Hangi kitaptan bahsediyorsunuz üstadım?
Çocukluğun Sonu - Arthur C. Clarke
Kaliteli bir bilim kurgu eserinde olması gereken her şeyi fazlasıyla barındıran, kusursuz bir eserdi.
Hikayemiz soğuk savaş döneminde, bir birine rakip iki mühendisin rekabetiyle başlayıp, bir bilim kurgu kitabı için bile fazlasıyla uçuk yerlere gidiyor.
Hem sürükleyiciliği hem gizemi hem de (en önemlisi) bütün soruları yanıtlamasıyla şimdiden 2020 yılında okuduğum en iyi 10 kitap arasına gireceğinden emin olduğum, muazzam bir eser.
Bu kadar geç okumam benim ayıbımdır. Bilim kurgu seven herkese şiddetle tavsiye ederim.
Kendi iletimi alıntılamıştım.
Cennetin Doğusu - John Steinbeck
Witcher serisinin 5. kitabı Ateşle İmtihanı okuyorum. Seri ilerledikçe olaylar sarpa sarıyor daha heyecanlı olmaya başladı.
Bir de özellikle bu tür uzun seri kitapları okurken yanına bir de çok yormayacak kitap okurum bazen bölüm aralarında bu kitaba devam ederim. İkinci kitap olarak da Şeker Portakalı okuyorum. Witcher yorduysa biraz Şeker portakalı okuyup geri Witcher’a dönüyorum.
Anladım hocam, yukarılara baktım da göremedim.
Bu kitap Şubat ayı alışveriş listemde var, iyi okumalar.
Clive Barker - Cehennemlik Yürek
Uzun süredir fantastik kitap okuyordum araya birden korku kitabı sokmak iyi geldi. Sınavlar dolayısıyla Kılıçtan Taç’ı okuyamadım ben de araya kısa bir kitap koyup okuyayım dedim. Zaten kısa olduğu için olaya çabuk giriyor ve dili kolay hemen sizi içine çekiyor. Yer yer iğrençlikler de var, ama çok ayrıntılı olarak tasvirler yok, yine de bu hayal edebilmeniz için engel değil. Ben kitabı sevdim. Yakın zamanda Dokudünya’yı da okuyacağım inşallah ama o daha ağır olduğu için korkuyorum 
JONATHAN STRANGE ve BAY NORRELL
Aslında çoğu ülkede tek kitap olarak basılan seriyi Alfa üçe bölerek yayımladı, daha önce Türkçe tek kitap halini görmüştüm fakat bu hali renkler olsun boyut olsun daha çok hoşuma gitti. Uzun bir okuma süreci oldu benim için, final haftasında başlayınca çok sağlıklı olmuyor. Sınavlar bittiği gibi 3. kitabı da bitirdim.
Kitabın evreninde sadece İngiltere var demek doğru olur. Zaten sadece İngiliz büyüsü var genel büyü kanısı yok. Tahmin edebileceğiniz gibi kitap İngiltere’de büyünün ortaçağdan itibaren var olup hayat içinde kabul edildiği bir dünyada geçiyor. İngiliz büyüsü 1800 lere gelindiğinde artık bitiyor denebilir. Baş kahramanlarımız 2 İngiliz büyücü devletle beraber hareket ederek İngiliz büyüsünü yeniden diriltmeyi amaçlıyor. Tabii sadece iki büyücü olunca aralarında çekişme olması da kaçınılmaz o olaylarda farklı yerde şekilleniyor. Kitapta büyücülerimiz kötü bir peri kralla mücadele halinde.
Konuya bakınca biraz sığ gelebilir ama kitap içinde anlatılan eski büyücülerin öyküleri, peri diyarında yaşananlar ve peri diyarı tasvirleri, İngiltere-Fransa savaşında büyücülerin yeri ,özellikle Waterloo, gibi olaylar kitaplara güzel bir akıcılık sağlıyor. Biraz sıktığı, fazla uzadığını düşündüğüm kısım kısım yerler oldu ama genel olarak keyifli bir okuma deneyimi olduğu söylenebilir.
