Edmond’un rahibin kefenine girip gömülmeyi beklerken adamların ayaklarına gülle bağlayıp suya atmasını, sudaki mücadelesini ve daha sonra saçlarından çekilerek kurtarılmasını hayatım boyunca unutamayacağım. En son böyle hissettiğimde Sefiller’i okuyordum.
Tek solukta okudum orayı ve gülleyi bağlarlarken hala kafamdaki ampul yanmamıştı.
Buranın mezarlığı denizdir… Çok etkileyiciydi ya. Daha sonra bir gemiye çıktı Edmond ve If şatosunda çanlar çaldı. O anda soğukkanlılıkla bir mahkum kaçmış olmalı demişti ya orası da gülümsetti.
Sefilleri okumadım. :(( Gizli Dünyayı izlediniz mi? Brie Larson oynuyor. Orda da bu kitaba gönderme vardı. Spoiler olur diye kardeşim o kısımlarda gözünü kapat demişti ama zaten okumayan anlamaz.
Ya da anlar çok emin olamadım. 
Yüzüklerin Efendisi bitti.Sıkıcı ilerliyor demiştim dün.Tom Bombadil’in bölümü bitince nasıl okuduğumu Anlamadım. 
Sandman yolculuğuna başladım. İlk cilt olan Preludes and Nocturnes’deyim. Morpheus’un cehennemden ayrıldığı sahneyi okudum az önce, tüyler diken diken.
İyi okumalar. 
Duygulandım…
@isos81 Çok teşekkürlerr. İşte bu! 

Dune Mesihi,
Yazar bu kitapta serinin birinci kitabından oldukça farklı bir yol izlemiş. Birinci kitabın sonunda bıraktığımız yerden devam etmiyoruz, bir zaman atlaması oluyor. Birinci kitap siyasi çekişmeler, kültürel temaların oldukça yoğundu ancak bu kitapta hikayenin bir ana karakter etrafında toplandığını görüyoruz. Birçok soru cevapsız kalıyor ve evren hakkında yeni çok az şey öğreniyoruz.
Yazar ne yazıkki ayrıntı verme konusunda oldukça cimri davranmış bundan dolayı kitapta bahsi geçen yapıların Dune Evreni’ndeki konumlarını okurun kafasında oturtması zor olabiliyor. Sadece bir kişinin etrafında geçen bir hikaye değil Dune Evreni hakkında daha fazla bilgi aldığımız bir hikaye beklemiştim.
Yazar neden zaman atlaması tercih etmiş anlamadım açıkcası çünkü 2 kitap arasındaki anlatılmayan bölümden bu kitapta anlatılanlardan daha iyi bir hikaye çıkabilirdi ve bu kitap ile de birleşebilirdi.
Siyasi çekişmeler ve inanç temaları nedeniyle birinci kitabı çok sevmiştim. Bu seride bir dinin nasıl ortaya çıktığını görebileceğimizi düşünmüştüm ancak bu kitapta aradığımı bulamadım açıkcası.
3/5
Dune Mesihi - Frank Herbert, Sarmal Yayınları 1997
Son Dilek (The Witcher #1)
Büyünün Rengi’ni okuyordum aslında ama kitaplığımda resmen gözüme takıldı ve bu şekilde Witcher serisine başladım. Hikaye çekiyor, karakterler müthiş. Gri karakterleri okumayı çok seviyorum. Kitap gerçekten akıcı bir dille yazılmış su gibi gidiyor. 100 sayfa civarı okumuşum ne ara okudum anlamadım.
Ben de bu kitap hakkında sizin gibi düşünmüştüm ama 3.kitabı okurken neden böyle olduğunu anladım ve 2. kitaba bakış açım değişti. Ama yine de 2yi sevemedim ben.3 kesinlikle çok çok daha güzel. Ben de şu an 4.kitabı okuyorum 200 küsür sayfadayım, şu an bile belki 2yi açıp tekrar okusam çok daha farklı düşünürüm. Bu seri çok farklı o kadar bütün ki ve zamanı algılayışı düz ilerlemiyor. 
Daha açık açık fikirlerimi söylemeye korkuyorum spoiler olur diye… Hemen 3.kitabı okuyun. 
