KR Kitap Kulübü Soru Cevap #2 - Mehmet Berk Yaltırık


(Cem) #1

Merhaba KR Kitap Kulübü sakinleri.

Kulübümüzün dokuzuncu etkinliğinde Mehmet Berk Yaltırık’ın İthaki Yayınları’nın yeni yerli spekülatif kurgu dizisi Pangea Kitaplığı’ndan çıkan romanı "Istrancalı Abdülharis Paşa"yı ağırladık. Tüyler ürpertici hikâyesini deneyimledik.

Şimdiyse sıra yeni özel etkinliğimize geldi. Burada yazara hem kitabıyla hem de genel olarak edebiyatla ilgili sorularımızı yönelteceğiz. Kendisi de bu pazar (30.06.2019) günü forumumuza konuk olarak gün boyu sorularımızı yanıtlayacak.

Sizlerden ricamız, etkinliğimiz keyifli geçmesi açısından sorularınızı açık ve net olarak yazmanız. Aklınıza geldiği sürece bu başlığa şimdiden merak ettiklerinizi yazmaya başlayabilirsiniz.

Mehmet Berk Yaltırık’a davetimizi yanıtsız bırakmayıp KR Kitap Kulübü’ne konuk olacağı için şimdiden teşekkür ediyoruz.

Sorularınızı merakla bekliyoruz!


(Emrecan Şuşter) #3

Selamlar. Yazılarınıza hazırlanırken ne tarz kaynakları okuyor, inceliyorsunuz? Nasıl yazmaya başladınız? Neden bu tarza ilginiz var? Kendinizi on yıl sonra nerede görüyorsunuz diyerek klişe sorularıma bir final yapayım :stuck_out_tongue: Bir süredir yazdıklarınızla ilgiliyim, bir gün karşılaşırsak sizinle oturup konuşmayı isterdim.


(m) #4

Merhaba✨

  • Ana karakterler dışında ilgimi en çok çeken ve bakış açısını merak ettiğim karakter Ismihan’dı. Ilerleyen çalışmalarınızda Ismihan’ı görür müyüz?
  • Kitabın sonlarında geçen, Paşa’nın söylediği Eflaklı ihtiyarı anlatan meşhur kitap hangi kitap?

(Ahmet Hakan) #5

Kitap yazmaya nasıl, hangi sebeple başladınız? Kitap yazmak için ‘‘ilham perisi’’ bekliyor musunuz yoksa düzenli olarak üzerinde düşünüp, çalışıyor musunuz? Kitap yazmak hayatınızda ne tür değişikliklere yol açtı? Yeni yazar adaylarına kendilerini geliştirmeleri için önerileriniz nelerdir?
Cevaplarınız için şimdiden teşekkürler :slight_smile:


(Ufuk ) #6

Selamlar Üstat,

  1. Nasıl bir üretim yöntemin var? Üç gün kapalı kapılar ardında, sadece su ve ekmek kırıntısı ile beslenip ancak 10,000 sayfa yazdıktan sonra mı odaya güneş ışığı girmesine izin veriyorsun? Yoksa her gün disiplinli bir şekilde 1,000 sayfa yazıp bir sonraki gün kaldığın yerden devam ederek zamana mı yayıyorsun?

  2. İlk önce hikaye mi beliriyor aklında yoksa karakter mi? Hangisi başlangıç noktanı oluşturuyor? Karakteri mi hikayeye yerleştiriyorsun, hikaye mi karakteri çağırıyor?

  3. Öyküden romana geçişin nasıl oldu? O zıplamayı gerçekleştirmek isteyenlere tavsiyelerin nelerdir?

Yanıtların için şimdiden teşekkürler. :slight_smile:


(M. Ihsan Tatari) #7

Selamlar Mehmet,

  • Abdülharis Paşa’yı daha önce bazı öykülerinde de kullandığını söylemiştin. Kendisiyle ilgili daha fazla şey okumak isteyenler bunlara nereden ulaşabilir? Başka hangi öykülerinde yer alıyor paşamız?

  • Kitaplarını yazmayı tamamladıktan sonra nasıl bir yol izliyorsun? Onları bir süre nadasa bırakıp tekrar dönüş yapıyor musun? Ya da tavsiyelerine güvendiğin, taslağını okutup fikirlerini aldığın insanlar var mı?

  • Kitaplarını yazmaya başlamadan önce her şeyi en ince ayrıntısına kadar belirliyor musun? Yoksa sadece bir fikirden, karakterden ya da sürprizli bir sondan yola çıkıp kendini akışına mı bırakıyorsun? Bununla alakalı bir başka sorum da kitabının ortasına ve sonuna geldiğinde başa dönüp bazı şeyleri değiştirdiğin oluyor mu?

