Kutsal Kitap Okuma Rehberi

image

İki yıl kadar önce (2018) Kitab-ı Mukaddes’e başlamış ve okuduklarımla ilgili görüşlerimi Kayıp Rıhtım’ın “Hangi Kitabı Okuyorsunuz?” köşesine yazmaya başlamıştım. Oraya yazarken aklımda, kutsal kitapları okumak isteyen ancak nereden başlayacağını bilemeyen kişiler için bir rehber hazırlama planı oluştu. Böylece üç kutsal kitabı da bitirerek, bir çeşit inceleme-rehber yazısı yazmaya karar verdim.

Bu aşamada hemen belirtmek isterim ki yazının içeriğinde insanları ve inançları tartışmaya itecek ve herhangi bir fikri empoze etmeye çalışacak sözler bulunmamaktadır. Bu yazıyı oluşturmaktaki amaç uzun zamandır bu metinleri merak eden, okumak isteyen ama şu veya bu sebeple okumayı ötelemiş, emin olamamış kişilere bir bakıma yol göstermektir.

Neden kutsal kitapları okumalıyım?

Kutsal kitapları çoğu insan inancı gereği ya da bazı şeyleri sorgulamak için okunur. Benim için ise yanıtlanması gereken farklı sorular mevcuttu…

İlk olarak ben, günlük hayatta her şeyi okumanın gerekliliğine inanırım (zamanında ve yerinde). Kutsal kitapları okumaya başlamadan önce izlediğim bir program vardı. Celal Şengör’ün kütüphanesinde yapılan bir röportajı izlemiştim. Hocanın kitaplığının oldukça geniş bir bölümünde Harun Yahya’nın ( Adnan Oktar’ın bilimsel işlerde kullandığı adıdır) kitapları mevcuttu. Hocaya şaşkınlıkla neden bu kişinin kitaplarını okuduğu sorulduğunda Celal Şengör, insanın karşı tarafla olan diyaloğunda karşı tarafın da görüşlerini ve bu görüşlerin temellerini bilmesi gerektiğini söylemişti. Bu sebeple kutsal kitapları okuma gerekliliğinin inanmak veya inanmamaktan öte olduğunu anladım. Burada önemli olan şey inanılan ve inanılmayan şeyin ne olduğunu öğrenmekti.

Bunun dışında günlük hayatta sürekli olarak bir bilgi kirliliğine maruz kalıyordum. Gerek arkadaş çevrem, gerek iş toplumunda hayatında elinde bir tek kitap bile görmediğim insanlar nasıl oluyorsa yüzlerce küsur sayfalık kitabı okuyor, bitirip büyük bir kısmını akılda tutuyor ve şu şöyledir, bu böyledir şeklinde görüşlerini belirtiyorlardı. Dahası sadece kendi dinine yönelik değil; örneğin Tevrat’ta şöyle bir şey var, İncil’de de yazıyor gibi sözler duyuyordum. X inancına sahip biri Y’nin ibadethanesinin önünden geçmek günah diyor ama üç gün sonra Y‘nin kitabında da bu yazar diyebiliyordu. Sürekli olarak turist gezdirdiğim için benzer bir durumu tam tersi şekilde de yaşıyordum. Hiç Kuran okumamış bir turist, böyle mi yazıyor, şöyle bir şey var mı diye genelde de dinin en uç noktalarını içeren sorular soruyordu.

Ben bu şekilde olmamaya karar verdim. Beynimdeki dini bilgileri sorguladığımda bunun çok büyük bir bölümünün yazılı metinlere değil, sözel kültüre dayandığını gördüm. Kaldı ki o sözel kültür de herkes tarafından aynı şekilde anlatılan şeyler değildi ve yukarıda bahsettiğim gibi tek bir kitap okumamış biri tarafından aktarılabiliyordu.