Büyünün Rengi için ağustos ortasından sonra okuma grubu olacak. O zaman okuyabilirsiniz bizle birlikte 
Bu kitabı çok beğenmiştim ben. Pek bilinmeyen bir kitap sanırım. Kitaptan klima gibi soğuk hava geliyor resmen, üşüyorsunuz (Ciddi) Herkes kesinlikle okumalı 
Evet gördüm etkinliğinizi ben de katılmayı düşünüyordum 
Kim kandırıyor Yahuda’yı? Kim haklı?
Leonid Andreyev - Yahuda İskariot’u okudum. Yazarın Kızıl Kahkaha kitabı geçen sene okuduğum en iyi kitaplardan biriydi. Yahuda İskariot yazarın okuduğum ikinci kitabı oldu.
En bilinen dini mitlerden biri olan Yahuda’nın İsa’ya olan ihanetini Yahuda’nın gözünden anlatan psikolojik bir hikaye. Andreyev’in Yahuda’sı, sinsi ve yalancı olmasının yanı sıra kendini kanıtlama ve onaylanma arzusunun ele geçirdiği, olabildiğince radikal-realist bir kişiliğe sahip. Yahuda’nın gerçekte neden İsa’ya ihanet ettiği tam olarak bilinmemekte birlikte, hikayemizdeki Yahuda’nın eylemlerinin altında bu kişiliği yatmakta ve biz hikaye boyunca Yahuda’nın bu psikolojisine ilk ağızdan tanıklık ediyoruz.
Sonuç olarak yazarın bu kitabını da çok beğendim. Andreyev kesinlikle en sevdiğim Rus yazarlardan biri oldu.
MORT (DİSKDÜNYA / DISCWORLD #4)
KONUSU
Ölüm herkese gelir. Mort’a geldiğinde, bir iş teklif etti. “Bir torba dolusu çıngıraklı yılandan daha tehlikeli olan insanlardan biriydi” Mort, “Evrenin ardındaki mantığı keşfetmeye kararlıydı.” Ölmenin zorunlu olmadığı konusunda güvence verilince işi kabul etti. Ama daha kariyerinin başında Ölüm’ün çıraklığını yapmanın romantik özlemlerle uyuşmadığını öğrendi: İş işten geçmiş, aşk bacayı sarmıştı!
DÜŞÜNCELERİM
Diskdünya’nın farklı bir serisini denemek istedim ama okuduğum iki Bekçi kitabındaki tadı bundan alamadım. Yapısı bana dağınık geldi, olaydan olaya atladı, hiçbirine kendimi tam veremedim.
Hayatında bir değişiklik arayan Ölüm’ün sahneleri en keyifli kısımlardı. Finalini de beğendim.
Temmuz ayı bitmeden bir kitap daha bitirdim. Yüzüklerin Efendisi’nden sonra okumaya başladığım ikinci uzun fantastik eser olan Belgariad Serisinin ilk kitabı Kehanetin Oyuncağı’nı okudum ve bitirdim.
Nasıl ben @isos81 e bilimkurgu öneriyorsam o da bana fantastik öneriyor ve ben de elimden geldiğince okuyorum. Bu yüzden de teşekkür ederim kendisine.
Kehanetin Oyuncağı kitabını beğendiğimi söyleyebilirim. Yazarın anlatımı çok akıcı. Bölümler meraklandırıcı bir şekilde ilerlediğinden kitabın ikinci yarısını hemencecik bitirdim. Pol Teyze, Bay Kurt ve Garion üçlüsünün dışındaki bazı karakterler de cok iyiydi. Mesela İpek karakterini nedense daha çok sevdim.
Yer isimleri, oluşturulan evren, iyi ve kötü taraflar, ırklar ve karakterler Yüzüklerin Efendisini hatırlatsa da bana Belgariad serisini çok sevdim kısacası. Diğer kitaplar ne zaman biter bilmiyorum ama 2020 bitmeden seri biter diye düşünüyorum. İlk yarısı biraz sessiz geçse de geri kalan kısmıyla heyecanın arttığı belirtmek isterim. Ve serinin ilk kitabı olan Kehanetin Oyuncağı’nı fantastik severlere kesinlikle öneriyorum.

