Daha hiç başlamadın mı
Bakalım yazarın yazım tarzı hakkında ne düşüneceksin ![]()
@isos81 Bir kitap adı verip göz at dedi, sardım bırakamadım ama mecbur ara vereceğim, 900 sayfa yaklaşık, bitmiyor.
Bugün büyük gün, ben de merak ediyorum açıkçası. ![]()
E iyi bari sardıysan, demek ki iş yapar bir kitap. ![]()
Bize de versene hocam kitabın ismini biz de düşelim dibine. Gerçi ben Copper oldum sonunda. Iron olma yolunda ilerlemeden önce 3-5 adam arıyorum dövecek
ondan ismini öğrendikten sonra kenara koyarım kitabı Yol’umu nihayete erdirene kadar.
Ben 100’e geldim. Şu ana kadar iyi gidiyor. Yazım tarzını hiç yadırgamadım ben.
Ben katılırım dedim ama çok yoğunum, bir punduna getirebilirsem bir iki güne başlarım.
Biraz arap atı gibi geç açıldı ama kesinlikle iş yapar. ![]()
@Lorien_archers Yollarım linkini. Iron body’sine kavuşmasını okuduğunda yorumunu merak ediyorum. ![]()
@SJack sen ne yaptın kitabı? Hiç sesin çıkmıyor, yarım mı bıraktın ne yaptın ![]()
Kitaba söz yazdım ‘beni benden alırsan seni sana bırakmam’ diye. Daha gelmedi ki başlayayım. ![]()
Öteki etkinlik için katılmam demişsin o yüzden sevmediğini düşündüm ama başlamamışsın bile ![]()
Körlük beni bitirecek hissediyorum. ![]()
Biraz da okunması biraz zor kitaplar oku bakalım
Aslında zor değil de alışmak lazım.
Zor… farklı noktalama var, dikkatin bir an dağıldı mı kopuyorsun kitaptan
Zorluk göreceli diyelim o zaman. Çünkü ilk okumamda zorlandım ama sonra alıştım, kolay geldi bana ![]()
Işık Ergüden çevirisi gayet iyiymiş bence, şimdi konudaki tüm mesajları okurken yeniden göz gezdirdim. En iyisi bu gibi, çevirmenin değişmesine gerek yokmuş. Muhtemelen tamamen duygusaldır
.
İlginç fikir. Ama roman olarak yazılıp kabul görmüş? O halde ben de roman olarak beğenmeme hakkımı kullandığımı belirteyim sayın cadı
Görüşlerimiz epey paralel ama PoV olarak yazılsa çok daha iyi bir kitap olurdu bende aynı şekilde düşündüm. Ancak yazarın bilinçli tercihi buymuş; yersiz, kimliksiz, bölgesiz vs bir hikaye anlatıp evrensel olmasını sağlamak
PoV seçip yazsa hikaye o karakterin olacak yani.
Yazar aslında bir distopya yaratmış, ama kendi böyle lanse etmiş midir bilemedim. Bilimsel temelleri olmadan çat diye oldu dediği bir körlük epidemisi yazdığı için Bilimkurgu’ya dahil olmaz gibi duruyor önce ama hikaye ilerledikçe dünyanın dönüştüğü distopik durum açık. Distopya da Bilimkugrunun alt türü olduğu için BK ya da ucundan girer hocam
.
Üzerinden birkaç sene geçtiği için kare kare hatırlamıyorum aslında filmi de ama çoğunu acayip net hatırlıyormuşum. Evet ciddi değişiklikler de var aslında ama genel anlamda aslına sadık kalmış, hikaye akışı da tamamen aynı. Bazı yan karakterlerde, onların aldığı rollerde falan ufak değişiklikler var. Çoğu ana chapter hikaye akışında aynı diyebiliriz.
Aslında Saramago’yu da çok ilgilendirmiyor desem aşırı cüretkar bulunur muyum acaba
Yani sen ve Melih yazarla aynı paraleldesiniz aslında, ki bu da eserden aldığınız keyfi maksimuma çıkarmış. Çünkü kritik nokta bu ilk cümlen aslında, yazar konuyu da kurguyu da alt planda ve dekor olarak kullanıyor. Onun ana hikayesi insanlar, dürtüleri, duyguları ve reaksiyonları.
Kitabı bitirdikten sonra başlığın en başından geri dönünce bazı okumadığım mesajlara alıntı alıntı gittim istemsiz, yorum yapmış kadar oldum sanki
Sultana yazdığım son cümleden bağlayayım ben de yorumum olsun.
