Bu kitabı ilk kez forumda kitap kulübüne seçildiği zaman görmüştüm. Mesleğimden ötürü adı çok ilgimi çekmişti, merak edip aldım. Kitabı alalı 1 seneden fazla geçmesine rağmen anca okuyabildim. Açıkçası farklı bir kültüre dair kitap okumak hoşuma gitti, daha önce Çin edebiyatına ait bir kitap okumamıştım. Sizi zorlamayan, basit akıcı bir dile sahip. Benim için kısa sayılabilecek 2-3 gün gibi bir sürede bitirdim kitabı.
Kitabın konusu Xu Sanguan isimli karakterimizin Mao’nun zamanında uygulamış olduğu Kültür Devrimi sırasında yaşadığı zorlukları, aile ilişkilerini, geçim sıkıntılarını anlatıyor. Xu Sanguan köydeki arkadaşları vasıtasıyla kan satmayı öğreniyor ve her çaresiz kaldığında kanını satıyor. Yazar Mao dönemine ait zorbalıkları, yolsuzlukları, geçim sıkıntılarını kısa ve öz bir şekilde cesurca anlatıyor. Kitap bizi bazen güldürüyor bazen hüzünlendiyor. Bazı anlarda gerçekten çok hüzünlendim, karakterlere bir şey olacak diye korktum. Bu kadar etkilendiğim başka bir kitap hatırlamıyorum.
Kitabın çevirmeni Erdem Kurtuldu, eseri Çince aslından çevirmiş. Bu konuda çevirmenimizi ve yayınevini tebrik etmek istiyorum. Gerçekten güzel bir iş ortaya çıkmış. Ellerine sağlık.
Hazır konumuz kan bağışıyken sizleri kan bağışlamaya davet ediyorum. Bir kan bağışı yaparak üç hayat kurtarabilirsiniz. Kan bağışı ile ilgili detaylı bilgiye https://www.kanver.org/ üzerinden ulaşabilirsiniz.
Kitap kulübünde tartışılacağı için fazla detaya girmeyeceğim. Dün akşam bitirdim okumayı. Yeni ve eski öykülerin karşımı. Okurken gerçekten zevk aldım. Tavsiye ediyorum pişman olmazsınız.
Honoré de Balzac - Father Goriot. Kendi dilinden okumak isterdim, ama İngilizce çevirisinin Türkçe çevirisinden daha iyi olduğunu düşündüğümden bu şekilde başlamış bulundum.
Yazarın okuduğum ilk kitabı olan Dönüş’ü, hikayede yaşanan ana olayın, Dünya’nın geri kalanındaki toplumlar üzerinde yarattığı etkilerinden yeterince bahsedilmediği, yıldızların bir gece aniden kaybolması gibi büyük bir olayın sanki bir fanusun içinde olup bittiği izlenimi verdiği konusunda eleştirmiştim. Darwinya için ise tam tarsi bir eleştiri yapabilirim. Kitabın 3’de 1’ini bitirdim ama farklı coğrafyaların ve toplumların ana olaya verdikleri tepkilerden ve olayın yarattığı etkilerden hikayenin can alıcı kısmına henüz giremedik. Bakalım ileride ne olacak
UrsulaRen’ deki bir diğer gezegen olan Kış’ taki yolculuğum sona erdi.
Dedikleri kadar varmış. Psikoloji, sosyoloji, politika, felsefe edebiyata nasıl yedirilir ve nasıl okutulur Ursula Abla bunu bize göstermiş. Yine bir yabancılık ve yolculuk hikayesi. Ursula Abla sizi kar ve buzla kaplı bir gezegende üşüte üşüte, titrete titrete dolaştırmasını biliyor. Bazen üzülüyor, bazen sinirleniyor bazen de heyecanlanıyorsunuz. Yine dingin bir Ursula K.L.G üslubu.Ne olursa olsun size bunu sakin sakin anlatıyor sanki.
Tüm bu güzellemelere rağmen eksi tarafları yok muydu? Tabi ki vardı:
Kimi bölümlerde sıkıldığımı hissettim, yalan yok. Lafı uzatıyormuş gibi geldiği anlarda sıkıldım. Okuyunca görürsünüz.