Çeviri ve editörlük açısından ufak sorunlar vardı. Çok göze batmıyordu eğer 2. baskı yapılırsa onlar da düzelecektir ama 2.baskı yapacağını pek sanmam daha önce farklı yayınevi tarafından basılmış ve Alfa baskıları D&R 'da 9,95 kampanyasına girmişti. Dikkatinizi çekiyorsa almanızı tavsiye ederim. Son olarak mini dizi var kitap uyarlaması, Alfa kapağı zaten dizinin afişi. Onu izleyeceğim güzel puan almış.
Genel olarak kitaba puanım 7.8/10 Beğendim. 
Londra nehirlerini okumya başladım. Kitap genel olarak çerezlik bir fantazya oluşturmuş gibi geliyor bana. Nedense Neil Gaiman’ın Yokyer’ine benzetiyorum çoğu bölümünü. Ki bölüm yapısı da ayrı bir şikayet sebebi benim için. Akıcı, kendine bağlayan bir yapısı var, güzel bir anlatıma da sahip ama ufak tefek de eksikleri mevcut. Bitince tekrar bir yorum yapacağım.

Murat K. Beşiroğlu’nun Schrödinger’in Papağanı adlı tamamı bilimkurgu olan öykü derlemesini okudum.
Derlemedeki öykülerin hepsi birinci kişi ağzından ilerlediği için çok akıcıydı. Uzaylı istilası, zamanda yolculuk ve paradoks gibi öykülerden hoşlanan arakadaşlar bu derlemeyi mutlaka sevecektir.
Bir Maskenin İtirafları - Yukio Mişima
KR Kitap Kulübü’nün yeni etkinliği için başladığım kitap; ancak yazardan okuduğum ilk kitap değil.
Yazarla ilk kez 2019’da Denizi Yitiren Denizci ile tanışmıştım. Rahatsız edici bir güzelliği vardı. Japonlar’ın animelerinde rastladığım hem insanı irkilten hem de gözünüzü ayıramama durumuna sahipti. Bir Maskenin İtirafları ise bu bakımdan Denizi Yitiren Denizci’yi geçiyor.
Bir büyüme hikayesini okuyoruz. Bir yandan kendi eşcinsel kimliğini keşfeden ve (henüz) onu nasıl yorumlayacağını bilemeyen bir çocuk büyüyor, diğer yanda aşk ve cinsellik her defasında ölümle yüceltiliyor.
Kitabı okuyacaklara burada durup bir tavsiyede bulunmak isterim: yazarın nasıl öldüğünü etraflıca okuyun derim. Çünkü yazarın hayatını okuyunca benim 2 kitabında da karşılaştığım ve söylenene göre diğer kitaplarında da belli bir yer tutan ölümün her çeşidi ve ona yapılan güzelleme başka bir anlam kazanıyor.
Özellikle başkarakter üzerine derin düşüncelere sürükleyen, ölümün kıyısında bir büyüme hikayesi. Merakla okuyorum.
Haruki Murakami - Sahilde Kafka
Okuduğum en kötü kitaplardan biri. Ergen değilseniz sevmeyeceksiniz emin olun.
1Q84’ten sonra tamamıyla bıraktım bu yazarı okumayı. İki karşı cins düşünün farklı farklı evrensel boyutlarda takılıyorlar ama bir şekilde hanım arkadaşımız beyefendiden hamile kalıyor
meşhur trafik polisi gibi saldım küfürleri
Ben imkansızın şarkısı’nda şok olmuştum. Berbattı. Bu daha iyidir diye okudum, bu da bir o kadar berbat. Belki biraz daha az berbattır. 1Q84 de bana bakıyor ama vazgeçtim gibi şu anda okumaktan.
Murakami’nin tarzı o zaten. Hatta Sahilde Kafka’da da sanki bunu anımsatan bir bölüm vardı diye hatırlıyorum. Ha başkaları sevebilir, ama bana hitap etmiyor kesinlikle. Zemberekkuşu’nun Güncesi’ni öveni çok gördüm ama genelde kitapları bu şekilde olduğu için Sahilde Kafka’dan sonra başka kitaplarını okumadım.