  • Ufukta yeni roman ya da öykü kitabı var mı? Varsa yine tarihi kurgu mu olacak? Korku alanında da bir şeyler görebilecek miyiz senden?

Sevgiler.


(Devrim Beyaz) #8

Merhaba Mehmet Bey,

  • Kitaplarınızda genel olarak Osmanlı dönemi kahramanları göze çarpıyor. Daha eski dönemlere dair hikayelerinizi kitaplaştırmayı düşünüyor musunuz?

  • Ailenizin, arkadaşlarınızın ve kayıp Rıhtım’ın eserlerinize katkısı olduğunu düşünüyor musunuz?

Cevaplar için şimdiden teşekkürler.


(oh, hi mark!) #9

Merhaba. Son dönemde sayıları iyice artan kitap uyarlaması filmler ve diziler hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyim? Bu durumdan memnun musunuz? Son olarak en beğendiğiniz kitap uyarlaması filmi öğrenebilir miyim? Teşekkürler şimdiden.


(Cemalettin Sipahioğlu) #10

Öncelikle hoş geldiniz.

Sormak istediğim sorular şöyle:

.1. Uzmanlık alanınız ve hikâyelerinizi besleyen unsurlar gereği sözlü gelenekle ilgilisiniz. Fırsat bulunca siz de ağızdan ağza anlatılagelmiş eski hikâyeleri sözlü geleneğe uygun biçimde anlatıyorsunuz. Hikâyelerinize kaynaklık eden sözlü geleneğin yazılı hikâyeciliğiniz üzerinde daha başka etkileri (üslupsal, dramatizasyon, karakterizasyon vs.) var mı?

.2. Bazı hikâyelerinizde karakterlerin kendi varsayımlarına göre türemiş bir takım efsanelere/arzulara/tutkulara göre eyleme geçmesi söz konusu. Maceları zannettiklerinden daha karmaşık ve umdukları gibi mutlu etmeyen gerçeklerle yüzleşmelerini konu ediniyor.

Bu yapıya göre değerlendirecek olunursa, bazı hikâyelerinizi altmetin bağlamında, sebep-sonuç ilişkisini gözeten ve ayakları yere basan modern hikmet hikâyeleri gibi algıladığım oluyor. Amaç ve sonuç bağlamında siz hikâyelerinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

.3. Doğaüstüyü işlerken hikâyeyi -kendi gerçekliğinde- daha sahici kılabilmek için bazen doğaüstünün insana özgü motivasyonlarla eyleme geçmesi ya da insanların arasında yaşamak için çevresine ve çağa uyacak biçimde hareket ettiği gözleniyor.

Bunu pratik ve etkili buluyorum. Bu dokunuşlar yazarken, hikâyenin oluşum esnasında mı ortaya çıkıyor yoksa kendinizce geliştirdiğiniz hikâyecilik prensipleri gereği mi anlatıma ekleniveriyor ya da her ikisi birden mi?

Cevaplarınız için şimdiden teşekkür ederim.


(Cem) #11

Merhaba,

1- Şahsen Abdülharis Paşa’dan sonra en çok ilgimi çeken karakter İbro oldu. Bu karakterin söylemleri ve davranışlarının hikâye üzerindeki etkisi çok fazla. Özellikle bir yerden esinlendiniz mi? Siz İbro’yu roman içinde nasıl değerlendiriyorsunuz?

2- Asil ve Güldem araştırma ilerledikçe öğrendikleri hakkında yer yer “sanki film gibi” diyor. Ben de okurken ülkemizde bu kitabın filmi çekilse nasıl olurdu diye düşündüm. Mihaila Hoca’nın vurguladığı gibi bu kadar içerik varken Türk korku sinemasının hâlâ böyle sığ kalması üzücü.

Siz Türk korku sinemasının günümüzdeki hâli ve geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

3- Ve can alıcı soru… Istrancalı Abdülharis Paşa’nın filmi çekilecek olsaydı baş karakterleri kimlerin oynamasını ve filmi kimin yönetmesini isterdiniz?


#12

Mehabalar.
Istrancalı Abdülharis Paşa’yı zevkle okudum, kaleminize sağlık. Abdülharis karakterinin hikayesinin bir kitapla sınırlı kalmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu romanın devamını yazmayı düşünüyor musunuz? Yoksa karşımıza tamamen farklı karakterlerin olduğu vampir / gulyabani / ecinni / kabadayı hikaye ve romanlarıyla mı çıkacaksınız? Son olarak sormak istediğim yeni kitabınızın ne zaman çıkacağı. Umarım çok beklemek zorunda kalmayız. Cevabınız için şimdiden teşekkürler.