Bir başka sebebimde bilginin ne kadar doğru olduğuydu. Hali hazırda bir kaynak göstermeksizin şu şöyledir bu böyledir diyen insanlar bana desteksiz gelmiştir Ben bu metinleri okumaya başladığımda bize anlatılan şeylerin de Hollywood yapı Nuh ve Musa temalı filmlerin de birçoğunun kitaplardan son derece farklı olduğunu gördüm. Bugün kitaplarda yaşadığımız metin- ekrana yansıma uyuşmazlığı bire bir kutsal kitap için de geçerli olup, ekrandan izlediklerimiz + anlatılar hiç tutmuyor. Bahsettiğim bu tutmama olaylarını aşağıda kitapları tek tek incelerken daha net örneklerle göstereceğim.

Yine merak ettiğim konulardan birisi dinlerin tarihsel süreçte ortaya çıkış biçimiydi. Yazının başında da belirttiğim üzere herhangi bir tartışma yaratmak istemiyorum ancak bu konuda şahsi bir görüş belirtmek zorundayım. Bize anlatılanlar ve din dersleri sebebiyle ben bu süreci hep bir sistem gibi gördüm. Musevilik amacına ulaşamayınca, Hristiyanlık; o bozulunca, İslam geldi gibi bir bilgi temelinde yetiştirildim. Sanki her şey bir bilgisayar programıydı (Windows gibi) ve belirli aralıklarda daha iyi olduğu iddia edilen yeni bir sürüm geliyor gibiydi.

Okuma sebeplerimden birisi de belli başlı kavramların anlamını sorgulamak istememdi. Metinlerde yer alan faiz, huri, cennet, ırmaklar, sayılar gibi kavramların neyi simgelediği ve gerçekte ne anlattığını kavramak istiyordum. Örneğin ben bir bankacı olarak da en çok “faiz” kelimesini irdeliyordum. Bu kavram metinlerde gerçekten para-sermaye ilişkisinden ortaya çıkan bir ek kazancımı simgeliyor, yoksa bizim faiz dediğimiz şey aslında bir çeşit haksız kazanç (sömürüye, aldatmaya, tefeciliğe) anlamında kullanılıyor gibi düşüncelerim vardı. Yahut merak ettiğim belli başlı sayılar vardı. 7, 13, 666 gibi şeylerden çok mesela 5 kez tekrarlansın, 40 kez yapılsın gibi hareketlerin neden bu sayılarda olduğunu merak ediyordum.

Son olarak, yazmak istediğim kurgu romanlarda bazı dini temeller olsun istiyordum. Bu metinler dini öğretiler olmakla birlikte içlerinde pek çok tarihi ve kültürel mirası da barındırıyorlar.

Özetlemek gerekirse, kendini yahut karşı tarafı anlamak, bilgiyi anlatılagelen ve 3. Kişilerden öğrendiğim şekilde değil de doğrudan kaynağından, bu zamana kadar edindiğim deneyimle okuyup anlamak, öğrenmek için 3 Kutsal Kitabı da okumaya karar verdim.

image

Kutsal kitaplar nasıl okunmalı?

Kitapların okunuş konusunda bir tavsiyede bulunmak çok zor. Öncelikle yayınevlerinden başlayalım. Ben Tevrat ve İncil için Kitabı Mukaddes Şirketi’nin ve Kutsal Kitap.org metinlerini seçtim. Sanıyorum bu metinleri basma ve yayma hakkı da bir tek bu şirketin elinde. Çünkü herhangi bir yayın evinin bastığı bir Tevrat yâda İncil göremedim. Bu yayın evinden okuma yapmak için de “KutsalKitap.org” sitesini kullandım. Kırmızı kitaplı bir sembolleri var. Aynı sitenin birde telefon için uygulaması var.

