Kitabı okumadım ama dalga geçmek için yazıldığını düşünmüyorum. Nasıl bizde art niyet düşünülmeden Alman, Arap gibi isimler koyuluyorsa onlar da koyabilir. Kötü düşünmemek lazım.
Don Quijote’yi okudum.
İlk cildini geçen ay, ikinci cildini ise bugün bitirdim. Ciltler arasında verdiğim arayı saymazsak eğer kitabı 12 günde bitirmişim.
Kitap hakkında sayfalarca inceleme yazmak istiyorum ama ne yazsam, bu kitabı övmeye yetmez.
Yıldız Gemisi Askerleri
Heinlein’dan okuduğum ilk kitaptı. Forumdan arkadaşlarla birlikte okuyoruz. Kitapla ilgili ufak bir yorumumu ilgili başlığa yazmıştım, merak edenler için bırakayım;
Lady Anne Susuyor
Saki, okumadan önce ciddi ve biraz karanlık eserleri olan bir yazar gibi geliyordu bana (nedense), ne kadar da farklıymış ve benimki ne kadar da yanlış bir yargıymış öyle.
Borges de girişte çok tüyo vermiyor bu konuda, ben de hikayelere başladıktan sonra hayret ederek okudum ve yazarın diline bayıldım. Müthiş bir espiri anlayışı var, özellikle de Masalcı Amca hikayesinde kahkahalarımı tutamadım. Müthiş bir anlatıcı ve her hikayesi de çok başarılı bir kitaptı. Çok sevdim ve şimdiye kadar Babil Kitaplığı’nda en sevdiğim kitap oldu.
Kardinal Napellus
Meyrink’i de daha önce okumamıştım. Gizemli ve akıcı üç öyküsü bulunuyor. Bana çok hitap ettiğini söyleyemesem de türü dolayısıyla, yine de beğendim hikayeleri. Özellikle Ay Biraderleri başarılıydı ama diğer hikayelerin de içerisine girdim ve sanki oradaymış gibi hissettim. Yazar bu konuda ve atmosferler konusunda bence baya başarılıydı.
Herkese keyifli okumalar dilerim. ![]()
Kesinlikle öyle.
Alonso Quijano, Sancho Panza, Rocinante, Dulcinea… Hepsini fazlasıyla özledim…
Alman, Arap isimlerinin köpeklere verilmesinde art niyet olmadığını nereden biliyorsunuz?
Herhangi bir işlevi yok sadece ortamda bulunan bir karakter ve sadece bir cümlede geçiyor ortam betimlenirken. Hayır dalga geçmek amaçlı değil. Özgün dilinde nasıl bilmiyorum tabii ki.
Uzun zamandır ertelediğim Aeneis (Aeneid) destanına başlayacağım. Jaguar, Türkan Uzel tarafından Latince aslından yapılan çeviriyi kullanmış. O yüzden çeviriye güvenim tam. Kapak seçimi de çok hoşuma gitti.
BEYAZ DİŞ
Yine bir köpeğin yaşamını okuyoruz. Bu bakımdan ‘‘Vahşetin Çağrısı’’ kitabına benziyor ama bu kitabı çok daha fazla beğendim. Konusundan kısaca bahsedeyim; ilk bölümlerde Beyaz Diş daha doğmadan önce yani anne köpekten başlıyor hikaye ve daha sonra asi köpek Beyaz Diş’in doğumu ile birlikte artık Beyaz Diş’in hikayesinin içinde, onun gözünden bakarken buluyoruz kendimizi. Yazar çok güzel bir iş çıkarmış, çok başarılı buldum. Okumanızı tavsiye ederim. Yani şu kadar söyleyeyim bir köpek ile konuşabilsek sanırım ancak bu kadar yazabilirdik 
J. D. Barker/4. Maymun
Okuduğum en iyi polisiyelerden, hatta yakın zaman kitaplarının en iyisi diyebilirim. Uzun süredir ilk kez bir kitabı bırakmakta zorlandım ve gerçekten merak ettim.
Dili çok güzel, anlatımı sürükleyici. Günlük kısımları bence hem dil hem merak uyandırma açısından en başarılı yerlerdi. Son sayfada dahi okuru etkileyecek bir şeyler yazmayı başarmış Barker.
Bu kısım sürprizbozan içeriyor. 4. Maymun katilinin yöntemlerini ve aslında bildiği her şeyi babasından öğrenmiş olması, polis departmanının olay yeri kısmında görevli olması ve kötülüğü cezalandırma amacı bana Dexter’ı anımsattı. Esinlenmiş midir bilmiyorum ama öyle olduysa bile yazar başarılı ve etkileyici bir roman yazmış.
Polisiye seviyorsanız fakat hâlâ bu kitabı okumadıysanız sizi buradan dürterek okumaya teşvik ediyorum çünkü bu durum sizin için büyük bir eksiklik. Polisiyeye ilgi duymuyorsanız yine de beğenme ihtimaliniz yüksek. Okuyup da beğenmediyseniz yakın zamanda adınıza postalanmış bir kutuda nahoş şeyler görebilirsiniz.
Metroda işe gidip gelirken heyecanla okumuştum. Özellikle geçmişi anlattıkları kısımlar (sanırım günlüğüydü) çok güzeldi.