Eğer karakter odaklı bir okursanız; okuduğunuz kişinin ve olayların etkisini, duygularını, tepkilerini, hislerini siz de o an ve o şekil hissediyorsanız Körlük sizin için güzel bir kitap olacaktır. Saramago bir felakette medeniyeti ne çabuk unutacağımızı oluşturduğu çekirdek karakterleri ile bağ kurdurarak sunan bir stil kullanıyor bence.
Eğer benim gibi kurgu, yaratım, mantık gibi şeylere odaklanan bir okursanız Körlük size göre bir kitap değil maalesef
. Belirli karakterlere bir çeşit sempati bağı kurmazsanız, bazı sahnelerde duygusal olarak yazarın hedeflediği etkiyi almazsanız kitap çok yavan kalıyor. Çünkü yukarıda da dediğim gibi yazar ana hikaye anlatımında çoğu detayı sadece size verip geçiyor, ana amacı bunlar değil. Çoğu ufak şey hiç mantığa uymasa bile kabul etmek gerekiyor, çünkü öyle sunuluyor. Bir sürü ufak mantık hatasını da beraberinde getiriyor bunlar ve takılan biri için hoş olmuyor
. Ama zaten yazar için ana işleyiş karakterlerin duruma verdikleri duygu ve reaksiyonlar, diğer etmenler onun arka planı sadece.
Son olarak Saramago’nun en iyi kitabı bu muymuş bilemedim ama en popüleri bu diye biliyorum. O yüzden biraz “e bu muymuş” olmadım değil
Kitaptan önce filmi izlemiş olmam, film ile kitabın epey paralel gitmesi de muhtemelen tadını ve merak unsurunu kaçırdı biraz. Bence ortalama bir kitap, üstüne seçtiği yazım tekniği ( nokta,virgül ) ve yazım tarzı ( isimsiz karakterler ve ortam ) da hesaba katılınca pek okur dostu da değil. Yine de devamını okurum, beni zorlayan bir kitap olmadı. Ama pek tavsiye edebileceğim bir kitap değim maalesef.
Üç-beş mantıksızlığı da yazayım da yazarın neden kurgu ve hikayeyi ikinci planda kullandığını bu kadar vurguladığım anlaşılsın ( bitirmeyen spoiler ı açmasın) .
Kimse kör gördüm diye arabasını çalmaz abi, düzenli hırsız değilsen napacaksın arabayı
Tek amaç karaktersiz ve sevilmeyecek bir tipi sokmak olaylara.
Karantina ile beraber zorunlu bir tecrit var ortada, bir hapsedilme var. Hapsedilen insanların üstünün/eşyalarının aranmadığı nerede görülmüş? Zaten sonrasında içeride silah çıkıyor bir anda ortaya. Silahın çıkması saçmalık, dışarıda hala polis olduğu bilinirken kullanılması ayrı saçmalık… Sadece kabul etmek lazım ki hikaye ilerlesin.
Bir felaket senaryosunda devletin nasıl despotlaşacığını işlemece de var ama tek temsilcisi Çavuş ![]()
Doktorun karısı gören ablamın gördüğünü belli etmeden konuşması gerekliliği var, kitabın sonuna geliyoruz hala aynı ![]()
Hastaneden ayrılıp sokağa çıktıktan sonra çok fazla minor mantıksızlık var. Hadi karakterlerimiz yeni çıktı ama dünya haftalardır o kaostaysa; yani sokakların bok götürmesi, cesetler vs vs kalanların da hastalıktan kırılması lazım. Bizimkilere bile hiçbişi olmadan geçiyoruz günleri, sadece açlığın etkisi var. Yağmur yağması öyle bir suni hijyen etkisi sağlamaz ama neyse
Böyle kaotik bir ortamda çoktan kör çeteleri oluşmalı mesela, başkalarının hakkını gasp etmeli…Bu kısımlara çok şey yazılır, örnek çoğalır ama yoruldum ![]()
Tabi bunlar yazarın bilinçli tercihi gibi hep. Son tahlilde ben ince ince işlenmiş özel yaratımlı dünya ve olayları seven, bol detay isteyen, bunları ilmik ilmik birbirine geçirip hikayeyi sarmalayan kurgulardan keyif alan bir okurum. Benim sevdiklerimin tersi bol Körlükte ![]()
Katılıyorum her kelimesine
Dediğin gibi gerçekten de, belki o yüzden çok keyif aldık.