Kuran-ı Kerim de ise mealler çok çeşitli. Yaşar Nuri, Elmalılı Hamdi gibi isimleri bir süre inceledim. İçerik aynı olmasına rağmen ciddi bir ifade farklılığı vardı. Mesela Yaşar Nuri hocanın cümleleri genelde devrik. Çeviri yaparken sanki öze sadık kalınsın diye böyle bir şey yapılmış. Örnek vermek gerekirse “ O her şeye gücü yeten âlemlerin Rabbidir” cümlesi Yaşar Nuri çevirisinde “ Her şeye gücü yeten, âlemlerin Rabbidir O” şeklinde oluyor. Yaşar Hoca’nın ki daha şiirsel gelmekle birlikte ben diğer meallerde hangi kitabı seçsem bilemediğimden doğrudan doğruya diyanetten yararlandım. Diyanetin “kuran.diyanet.gov.tr” isimli bir sitesi var. Bunun telefon uygulamasını göremedim ama aynı site telefonda da açıldığında mükemmel çalışıyor.

Benim normalde bir göz rahatsızlığım var ve ekrandan okumak hiç hoşuma giden bir durum değildir. Ancak itiraf etmeliyim ki belirtmiş olduğum bu siteler, normal e-book uygulamalarının çok ötesindeler. Arka plan rengi, metin fontu, metin yazı sitili gibi şeyleri değiştirip ilgili bölümleri kolayca bulmanızı sağlayan çok sağlam bir içerik hazırlanmış. İtiraf etmeliyim çok memnun kaldım ve tefsirler hariç 1800 küsur sayfayı çok rahat okudum. Hem diyanet hem de kutsalkitap.org için birde tüm metinleri sesli okutma özelliği var. Kafanıza takılan bir soru olursa kutsalkitap.org un ayrıca canlı çevrim içi yardımcı asistanı mevcut. Diyanette bu yok ama diyanetin tefsir kısmı son derece detaylı ve size meal ile birlikte tefsiri verdiği için bir sıkıntı olmuyor.

Metinleri nereden okuyacağınız kadar önemli olan bir diğer konu da nasıl okumanız gerektiği. Zira önünüzde 3 kitap için de iki seçenek var. Bir kronolojik olarak yazılma veya geliş sırasına göre okuyabilirsiniz. Yahut belirtilen okuma şekline (Ayetlere göre) okuyabilirsiniz. Tevrat ve İncil’i ben doğrudan baştan sona kitap okur gibi okudum. Ancak belirtmiş olduğum sitede belirli günlere bölünmüş bir okuma planı var. Size ilgili bölümleri hangi gün okumanız gerektiğini gösteren bir tablo mevcut. Kuran için de yine iniş sırasına göre değil de, ayetlere göre okudum. Bu tamamen sizin tercihinize kalmış bir yöntem. Ancak, 3 kitapta da anlatılan bir konu belli sürede bir tekrar hatırlatıldığından zaman zaman aynı şeyi okuyor hissine kapılabiliyorsunuz.