Hem Tengo’nun, hem de Aomame’nin iki ay gördüğü, dolayısıyla ikisinin de 1Q84’de tıkılı kaldığı kitabın ilerleyen bölümlerinde açıklanıyor. (Yanlış hatırlamıyorsam Tengo’nun salıncağa çıkmasıyla ortaya çıkıyordu iki ay gördüğü)
Ayrıca Murakami’nin yazdıklarına fantazya denilebileceğini ben de hiç düşünmemiştim. Büyülü Gerçeklik daha güzel bir tanım bence.
‘‘Okumayın. Bu kitap fantastikse biz fantastik falan okumuyoruz ezelden beri. 13 yaşındaki, bu kitaplara ayılıp bayılan ergenleri ise hiç takmayın. Onlara biraz seks biraz kaslı 15 yaşında erkek ver zaten hemen “all time best” :))??’’
Kaba.

Ben, Kirke - Madeline Miller
Kitap, Kirke isimli Titan olan nympha türündeki bir tanrıçanın hayatını anlatıyor. Kirke diğer tanrılar gibi değil, diğerlerinden biraz farklı. Farklı olduğu için de ailesi ve çevresi tarafından biraz dışlanıyor. Zavallı bir hayat süren Kirke, kıskançlıktan ötürü yaptığı bir büyü yüzünden Zeus ve babası Helios tarafından cezalandırılıyor, bir adaya hapsediliyor.
Kitap tam bir mitoloji şöleni gibi. İçerisinde Odysseus, Daidalos, İkarus, Minotauros ve Prometheus’un da hikayesini anlatıyor. Kitabın en zevkli ve akıcı kısımları Odysseus sonrası. Odysseus kısmına kadar benim için biraz sıkıcı geçti ama ondan sonra su gibi akıp gitti. Yunan mitolojisi hakkında biraz bilginiz varsa ve seviyorsanız Tanrıça Kirke’nin hayatını anlatan bu kitabı okumalısınız.
Elimdeki kitap 1. baskıydı ve fazlaca yazım hatası
barındırıyordu. Sanırım sonraki baskılarda bu hatalar düzeltilmiş, kitap hakkındaki diğer yorumlarda pek hatalara değinen olmamış
Kitap her şeye rağmen çok güzeldi. Bu kitaptan sonra bir yandan Assassin’s Creed Odyssey oynayıp bir yandan da Odysseia okuyarak mitolojiye doymak istiyorum.
Murakaminin en sevdiğim eseri Tuhaf Kütüphane. Fantastik kısa bir öykü onu okumanızı tavsiye ederim. Bu kadar kötü bir yazar olduğunu düşünmüyorum. Evet diger kitaplarında cinsellik kullanması beni de çok rahatsız etmişti bir yerde okurken midem de bulandı. Keşke tuhaf kutuphane gibi kitaplar yazsa. 0 cinsellik mis gibi edebiyat.
Beklentinizle alakalı bir durum olduğunu düşünmek istiyorum. Yukarıda bahsi geçen diğer kitaplarından ayrıdır. Kendi tarzının dışında olduğunu dahi söyleyebiliriz. Neden berbat olduğunu düşünüyorsunuz?
Seksten başka hiçbir düşüncesi olmayan tuhaf karakterlerle dolu, bana hiçbir şey katmayan bir kitaptı. Okurken çok rahatsız olmuştum. Ben bu tarz kitapların özellikle 13-18 yaş arası çocuklarımız için sakıncalı buluyorum ne yazık ki.
Bende yazarı 16 yaşında falan keşfetmiştim. Nedenini tam hatırlamıyorum ama çok ilgimi çekmişti (sanırım yazar hakkında yapılan aşırı güzelleme yüzünden) bütün kitaplarını okunacaklar listeme eklemişim. Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonunu alıp 200. sayfada pes edince diğer kitapları da listeden kaldırdım.
Dediğiniz hikayeyi merak ettim ama. Zaten oldukça kısaymış belki kütüphanede bulursam okumayı düşünüyorum.



