Bir android o kadar zeki bir hale gelmiş ki isteyebileceği tek bir şey ortaya çıkar! Ama onu da sizin yanıtlamanızı beklerim. Siz bir android olsanız tüm bu insanlığın içinde ne isteyebilirsiniz? 
Bu soruyu düşününce aklıma spoiler tarzı teoriler geliyor o yüzden şimdilik düşünmeyeceğim. Bitince cevaplarım. ![]()
Zaten kitabın da filmin de can alıcı kısmı bu arzudur benim bildiğim. Siz en iyisi kitabı bitirmeye bakın.
Keyifli okumalar.
H.G. Wells - Dünyalar Savaşı bitti.
Tom Cruise’ lu filmi izledikten sonra ve Zaman Makinası’ nı da okuduktan sonra merakla okuduğum bir kitaptı. Zaman Makinası’ ndan aşina olduğum klasik, sizi sıkmayan Wells anlatımı var. Tabii okurken garip gelen durumlar oluyor ama yazıldığı dönemi düşününce hak veriyorsunuz.
NOT: Keşke önce kitabı okuyup sonra filmi izleseydim. 
Yakma Zevki - Ray Bradbury
Kitap beklediğimden de iyi çıktı. İçerisindeki hiçbir öykü sıkmadı, acaba hangi öykü daha iyi diye düşündüm ama cevabını bulamadım çünkü hepsi gerçekten güzel. Özellikle Fahrenheit 451 evreninde geçen öyküler.
Fahrenheit 451 evrenini daha iyi anlamama ve evrenden daha iyi etkilenmeme yol açtı. Fahrenheit 451 okuyan birisi kesinlikle Yakma Zevki’ni de okumalı. Fahrenheit 451 kitabını pek beğenmemiştim ama bu kitabı okuyunca düşüncelerim değişti. Geceyarısından Epey Sonra ve İtfaiyeci öyküleriyle Fahrenheit’ın geçirdiği değişimleri görmek de güzeldi.
Kitabın çevirmeni olan Murat Özbank bence iyi bir iş çıkarmış. Sıkıntılı, anlam bütünlüğü olmayan paragraflarla karşılaşmadım. Gayet temiz, anlaşılabilir bir iş olmuş. Keşke Fahrenheit 451’i de Murat Özbank çevirseymiş.
Merhaba Ben de Harry Potter okuyorum ama tekrar tekrar
Bir de şu yakınlarda Yüzüklerin efendisini okumak istiyorum
Nur topu gibi bir Potterhead’imiz olmuş
farklı kitaplarda da buluşmak dileğiyle, hoş geldiniz.
Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi?
Yani iyi güzeldi ama hakkında okuduğum onca övgüden sonra beklentimin biraz altında kaldı. Mantıksız ve gereksiz bulduğum iki nokta oldu.
Birincisi güya çok zeki olan androidler aslında hiç zeki değil. Hele sona kalan üç tanesi tam aptaldı. İnsandan daha zeki olan üç robotun çok ama çok basit bir şekilde bir insan tarafından öldürülmesi zaten bunu kanıtlıyor. Ve de şu androidleri üretirken kaçmayacak şekilde üretseler aslında hiç böyle kaçak sorunlar da olmazmış.
İkincisi de insanları kontrol altında tutmak için uydurulan Mercerizm dininin sonlara doğru sahte olduğunun açıklanmasının devamında olanları bir mantığa oturtamadım. Rick binanın içindeyken Bir anda Mercer ortaya çıkıyor, yardım ediyor, daha sonra Rick kendini Mercer gibi bir ortamda buluyor falan ne alaka deyip durdum.
Ha yine de beklentimin altında kalsa bile keyifle okudum. Ama en sevdiğim bilim kurgu kitapları listesine koymam bu kitabı. Çünkü okurken ne bir şeyi sordurttu bana ne de bir mesaj verdi. Hele ki en son okuduğum Yıldız Gemisi Askerleri gibi muhteşem bir kitaptan sonra biraz daha gözüme battı bu durum. Biraz da bu kitabın şanssızlığı oldu herhalde.
Henüz kitabı okumadım ama sanki yazdıklarınız spoiler içeriyor.
Bir süredir okuduğum kitaplar hakkındaki düşüncelerimi paylaşmıyordum.