Bir diğer konu, dil konusu… Ben Türkçe bildiğim için Türkçe okudum ancak okuduğum metinleri tam olarak kavrayabildiğime inanmıyorum. Kutsal kitaplar üstüne çok derin analiz yapacak ve çok daha şeffaf olmak isteyen kişiler, bu metinlerin orijinal dillerini ve kültürlerini mutlaka öğrenmeliler. Bu konuyu biraz açmak istiyorum. İngilizce eğitimi alırken öğrendiğim bir bilgi vardı. İngilizce konuşan insanlara bazı sorular soruluyor. Sorular Futbol ile ilgili. Futbol iki takımla oynanır, sahada 11 er kişilik takımlar olur, çim sahada oynanır şeklinde çeşitli sorular var. Son soruya kadar verilen tüm cevaplar aynı. Son soru “ Rakibe gerektiğinden sert bir müdahale olursa bu penaltıdır” diye evet hayır bir soru soruluyor. Adaylar ikiye bölünüyor. Hayır diyenlere neden hayır denildiği sorulduğunda futbolda sadece müdahalenin sert olması yetmez bunun belirli bir alanda yapılmış olması gerekir yoksa bu fauldür deniyor. Evet diyenler Amerikalı. Hayır diyenler ise İngiliz. Bu örnekten sonra bana bir metin gösterildi yaklaşık olarak 1 sayfa futbol üzerine yazılmış İngilizce bir yazı ve siz bunun hangi ülkeye, hangi oyuna ait olduğunu dahi anlayamıyorsunuz. Ancak ve ancak yazarın nereli olduğunu, hangi kültürde yetiştiğini bildiğiniz zaman metin anlam kazanıyor. Benzer bir durum kutsal kitaplar içinde söz konusu. Yukarda belirtmiş olduğum bir kavram var. “Huri” kelimesi bize nedense hep dişi bir varlığı çağrıştırıyor. Tefsirde pek çok Arap toplumu için bu cinsiyet doğru. Ama bazı kültürler ve Arapça için hur kökenin çift cinsiyet içinde kullanıldığı açıklaması var. Yine İncil’de geçen hurilerin dişi gibi anlatıldığı ama Hristiyan inancında huri kelimesinin çift anlamlı kullanıldığı gibi açıklamalar mevcut. Dolayısı ile bunların anlamını net olarak öğrenmek çok zor. Bir de bu duruma kültürel unsurlar eklene biliyor. Az çok bazı toplumları ve onların yaşayış biçimlerini öğrenmiş olmak gerekiyor. Mesela Kuran-ı Kerim’de sürekli tekrarlanan “ Sen onlardan bir para almadın” gibi bir ayet mevcut. Çok havada kalıyor gibi dursa da, Arap toplumunda yapılan her iş, verilen her bilgi sonrası para isteme âdeti mevcut. Bugün halen Mısır gibi ülkelerde birine yol, adres sorarsanız yakanıza “bahşiş” diye yapışırlar. Özellikle sahte din adamları öğüt verip para topluyorlar. Kuran’da bu söz sıklıkla ayet sonlarında geçer ki anlamı sen sadece onlara karşılıksız olarak bir öğretide bulunuyorsun, bu işi para için yapmıyorsun, tanrının ve peygamberinin onların parasına ihtiyacı yoktur, bunu bilsinler diyedir.

image

Kitab-ı Mukaddes

Kitab-ı Mukaddes yani Tevrat-Zebur (Eski Ahit) ve İncil’den (Yeni Ahit) oluşan kitap toplam 1200 sayfadan oluşuyor. Bu bölüme başlamadan önce bir iki kavrama dikkat çekmek istiyorum. Bunlardan ilki kitap olarak nitelendirdiğimiz şeyin aslında bir kitap olmayışı. Ahit kelime anlamı olarak anlaşma demek. Eski ve yeni ahit bir çeşit Tanrıyla anlaşma anlamı taşıyor ve Tanrıya verilen söz, bağlılık kastediliyor. Ahitlerin yazılı ya da sözel olarak hatırlanması ve okunması bu anlaşmanın unutulmaması için…

İçerik açısından baktığımızda Kuran ve İncil’e kıyasla Eski Ahit çok zorlayıcı ve karmaşık bir halde. Kuran-ı Kerim düzenli olarak, ayetler halinde iniyor ve doğrudan doğruya tanrının sözlerini birinci ağızdan içeriyor. İncil ise tanrının sözlerini içermekten ziyade, farklı yazarlar tarafından İsa’nın hayatının anlatışı üzerine kurulu ama yazarların tamamı kronolojik olarak aynı olayı metine dökmüş haldeler. Eski Ahit’de ise bir anlatıcı Tanrı’nın işlerini anlatıyor. Fakat İncil’in aksine bu anlatıcı kimdir bilinmiyor ve yine incilin aksine tek bir anlatıcı söz konusu. Kitabı okurken karşılaşılan ifadeler çoğunlukla "Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı.” şeklinde. Ancak bununla sınırlı kalmıyor. Kitap bir anda tarz değiştirip tarihi bilgiler ve soyağaçları verebiliyor. Son derece detaylı bir aile soy ağcı bilgisini; Âdem soyu, İbrahim Soyu, Esav soyu diye başlayan, sayfalar süren ve o, şunun oğluydu şeklinde isimlerle dolduran bölümler mevcut.