Adam Hart Davis - Pavlov’dan Günümüze Deneylerle Psikoloji kitabını okuyorum. Kitap 19 yy. sonlarından itibaren yapılmış bazı önemli psikolojik deneylere, amaçlarına ve sonuçlarına eğlenceli bir şekilde değiniyor. Kitap ciltli ve sarımsı bir kağıda renkli olarak basılmış.
Gecenin Sonuna Yolculuk’a başladım. Ağır ağır yol alıyorum. Okuyan arkadaşların yorumlarını bekliyorum.
yaşlı adamın savaşı
Daha önce forumda yorumlamış bir kitap olsa da, ben de görüşlerimi bildirmek istedim. Ne zamandır radarımda olan bir seriydi, nihayet ilk kitabı okumuş oldum. Kitap büyük yenilik getirmiyor, klasik bir hikayeye güzel eklemelerle, iyi bir anlatım yakalanmış. Aksiyon dozu yüksek, akıcılığı üst düzey. Yazarın dili bazen lüzumsuzlaşsa da, genel olarak başarılı. Sahneleri kafanızda film sahnesi gibi canlandırabiliyorsunuz, bazen ne ara bu kadar okudum diye sorarken buluyorsunuz kendinizi. Ayrıca ana karakterin espirili yapısıyla ciddiyetini güzel harmanlamış yazar. Diyalogların bir kısmında cidden gülmekten alamadım kendimi. Bazı yerlerde küfürler rahatsız edici olabilir ama askeri bilim kurgu sonuçta, o kadar küfür olacak elbet. Kitabı hiç kendimi zorlamadan, sıkılmadan okudum bitirdim. Sırada devam kitapları var
Kitap anlatım dili, aksiyon dozu ve tür çeşitliliği hariç; bir miktar bitmeyen savaş kitabını anımsattı bana. Yıldız gemisi askerleri kitabını okumadım ama sanırım onunla da epeyce ortak yanı varmış. 2006 yılında hugo ödülü adayı olmuş, ödülü Robert Charles Wilson’ın dönüş kitabına kaptırmış. Genel olarak tavsiye ederim. Özellikle bilim kurgu sevip, henüz okumamışlara kesinlikle öneririm. Güzel vakit geçirmenize ve hayal gücü içerisinde yolculuk yapmanıza neden olacaktır. Herkese keyifli okumalar dilerim.

İthaki devamını ne zaman basar bilmem ama başlamış bulundum. Aynısını Kızıl Mars içinde yapacağım sanırım. Serileri uzun vadede zamana yaymak güzel oluyor bir yerde. (Ben böyle söylüyorum ama tez zamanda devamlarının da gelmesini istiyorum, benim tembelliğim ayrı)
Evet kitabımıza gelecek olursak, bilimkurgu destanlarından birisi olmayı hakeden bir dünya diyebilirim. Hiyerarşi olsun, farklı kökenler, yaratılmış dünya benzersiz. Kitabın 1/3’lük kısmını okudum. BKK serisi içinde okurken beni zorlayan kitaplar arasına da girdi, çünkü evren hakkında çok fazla detay veriyor. Bunu ilk kitap olmasına da bağlayabiliriz. Toplam 10 kitapmis ama sadece ana seri bile basilsa benim için kafi.
Dipnot: Kitabın kağıt kalitesini sevmedim. Dağılmaya müsait bir havası var. Diğer Bkk kitaplarının kapağı bile daha sertti. Dağılırsa çok üzülürüm. Çimentodan falan çalmadan mı bassak ha ithaki. Valla üzülüyorum. :((
Pavlov’dan Günümüze Deneylerle Psikoloji kitabını bitirdim. Birkaç yerde göz ardı edilebilecek çok ufak harf hataları vardı fakat ileriki bölümlerde bir bölümün ilk iki paragrafını yanlışlıkla bir önceki bölümün sonuna kaydırmışlar. Bunun haricinde redaksiyon hatası yoktu.
Ve gazam mübarek olsun. Bugün Sissoylu serisine başlıyorum. Üç kitabı arka arkaya mı okurum yoksa aralara bikaç birşey sıkıştırırmıyım bilmiyorum ![]()