Andrej Sapkowski - Nefret Çağı, Ateşle İmtihan, Kırlangıç Kulesi
The Witcher serisine devam ediyorum. Kitapları tektek incelemeye gerek yok, Elflerin kanın biraz yavaş başladı ama diğer kitaplar daha akıcı hale geldi ve ülke kral karmaşasından biraz sıyrıldı, artık 20 ülke ve kralla ilgilenmemiz gerekmiyor. Kırlangıç kulesini okumaya başlamak için biraz ara verip 2020’de çıkan kitapla arasına çok vakit koymayayım demiştim ama çok dayanamadım.
Seriyi genel olarak bir hayli beğendim.
Dr. Can Çiftçi - Ketofasting
Ketojenik diyeti bir süredir uyguluyordum ama çok detaylı bir inceleme yapmamıştım konu ile ilgili, doğru bildiğim yanlışlar varsa onları yok etmek amacı ile alıp okuduğum bir kitap. Diyeti detaylı ve anlaşılır bir şekilde özetleyip nasıl uygulanabileceğini güzel bir şekilde açıklıyor. Özellikle diyabet hastalığı olan ve fazla kiloları olan kişiler için ideal bir diyet. Kitabı da diyeti de tavsiye ederim
Jack London - Uçurum İnsanları

Witcher arasına koydum bir kitap. Okuduğum baskı Ararat yayınlarının 1973 baskısı. Kitap yazarın İngiltere’nin doğu yakasındaki hayatı bizzat deneyimlemek için oradaki insanlar gibi giyinip, onlar gibi yaşayarak şehrin bu kısmını deneyimlediği süreyi anlatıyor.
Yazar her zamanki gibi içinde bulunduğu durumu gayet güzel betimlemiş, cidden çok kötü durumdaymış 1900’lü yılların başlarında Londra. Ama ben okurken biraz sıkıldığım, konuyu biraz daha hikayeleştirerek yazdığını düşünmüştüm ama öyle değil. Doğrudan makale şeklinde yazılmış ve yaşadıklarını konu konu ayırmış, beni sıkan kısım da bu olmuştu.
Yılmaz Özdil - Mustafa Kemal

Fazla hoşuma giden bir kitap olmadı. Kitabın anlattığı şeyler güzel ancak Yılmaz Özdil’in yazım tarzını hiç beğenmedim. Kitapta Atatürk’ün askerlik dışındaki hayatı anlatılıyor, bu açıdan güzel.
Anlatırken çok fazla konu oradan oraya zıplıyor ve dağılabiliyor konu. Kullandığı üslûbu da beğenmedim, sanki çok yakın arkadaşlarından bahseder gibi sürekli ilk isimleri kullanmış. Cümlelerin yan yana değil de alt alta yazılması da ayrı bir durum. Normal bir yazım şekli kullansa kitap 100 sayfa daha kısalır. Bazı yerlerde çok daha kısa bir şekilde anlatılabilecek şeyleri aynı cümleyi içindeki bir iki kelimeyi değiştirip 10 kere yazarak anlaşmış. Bir de daha detaylı okuma yapmak isteyenler için bir kayça mevcut değil. Pek tavsiye edeceğim bir kitap değil.
Filmini izlediğinizde kitabın değerini anlayacağınızdan eminim. 
Kitabın ismini başlık olarak yazdıktan sonra mesajın kalanını okuyanların olacağını düşünmemiştim. Yine de aldım spoiler içine. ![]()
Filmini de indirdim izleyeceğim ilk fırsatta. Filmin daha güzel olduğu yönünde yorumlar çok fazla var internette. Veya ikisini de ayrı kefeye koyup karar vermek zor diyenler.
Olur mu öyle şey? Burada sizin yorumunuza herhangi bir şey yazmayıp kitabı listesine ekleyen birçok kişi olduğundan eminim. Hatta bazı arkadaşlar hiç üşenmeden teker teker okuyor kitap yorumlarını.
Kitap hakkındaki düşüncelerinize gelince. Bir androidin zeki olmasını hangi ölçütlere bağladığınız çok önemli. Söz konusu androidlerin kaçıp birer insan gibi yaşama arzuları başlı başına bir farkındalıktır. Kitabın genel hattına hakim olan da bu düşüncedir. Zaten PKD androidlerin zekiliğine öyküde çok değinmiyor. Dick daha çok kitaba adını veren soru hakkında düşünmemizi amaçlıyor. Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi? Sizce düşler mi?
Ama dediğim gibi kitaptan sonra filmi izlemeniz fikrinizi değiştirecektir. Bana göre kitap filminden çoi daha iyi.