Genelde bize yazılı bir metin olduğu ve bu metinlerin belirli şahıslarca yeniden düzenlenip keyfi ekleme ve çıkartmalar yapıldığı yönünde. Oysa 3 Kitapta okunduğu zaman birbirleri arasında bir çeşit doğrulama söz konusu. 3 kitap özelinde tanrıya ortak koşmama, günahlar ve cezalar hep aynı ifadeler ile tanımlanmış. Yani bir noktada birinde anlatılar yalandır demek, diğer iki kitaptaki bilgilerinde yalanlamış oluyor. Ben metinlerin değiştirilme konusunu biraz Tevrat’a dayandırıyorum. Tevrat’ın düzenlemesi ve aktardığı bilginin çeşitliliği bu duruma çok açık. Örneğin çok uzun soy ağaçları mevcut. Şayet bir kişi veya aile kendi akrabalarını bu soy ağacından birine bağladıysa işte burada bir sıkıntı doğuyor. İncil ve Kuran için kavimler, soylar ve kişisel bilgiler mevcut değil. Ancak Tevrat bu iki kitaba kıyasla o kadar çok bilgi dolu ki, iş bir ailenin toprak mülkiyetine kadar gidebiliyor.

Birde bu kitap kavramı akıllarda çok fiziksel bir özellik olarak şekilleniyor. Aslında böyle bir sayfa sayfa yazılmış bir kitap olayı yok.

Benim okurken öğrendiğim ve daha önce farkında olmadığım pek çok bilgi oldu. Öncelikle İsrail ve Yahuda Krallıkları olarak birbirinden farklı iki krallık olduğunu öğrendim. 12 İsrail kabilesini biliyordum ama bu kabilelerin o bölgede yerleşim şekillerini, birbirleri arasındaki hiyerarşiyi ve toprak paylaşımını bilmiyordum. Her kabilenin Tanrıya hizmet yolunda üstlenmiş oldukları farklı görevler var.

image

Hollywood’un pek çok şeyi çarptırdığını da yine Tevrat sayesinde öğrendim. Örneğin bütün büyük mucizeleri Musa’ya kardeşi Harun ile birlikte gerçekleştiriyor ama öyle olaylar var ki neredeyse Harun Musa’dan daha çok ön planda. Benzer şekilde bir olay da firavun için söz konusu ama bu konuda detay vermeyeceğim. Bu ara Musevi adetleri ile Müslüman adetleri arasında da benzerlik olduğunu biliyordum ama çok çok daha ötesi varmış, onu da Tevrat sayesinde öğrendim.

Şahsi ve tartışmaya açık bir görüş olacak ama bence uygulamalar açısından da en zor kuralların Musevilikte olduğunu düşünüyorum. Diğer iki kitaba kıyasla kurban, bayramlar ve sosyal düzen gibi konularda uyulması gereken çok fazla kural var.

Okuma sıralamasına gelince… Eski Ahit kendi içinde bir sıralamaya mevcut. Bu sıralama şu şekilde:

Yasa kitapları: Yaratılış, Mısır’dan Çıkış, Levililer, Çölde Sayım ve Yasa’nın Tekrarı.
Tarihsel kitaplar : Yeşu, Hakimler, Rut, I. ve II. Samuel, I. ve II. Krallar, I. ve II. Tarihler, Ezra, Nehemya, Ester.
Özdeyiş ve şiir kitapları: Eyüp, Zebur (Mezmurlar), Süleyman’ın Özdeyişleri, Vaiz, Ezgiler Ezgisi.
Peygamberlik kitapları: Yeşaya, Yeremya, Ağıtlar, Hezekiel, Daniel, Hoşea, Yoel, Amos, Ovadya, Yunus, Mika, Nahum, Habakkuk, Sefanya, Hagay, Zekeriya ve Malaki.