Edit: Yorumun çok güzel bu arada. Kalemine sağlık ![]()
Zaten yanlış anlamadıysam kitapta bu adam normalde de meslek olarak hırsızlık yapıyor. Orayı geçtim bence nasılsa adam beni görmüyor, eşgalimi veremez diye şeytana uyabilir.
Bulaşıcı bir körlük var ve körlerden de korkuluyor hastalık kaparız diyerek. Dolayısıyla üstlerinin aranmadan sokulmaları bence saçmalık değil, dışarıda askerler var ama yine Körlük bulaşır diye müdahale edemiyorlar ki bir kör hani sapıklık yapan öldürülüyor korkudan dolayı. Hatta bir bölümde yönünü kaybeden bir köre bir asker yaklaş da sıkalım diye dalga geçiyor. Bu tür kısımları atlamışsın gibime geldi
Yani kör olmayanlar kör oluruz diye kör olanlardan korkuyorlar.
Fantastik okurken ya da bilimkurgu okurken mantık arıyormusun
Bu da gerçeküstücülük akımıyla yazılmış bir kitap. Bunun dışında şehir ne kadar süre sonra tamamen körleşti bilmiyoruz ama bana sorarsan 1-2 gün fazla değil bu süre. Dediğin gibi daha pek salgın hastalık vs başlamamış, sadece bazı yerlerde cesetler var. Kör çeteleri var aslında ama yazar üstünde durmamış, sadece bu durumu koğuşta görüyoruz. Bence yazar kimi kısımları biz okurlara bırakmış. Kendi hayalimizle bazı kısımları kurmamızı istemiş. Ben öyle yorumluyorum. Bir de bizim körlerin bir avantajı var doktorun karısı, onun sayesinde zaten süreç daha kolay geçiyor onlara.
Yorumun için teşekkürler
Bu arada sana Kopyalanmış Adam ve Mağara kitaplarını okumanı tavsiye ederim. Bu iki kitabı sevebilirsin. Yine sevmezsen yapacak bir şey yok ![]()
Kitabın orijinal adı yanlış değilsem (Melih yazmıştı) Körlük Makalesi gibi bir anlam taşıyordu.
Çok daha iyi kitaplar okudum. Kendi ülkesi için yenilikçi ve popüler bir yazar olabilir ama genele bakıldığında ortalama bir iş çıkartmış bana kalırsa.
Evet ama Translate’den çevirttim ben. Çevirisi ne kadar doğru bilmiyorum ![]()
Saramago’nun edebiyatını bir evren gibi görülebilir. Sanki Saramago bu evrenin tanrısı gibi bir yerden bakıyor. Yazım üslubu, işlediği konular vs… dahil yaratıcı tamamen saramago… Gerçeklere alternatif bir bakış açısıyla farklı bakıyor. Bu dünyanın içinde temaları farklı türlerden beslenebiliyor. Edebiyata alternatif bir edebiyat yaratma çabasının bir görüntüsüdür; Saramago. Yorumlarda kendimize göre anlamlardırma açılarımız Saramago evrenine dair bakış açılarımıza katkı sağlıyor. Açıkçası bir türe göre adlandırılmayı Saramago’nun hiç umursadığını pek sanmıyorum. Hatta rahatsız eden bir anlatımı olması da en umursadığı umursamazlığı olabilir.
Bu alternatif edebiyat üslubuyla beraber ilerde daha çok kişiye ilham olacağı düşüyorum. Saramago’nun yarısından fazla kitapları okumuş bir okur olarak genel düşüncelerimi söylemek istedim. Ben de kendisiyle ilk Körlük kitabıyla tanışmıştım. Dinamikleri birbirinden farklı 3 yaşamı bir kitapta eriten Baltasar ve Bilimunda ile alternatif tarihsel bir din gerçeklik tadıyla İsa’ya Göre İncil kitaplarını daha fazla etkileyici bulmuştum. Tabi detaylara göre okurların daha çok etkilendiği kitaplar farklı olabilir. Başka kitaplarını okuyarak deneyimlerinizi ve bakış açılarınızı zenginleştirebilirsiniz. ![]()
Boşlukta bakayım bi, inceleyeyim. Dün akşam yabancıların yorumlara da bakındım sonra biraz, tüm akşamı Saramago ile geçirdim
Ama olamadı gibi ya bana.
En çok bu kitabı gördüm hatta öneri olarak.