Adamın tarzı bu. Böyle yazmayı seviyor. Diğer kitapları da bu şekilde yazılmış.
On beş gündür bu kitabı okumaya çalışıyorum. Açıkçası sabredemiyorum, çok aşırı sıkıcı geldi bana. Bu kitabı okuyan var mı? Ne düşündüklerini bana söyleyebilirler mi? Otel Paranoya ile biraz yakalar gibi oldu ama tekrar ilgim kayboldu.

Peter V. Brett - Nüve
İblis Döngüsü serisinin beşinci kitabı Nüve’yi okudum ve böylece tüm seriyi bitirdim.
Olumlu kısımlardan başlayayım. Kitaplar oldukça akıcı ve anlaşılır bir dilde yazılmış, okuması kolay ve keyifli. Yazar kitabın ana karakterlerinin hayatını çocukluk dönemlerinden itibaren detaylı bir şekilde anlatıyor. Bu sayede karakterlerin gelişimini takip edip davranış ve düşüncelerini etkileyen şeyleri görebiliyoruz. Zaman zaman aynı olay farklı karakterlerin bakış açısıyla tekrar anlatılıyor ve bu karakterlerin motivasyonlarını daha iyi anlıyoruz. Kitapta geçen farklı kültürler de güzel detaylandırılmış.
Olumsuz kısımlar arasında ise bence en önemlisi, kitaptaki karakterlerin hikayenin yürüyebilmesi adına bazen karakterlerine uygun hareket etmemesi. Çocukluklarından itibaren gelişimlerini gördüğümüz için bu tür karakter dışı davranışlar çok sırıtabiliyor. Ayrıca, ilk kitapta bence gayet iyi seviyede olan sihir sistemi, kitaplar ilerledikçe karakterlere çok aşırı güç vermeye başlıyor ve adeta Marvel çizgiromanlarındaki süper kahramanların benzerleri ortaya çıkıyor. Bir noktadan sonra kim, hangi sihirden, ne zaman, ne kadar faydalanabilir diye takip etmeyi bıraktım, yazar ne yazdıysa kabullenmeye başladım.
Dördüncü kitaptaki bir bölüm, daha önce hiç görmediğimiz bir karakterin gözünden anlatılıyor ve bu karaktere ilişkin hiçbir bilgi verilmiyor. Kendisini sonraki bölümlerde de sık sık görüyoruz. Bu da kimdi diye düşünüp internetten arattığımda, meğerse bu karakterin gelişiminin yazarın bir novellasında anlatıldığını öğrendim. Beşinci kitapta da benzer bir durum var, kitabın ana karakterlerinden biri başka bir kişiyle çok yakın dostlarmış gibi konuşuyor, ben o kişiyi hatırlayamayınca yine internetten baktım, o da başka bir novella da geçiyormuş. Yazar ana seriye bu karakterleri sokarken en azından özet bir bilgi geçseydi daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Sonuçta ana seriyi okuyan herkes novellaları okumak istemeyebilir. Bizim açımızdan bakarsak, bu novellalar belki de Türkçe’ye hiç çevrilmeyebilir.
Kitapta cinsellik ve şiddet içerikli bolca kısım var ve zaman zaman bunların seviyesi oldukça yükseliyor. Bu açıdan her okura hitap etmediğini belirtmek lazım.
Çeviri ve editörlük açısından seriyi genel olarak başarılı buluyorum. Serinin olumlu tarafları arasında akıcı ve anlaşılır bir dili olduğundan bahsetmiştim, bunda yazarın olduğu kadar çevirmenin de katkısı var. Bununla birlikte dikkat çeken 1-2 detay var. Kitaptaki karakterlerin soyadı yaptıkları işe göre belirlenmiş. Ana karakterlerin soyadları Türkçe’ye çevrilmiş (Paper - Kağıt, Cutter - Ormancı, Inn - Han gibi). Ama yan karakterlerin soyadları genelde İngilizce bırakılmış (Tailor, Watch gibi). Bu belli ki bilinçli bir tercih ama tutarsızlık olarak değerlendirilebilir, yine de beni pek rahatsız etmedi. Ayrıca son kitapta bir sorun olmasa da, önceki kitaplarda, en azından bendeki versiyonlarında, ana karakterlerin soyadlarının da çevrilmediği kısımlar vardı, belki sonraki basımlarda düzeltilmiştir.