Diğer konular yayın eviyle ilgili:
Artılar: Kitapta neredeyse hiç basım hatası, cümle, kelime yanlışı yoktu(Tebrikler Ayrıntı). Eksiler: Çeviri güzel olmakla birlikte feet, yard, mil gibi yabancı uzunluk ölçüsü birimleri kullanılmış. Bunun yerine -en azından- parantez içinde bildiğimiz birimler şeklinde de verilebilirdi.
(Yanlış bilmiyorsam eğer) Noktalama işaretlerinden sonra bir karakterlik boşluk bırakılması gerekir. Kitapta buna uyulmuş fakat sadece kesme işaretlerinden sonra bırakılmamış ve bu dikkatimi çekti. Belki de doğrusu budur bilmiyorum.
Arthur C. Clarke’ın “2001: Bir Uzay Destanı” kitabını okudum. Öncelikle belirtmeliyim ki Stanley Kubrick’in kült filmini pek beğenmeyen -beğenmeyen demeyelim de durağan bulan- biri olarak, kitabına bayıldım. Arthur C. Clarke’ın neden bilimkurguyu değiştirenlerden olduğu bir kere daha kanıtlanmış oldu. Güzel bir anlatım, iyi bir hikaye ve eşsiz bir kurguyla harmanlanmış sürükleyici bir hikaye. Keşke İthaki başladığı serileri devam ettirse de bu hikayenin diğer kitaplarını da okuyabilsek.
Köpekler İçin Gece Müziği’ni (Faruk Duman) okudum en son. Maalesef hoşuma gittiğini pek söyleyemem. Değişik bir yazım tarzı var yazarın, cümle bitmeden nokta koymak gibi, uzun cümleleri birkaç noktayla parçalara bölmek gibi.
Karanlık bir havası var genel olarak, anlatılan şey karakterlerden çok hikayenin geçtiği orman ve bir türlü dinmek bilmeyen yağmur. Gergin bir yanı da var ve bu anlamda başarılı olmuş yazar, o elle tutulabilir gerginlik ve tekinsizlik durumu romana tat katmış. Yine de bazı benzetmeleri biraz zorlama buldum.
Kurgu namına beni tatmin eden bir şey bulamadım ne yazık ki; kurgu, o gergin havanın hakkını vermemiş bana kalırsa.
Merhaba, 9 aralıktan beri Doruk Ateş’in Mabet isimli kitabını okuyorum ve henüz yarısına gelebilmiş değilim,maalesef son zamanlarda kitap okuma sürelerim uzadı,ve sanırım bu kitap 2019’un son kitabı olacak benim için .Bundan önce okuduğum A.Burak Turan’ın Metruk romanını da yaklaşık 10 günde bitirmiştim.
2019 Arthur C.Clarke En iyi roman ödülünü almış olması sebebiyle merakımı celbetmişti, Eksi Parça telifini alıp basmış, çeviren de Özge Dolunay. Ne yayınevi ne de çeviren hakkında hiçbir bilgim yoktu, her türlü sürprize hazırlıklı olarak aldım kitabı.
Henüz başındayım, bırakın anlatım bozukluğunu bir imla hatası bile olmadan ilerliyor, ne olur böyle gitsin diye dua ederken 13.sayfada küçük bir not kağıdıyla karşılaştım; yayına hazırlarken gözden kaçırdıkları bir hata için özür diliyorlar, hatanın üstüne de elle sticker ile doğrusunu yapıştırmışlar. Baskıdaki bütün kitaplara tek tek elle sticker yapıştırmışlar, okura böyle bir saygıyı en son ne zaman gördüm bilmiyorum, inanılmaz duygulandım…
ilerleyen sayfalarda çeviri ve editörlük konusunda neyle karşılaşırım bilmiyorum ama Eksik Parça’nın çıkardığı kitapları kesinlikle yakın takibe alacağım. Kitaba gelince çok enteresan başladı, aldığı ödül sebebiyle de kötü birşey çıkacağını sanmıyorum ve herkese tavsiye ediyorum
Çocukluğun Sonu’nu okuduktan sonra bu kitaba da başlamayı düşündüm. Çok bilgim yok hakkında, kaç kitaptan oluşuyor ve ithaki daha önce devamı hakkında bir şeyler dedi mi acaba?