BEN,EFSANE
1976 yılında büyük bir salgın patlak verir. Ardından,sadece geceleri faal halde olan kan emici vampirler ortaya çıkar.Kahramanımız Robert Neville ise, bir yandan evini sağlamlaștırken, diğer taraftan gündüzleri öldürdüğü hastalıklıları imha ederek evine lazım olan ıvır zıvırları bulmaya çalışır.Robert Neville’in en büyük sorunlarından birisi de yalnızlıktır.Bu sebeple durmadan geçmişi sorgular,tanıdıklarını nasıl kaybettiğini hatırlar.Bir gün yaşanan bir olay sonucu salgının sebeplerini araştırmaya başlar…Yanlış bilmiyorsam bu eserin üç farklı sinema uyarlaması var.2007 yılında Will Smith’in de başrolünde olduğu Ben Efsaneyim filmini halen izlememiş olan varsa tavsiye ederim.Kitapta, filme göre ana karakterin psikolojisi çok daha iyi yansıtılıyor.Daha önce Musevi, Hindu, Müslüman ya da ateist olan bir vampir haçtan neden korksun ki?
Son olarak baskıyla ilgili bir şeye değinmek istiyorum.Ithaki Yayınları Bilimkurgu Klasikleri serisinde kitabı kim gözden geçirip düzelti işini yapıyorsa o işi acilen bıraksın.Harf hataları cirit atıyor kitapta.Okurken cinnet geçirdim.
Effi Briest - Theodor Fontane
Effi Briest, ne tutsak ne de özgür. Kıyıda, eşikte, arafta, tetikte. 19. yüzyılda doğan ve günümüze uzanan bir yolda kadının, ataerkin onu hapsetmek istediği duvarların üstünde tehlikeli yürüyüşünün bir temsili. Fontane’ın kapalı bir döngü içinde yazdığı bu anafor roman, aslında kadınlığın iğdiş edilmiş "bildungsroman"ı. Bir yanda “baba ocağı” bir yanda “koca yanı”. Çocukluğun kucağından gotik bir korku atmosferine, ev kadınlığına, uzanan yolda Effi’nin sevgisiz bir dünyada kıyıda mesken tutan titrek bir alev misali süren hayatı, hayatcığı. Bir yanda toprak, ev, patriyarka; diğer yanda su, tutku, özgürlük. Tam ortada bir salıncak. Hava, araf, kadınlık. Ve o iç gıcıklayan his, tatlı bir tehlike.
Fontane, Effi Briest’te kapalı ve açık mekanları, toplumsal cinsiyet kabullenmelerini yansıtmak için kullanırken, bir yandan da Çinli imgesi ile ırkçılık ve mizojinin aslında aynı damardan beslenen ötekileştirme kümesi olduğunu ve hayatın kılcallarına uzanan patriyarkal istilanın ne denli kaçınılmaz olduğunu ustalıkla anlatıyor okuruna. Kadın olarak nefes almanın kıyısında, zina “suçundan” boğularak öldürüldüğü suyun kıyısında delişmen bakışlarındaki parlaklıkla okurunun kalbine dikiyor gözlerini Effi. “Tekinsiz, korkunç, ürkütücü” ve “ev olmayan, yuva olmayan yer” anlamlarını karşılayan “unheimlich” kelimesinin gölgesinde beliriyor asıl cevap: Gerçek evimiz özgürlüğümüzden başka bir şey değil.
Salıncaktan düşüp kendi toprağına hayat veren tüm kadınların anısına bir yel esiyor denizden. Effi gülümsüyor.
https://www.instagram.com/p/CGfTfwAJn13/?igshid=zy31v98yiled

Kitabın adı Bay Uzay Gemisi değil de Bay Plot Twist olabilirmiş gayet. O kadar çok ters köşe olduk ki bir yerden sonra da ters köşe olmamak ters köşeye düşmemize sebep oldu. Ters köşe demiş miydim?
Kitap gerçekten muazzam. New York Times Bestseller övgüleri gibi oldu ama cidden tek bir hikâye için bile bu kötüydü diyemem sanırım. Hepsinde şaşırtıcı bir yan vardı, eğlendiricici bir ironi vardı, düşündürecek bir şeyler vardı.
Aslında her bir hikâyeden yeni bir Love, Death and Robots sezonu bile çıkabilir diye hayal ederek okudum. Olsa ne güzel olurdu değil mi?
Son bir soru bilenlere ve okuyanlara, alfa ile büyülü fener’in toplu öyküleri arasında bir fark var mı?
Teşekkürler. Büyülü Fenerden okudum bir iki harf hatası ve mürekkep problemi vardı. Benim için çok dert değil de alternatifi varken insan merak ediyor.
Rica ederim. Büyülü Fener ile Alfa aynı grubun sanırım. Yani aslında aynı kitabı farklı bir kapakla basmış oldu Alfa.
Evet, şu an alfa’nın sitesini karıştırırken büyülü fener baskılarını da sattıklarını gördüm. Dediğiniz gibi anlaşılan. Bugün de bunu öğrendim :Dd
Bu arada ben de çoğu öyküyü okudum, gerçekten PKD’nin zekasına, hayal gücüne ve kalemine hayran olmamak mümkün değil. Okumadığım birkaç öykü kaldı.
@Howl ve @Blackheart sizi daha önce ikinci ve üçüncü cilt için heyecanlandırmış mıydım?
Kur yapan ayakkabılar, demokrasi talebinde bulunan domuzlar, kendini bitki olduğuna inandıran hayat yorgunları… İnsan etkileniyor :Dd
Yapma @SJack adam, daha fazla kitap alamam xd
@SJack zaten ikinci ve üçüncü cildi sipariş verdim Alfa’dan. Yarın veya öbür gün gelir. Bu iki ciltteki öyküleri de okumak için merakla bekliyorum
Diğer romanların da çoğunu aldım. Yani Pkd’ye ait ne varsa alıyorum
Seviyorum tarzını.