Yazar beşinci kitabın bittiği zamandan 15 yıl sonrasında geçen, I Am Olive diye 3 kitaplık bir seri daha yazacakmış. İlk kitabın 2021’de çıkması bekleniyor. Bu seriden farklı olarak genç yetişkin tarzında olacakmış. Yazarın yazım dilini beğensem de, genç yetişkin tarzı bana pek hitap etmediği için muhtemelen okumayacağım. İblis Döngüsü serisinin de beğenmediğim yerleri vardı ama yine de genel olarak keyifli bir okuma süreci olduğunu söyleyebilirim.
Hainish Cylce’ın üçüncü kitabı olan Yanılsamalar Kenti’ni okudum. Ursula’nın mükemmel anlatımıyla ve kurgusuyla su gibi okunan elinizden bırakamayacağınız bir eser.
Kısaca bahsedecek olursam; Kitap hafızasını kaybetmiş bir adamın ormanda yapayalnız ve ölüme terkedilmiş bir şekilde gözlerini açmasıyla başlıyor. Onu bulanlar insanlar onu eğitiyorlar ve ona Falk adını veriyorlar. O sıra dünya küçük gruplar halinde birbirinden uzakta yaşayan ve distopik topluluklardan oluşan bir yer ve dünyanın efendileri Shingler. Kedi gözleriyle dünyadaki insanlardan farklı bir görünüme sahip kahramanımız Falk kim olduğunu öğrenmek üzere Shinglerin yaşadığı yere yolculuğa çıkıyor ve hikaye burada başlıyor.
Her ne kadar Ursula döngüdeki kitapların birbirinden bağımsız okunabileceğini söylese de daha önce sırasıyla Rocannon’un Dünyası’nı ve Sürgün Gezegeni’ni okumak gerek. Kitaptaki kurguya tam anlamıyla hakim olmak istiyorsanız bu kitapları okumuş olmanız lazım yoksa bazı yerler boş kalır. Özellikle kitabın sonlarına doğru Sürgün Gezegeni ile bağlantısını gördüğünüzde okuma zevkiniz daha da artacak.
Söyleceklerim bu kadar. Ursula benim için farklı yeri olan bir yazar. Hayal dünyasına ve anlatımına hayranım. Sıradaki kitap Karanlığın Sol Eli.

Hayaletin Kabusu (Wardstone #7)
Nasıl diyeyim? 6’dan sonra bu kitabın bu denli gergin başlayacağını beklemiyordum. Evet, bir önceki kitapta çok önemli şeyler olmuştu; şimdi gidişat bir anda tepetaklak oldu. Önceki kitabın sonunda bir nebze yavaşlamıştık halbuki. Oradaydık ve şimdi buradayız 
Normalde Wardstone denilince gerginliğin asıl kaynağı canavarlar olur, cadılar olur, bilimum mahlukat olur. Oysa bu kitapta en rahatsız edici nokta “insan”. Mini mini bir Witcher havası oldu birden. Öte yandan bir süredir gerçek hayatımızın gündeminde olan savaş ve mültecilik kavramları da kitabın merkezine oturmuş durumda.
Bitmedi, daha önce görmediğimiz gibi duymadığımız da bir canavar türü bizlere tanıtılıyor. Epey nahoşlar 
Gerim gerim gerilerek başladım bu kitaba. Tek oturuşta 100 sayfa okudum. Ancak ben daha yumuşak bir giriş beklerken tepe üstü çakılmış gibi oldum. Joseph Amca’ya helal olsun.
Buz Ejderhası
Çerezlik, yarım saatte okunabilecek masal tadında bir kitap idi. Basımı ve içindeki resimleri çok güzeldi. 40 dklık filan animasyon filmi de olsa çok tatlı olurdu. Anlatım şekli ise kitap hırsızını andırdı. Ne olacağını bilerek severek okuduğunuz kitapardandı bence.

Francis Bacon’un Denemeler’ini okudum. Ahmet Haşim’in Bize Göre kitabından sonra okuduğum 2. deneme kitabı oldu. Kitaptaki denemelerin çoğu ilgimi çektiği için rahatça okudum kitabı. Yazarın dili beklediğimin aksine ağır değildi. Bu kitapla birlikte deneme türünü daha iyi anladığımı düşünüyorum.

On İkinci Gece’yi okudum. Beklediğimden iyi bir oyundu.