Okuduğum 2. PKD kitabı oldu. (İlk kitap Uzaydaki Çatlak).Yine çok beğendim, kısa sürede bitti. Yazarın belli bir tarzı var, yani iki kitaptan çıkarttığım kadarıyla oldukça benzer öge vardı. Okumaya devam edeceğim, önce belli sayıda tekil kitabı okuyup öyle toplu öykülere başlamayı düşünüyorum. Eğer başka bir fikri olan varsa lütfen yazsın. Daha yeni PKD okumaya başladım çok sıkı takip ettiğimde söylenemez.
Çeviri ve editörlük hataları biraz fazla göze batıyor. Çeviriden ziyade 10 kelimeye yakın harf hatasından kaynaklı yazım yanlışı mevcut. Kitap 250 sayfadan kısa olunca göze battı biraz. Onun haricinde kitap boyutu olarak Alfa’nın bu boyutuna hayranım. En sevdiğim boyut olabilir. Bundan sonra ki PKD kitabım ya Dr.Kan Bedeli ya da Androidler Elektrikli Koyun Düşer mi? olacak.
Kitap dini arayış içinde olan, kafası sorularla dolu olan Karl Glogauer’in zaman makinesi ile Hz. İsa’nın son zamanlarına şahit olmak için M.S. 29 yılına yolculuk etmesini ve orada yaşadıklarını konu alıyor.
Kitap geçmişi ve geleceği karışık bir şekilde anlatıyor. Tam olarak bilimkurgu denilebilecek bir kitap değil bence. Bilimkurgu kısmı sadece kitabın başında yaşanan zaman makinesi ile yolculuk yapması. Tarihi kurgu demek daha doğru olur. Kitap 168 sayfa, tek seferde rahat bir şekilde bitirilebilir.
Kitabın çevirmeni Barış Tanyeri, kendisi aynı zamanda Sprawl(William Gibson) serisini çevirmiş. Sprawl serisindeki gibi kalitesiz bir çeviri yoktu. İmla hatalarıyla da çok sık karşılaşmadım.
“Wells’in hiçbir zaman hayal edemeyeceği Zaman Makinesi ’nin ta kendisi.” –Brian Aldiss
Benim kitapta en çok takıldığım nokta kitabın kapağında yer alan bu alıntı. Bana çok iddialı bir yorum gibi geldi. Kitapta bu iddiayı destekleyecek pek bir şey bulamadım.
Kitabın devam kitapları var hatta onları da ithaki basmıştı. Seri tekrar bkklerine eklendiği için yeni basımını bekliyoruz. Daha da bekleriz bu gidişle.
Çocukluğun sonu da güzel bu kitap da güzel. Ayrım yapamadım seride 4 kitap var diye biliyorum. İthaki hepsini basmış eski basımları var ama şu anda diğer kitaplar kara borsaya düşmüş diyebilirim. Çok pahalılar. İthaki bilimkurgu serisinde birçok seri olan kitabı bastı. Örneğin dune serisini de basıyor ama daha bitiremedi. Bu seriyi de ne zaman bitirirler meçhul.
Serinin tek cümlelik tanımını yapmam gerekseydi: “Sırlarla, gizemlerle, entrikalarla, uzayı ve zamanı aşan hamlelerle dolu bir taht oyunu.” derdim. Duygusal olarak fazla bağlanamasam bile gayet zevkliydi, gayet akıcıydı. Bulabilirseniz okuyun derim. 5 kitabın toplamı 1000 sayfanın altında, uzunmuş diye gözünüz korkmasın yani.
İkinci beşlemeyle ilgili duyduklarım pek iç açıcı değil, okur muyum bilmiyorum. Böyle tatmin edici bir finalin ardından seri bir arayı hak ediyor. Belki özlediğimde dönerim.