(Elif ) #13

Hoş geldiniz demeyeceğim, sizi Rıhtım’da çok defa gördük.^^
Dergi ve fanzinlerle öykülerinizi paylaştığınızı biliyoruz. Sizin bu neşriyatlar hakkındaki fikirlerinizi nelerdir? Takip ettiğiniz ve önereceğiniz yayınlar hangileridir? Bu yayınların edebiyatın mutfağı olduğu fikrine katılıyor musunuz?


(Mehmet Berk Yaltırık) #14

Merhaba. Genelde dönem hikayesi yazıyorsam o dönemle ilgili yapılmış araştırma ve tezleri, başka kaynakları tıpkı bir ödev araştırması gibi tek tek tespit edip inceliyorum. Eğer folklorik bir konuysa halk inançları alanındaki araştırmalara, sözlü derlemelere bakıyorum. Bu tarzın ilgimi çekmesinde halk anlatılarının abartıya da açık, hayalgücünü kısıtlamayan yapısı etkili oldu sanırım. On yıl sonra kendimi yine Edirne’de yine yazarken görüyorum :slight_smile: Etkinliklikler dışında yolunuz Edirne taraflarına düşerse haber verirsiniz :slight_smile:


(Mehmet Berk Yaltırık) #15

Merhaba. İsmihan’a ait üç öykü taslaklarımda vardı ama Abdülharis öyküleri gibi yazmaya fırsatım, zamanım olmadı pek. O öyküleri belki bir gün yayımlarım. Eflaklı ihtiyar diye bahsettiğim kişi meşhur kontumuz, kitap da Stoker ustanın yazdığı "Dracula"dır :slight_smile:


(Mehmet Berk Yaltırık) #16

Merhaba. Önce hikaye, sonra roman yazma düşleri kurmamla başladı. Hikâyelerimi yazarken basılması bir yana internet sitelerinde yayımlanmasını, başkalarının okumasını bile hayal ederdim sadece. Uzun seneler arkadaş ortamında gece toplanmaları haricinde pek insanlar haberdar olamadı -eğer yazarken falan görmemişlerse-. Zaman içerisinde yayımladıkça, roman taslakları üzerinde çalışmaya başladım. Hep bir ilgim olmuştur diyebilirim.

İlham perisi daha çok fikri aşamasında bir taslağın doğuşunu sağlıyor. Daha sonra o dosya bir kenarda yıllar içerisinde kısa kısa notlarla, araştırmalarla, öykü akışının şekillenişiyle hazırlanıyor. Bu durumda olmayan ama sadece birkaç ibaret taslaklarım da var tabii. Yazma ve oluşturma aşaması ilhamdan çok sabır ve disiplinle alakalı.

Kitap yazmanın beni yeni yeni maceralarımı, anlatılarımı insanlarla buluşturması açısından görece daha mutlu hale getirdiğini söyleyebilirim. Yüz yüze görüşmediğim birçok kişiyle bağ kurmamı, uzaktan da olsa konuşmamı sağladı. Yeni anlatıları sandıktan çıkarıp çıkarıp onlara ulaştırmam için meşakkatli yazı boğuşmalarına tekrar tekrar teşvik ediyor bu husus. Yorucu ve üzücü detaylar pek göze batmamaya başlıyor.

Dosya ve kitaplarınızı muhakkak başka bir gözün eleştirmesi, hatta öykü yazan tanıdıklarınız varsa birbirinizin öykülerini okuyup yorumlamanız hem eksikleri görmede hem de kurgudaki detayları fark edebilme açısından önemli diyebilirim. Bir yandan yayımlanmasa bile sıklıkla yazmak ve yazılanları okumak benim uzun yıllardan beri yapmaya çalıştığım bir metot, hala da vakit yoğunluğuma karşın birbirimize öykülerimizi okuttuğum bir arkadaş grubum mevcut.


(m) #17

Umarım yayınlandığını görürüz yakın zamanda :slight_smile: . Hatta araya girmişken tekrar bir sorum daha var öykü derlemesi yayınlamayı düşünüyor musunuz?
Aaa Dracula tabi. Daha az bilinen bir kitaptır diye düşünmüştüm meğer en meşhuruymuş :grinning:
Teşekkürler :slight_smile:


(Mehmet Berk Yaltırık) #18

Selamlar. İki-üç günde bir belirli sayfaları kapsayacak şekilde yazıyorum. İş yoğunluğumdan ötürü ve okuduğum kitaplar, izlediğim-dinlediğim bazı yayınlar vs. olduğundan saatlerce kapanıp çalışma imkanım olmuyor. Öykü yazarken olsun roman yazarken olsun yazmadan önce -eğer son gönderim tarihi vs. söz konusu değilse- muhakkak dinlenmeme dikkat ediyorum. Çalışma şartlarım müsaade etse bile muhtemelen odaya kapanıp yazacağım yine dört-beş saati aşmazdı zannediyorum :slight_smile:

Hikayelerde bazen olay bazen de karakter beliriyor kafamda. Mesela bir eşkıya tipi canlanıyor, bir bölgeye ve kültüre has, oranın giyinişini, konuşmasını yansıtan. Hemen akabinde onun hikayesi gözümde canlanmaya başlıyor, işte gençken nasıldı, ne oldu da o hale geldi vs. Sonra yine o bölgeye göre yaşayabileceği gariplikler ve acayipliklerle yolunun nasıl kesiştiğini hayal ediyorum. Eğer olaydan hareketle yazıyorsam öyküyü -aklıma gelen bir musallat motifine göre diyelim, bu olaya en müsait bölgeyi, mümkünse dekor olarak kullanacağım siyasi ve kültürel koşulları hayal ederek kurguluyorum. Bazen hikaye karakteri, bazen de karakter hikayeyi çağırıyor.

Öykülerimi ilk yazıp yayımlamadan öncesinde de roman taslakları yazardım. Hikaye yazdığım gibi sadece romanlaştırmayı düşünerek yazıp dosyaladığım hikaye konuları da vardı hep heybemde. Bunu bir zıplama olarak görmemek lazım. İkisi de kendine has, ayrı türler. Biri diğerinin öncülü veya ardılı değil kanaatimce. Ben ikisine de ilgi duyuyordum.


(Mehmet Berk Yaltırık) #19

Merhaba İhsan abi. Merak edenler Abdülharis Paşa’nın diğer öykülerini okumak için benim blogumdan “Şerruh Paşa’nın Sırrı” ve “Varkolakların Gecesi” adlı 19 bölümlük tefrikamı okuyabilirler.

Dosya tamamlandıktan sonra fikirlerine güvendiğim bir-iki arkadaşıma muhakkak okutuyorum ben de biraz dinlendikten sonra tekrar göz gezdiriyorum.

Yazarken genelde konunun akışı ve bitişindeki temel noktalar belli oluyor. “Böyle böyle olacak, şöyle bitecek” diye ancak detaylı olmuyor. Eğer yazım aşamasında aklıma daha cazip bir fikir geldiyse değişiklik yapabiliyorum. Mesela romandaki bazı tipleri ve olayları çıkarabiliyorum veya farklı şekillerde kullanıyorum. Ayrıntıların bir kısmı genelde yazmadan önce, dosya taslak halindeyken birikmeye başlıyor, ilk etapta söz konusu olmuyor pek.

Abdülharis Paşa örneğinde olduğu gibi yine tarihi bir dönemde geçen başka bir korku romanı taslağım var. Abdülharis Paşa 300 küsur yaşında bir karakter olduğundan onun hikayesinde romanın tarihi kurgu ağırlıklı zannedilmesi gayet normal :smiley: Üçüncü romanım yine farklı bir konuyu ele alacak.


(Mehmet Berk Yaltırık) #20

Merhaba. Kayıp Rıhtım’da aylık öykü seçkisinde birkaç kez yazdığım “Beridçiler” dediğim üç karakterin Anadolu Selçukluları döneminde geçen maceralarının tamamını bir kitapta, roman kurgusu altında birleştirme niyetim var ama ne zaman üzerinde çalışmaya başlarım bilmiyorum. Genelde malzeme yoğunluğundan ötürü Osmanlı ve Balkan coğrafyasını işlemeyi daha çok sevsem de Ortaçağ’da geçen veya Osmanlı döneminde geçip farklı coğrafyalara değinen roman taslaklarım da mevcut.

Ailemin katkısı özellikle aile büyüklerimden dinlediğim anlatılar çerçevesinde mühim. Arkadaş çevremin de yine kendi yörelerinin hikayelerini, kültürlerini tanıştırmaları açısından katkıları söz konusu. Kayıp Rıhtım ise bana hem incelemelerimi okuyucuyla buluşturmak açısından hem de hikayeler kaleme alıp bunların yorumlanmasıyla tarzımı geliştirmemde katkı sahibidir. Keşke vakit yoğunluğum, hayat gailesi olmasa da yine eskisi gibi yoğun yazabilsem.


(Mehmet Berk Yaltırık) #21

Merhaba. Belli bir kısmını izlemediğim için sağlıklı bir yorum yapamam. İzleyene kadar nötr kalacağım. Witcher dizi uyarlamasını ve Discworld dizi uyarlamasını, bir de Stephen King’in Salem’s Lot (Korku Ağı diye çevrildi) sinema uyarlamasını merakla bekliyorum.