image

Özellikle Yasa kısmı okuması rahat ve filmlerden alışkın olduğumuz metinleri içerdiği için okuması keyifli bir bölüm. Tarihsel kitaplar içinde benzer bir durum söz konusu. Ancak sonraki bölümlerde okumak zorlaşıyor. Sonraki kitaplar, farklı peygamberlerin görüleri ve metinlerinden oluşuyor olsa da hemen hemen her bölümde uzun uzun halkın tanrıya başkaldırması, tanrının öfkelenmesi sürgün ve sürgünden dönüş ana temayı oluşturuyor. Farklı kelimeler ve imgelerle üst üste aynı şeyi tekrar tekrar okuyorsunuz. Haliyle Yaratılış kitapları ve Tarih kitaplarından çok daha zor okunan bir bölümle karşılaşıyorsunuz. Ancak bazı peygamberlere değinmekte fayda var ki okuması da bir hayli keyifli…

Peygamberlik kitapları içinde Hezekiel kısmı bunların içinde en dikkat çekici olanı. Zira olay Tanrı ile İsrail ve Yahuda Krallıkları arasında ilişkiden çıkıp ban başka bir hal alıyor. Yine uzun uzun anlatmayacağım ama ne demek istediğimi belki bir resim çok daha iyi anlatır:

image

Evet, bu bölümde sık sık uçan iç içe geçmiş tekerleklerden ve dört ayaklı uçan cisimlerden bahsediliyor… Benzer şekilde Yunus Peygamber ve Habakkuk kısımları da rahat okunan ve ilgi çeken hikâyelerle dolu kısımlar.

Yine sanata ve müziğe (özellikle metal müzik, resim ve heykel) ilgisi olan arkadaşlar için, neredeyse yapılmış olan tüm eserlere ilah kaynağı olan kitap Tevrat. Özellikle Roma’yı böyle sanat için gezecek olan arkadaşlar gitmeden mutlaka Tevrat’ı okusunlar. Zira karşılarına çıkan hemen hemen tüm resim ve heykel isimlerinin tarihi burada yer alıyor.

İncil

İncil, Yeni Ahit’i okumaya başlamadan önce üzerine bir süre kafamı dağıtmak için farklı şeyler okudum. Tevrat içerik olarak ciddi anlamda ağır ve zorlayıcı olduğu için buna gerek duydum. İncil’e başladığımda ise Tevrat’a benzer şekilde metinlerle karşılaşacağımdan korkuyordum ama beklentimin aksine İncil çok daha rahat ve akıcı geldi.

Öncelikle İncil farklı peygamberler ve belirli kitlesel hikayelerden çok İsa Mesih odaklı olarak geçiyor. İnsanı doğruya yöneltmek için gerekli erdemler ve öyküler İsa Mesih üzerinden anlatılarak işliyor.

İncil’e başlamadan önce bilinmesi gereken önemli bir konu var. Şu hepimizin tarih derslerinde gördüğü meşhur İznik Konsül’ü… Bilindiği üzere İsa Mesih bir kitap yazmamış ve takipçilerine de bir kitap yazdırmamıştır. Genelde İznik Konsül’ü yüzlerce metnin bir araya gelip değerlendirilmesi ve sonunda 4 İncil seçilerek kitaplaştırılması gibi anlatılsa da bu bilgi doğru değildir. İznik Konsül’ü burada detayına yer vermeyeceğim Baba-Oğul-Kutsal ruh üçlemesi üzerine bazı “teknik” detayları tartışmak üzere bir araya gelmiştir.

İncil’in nasıl derlendiği konusu benim çok merak ettiğim bir konu olsa da yanıt bulamadım. Farklı tarihlerde yazılmış olan ve birbiriyle tutarlı farklı İncil’ler mevcut. Ama bunlardan 4’ü neye göre kim tarafından seçildi bunu bilemiyorum. Toplanan İnciller ise Matta (İ.S. 60), Markaos (İ.S. 58), Luka (İ.S. 61), Yuhanna (İ.S. 90) şeklinde. Bu 4 İncil aslında bir nevi bir birini doğrulayan kaynaklar niteliğinde olup, bilginin zaman içerisinde kaybedilmeden doğru bir şekilde aktarıldığını gösteriyor. Tabi bunun kararını yorum yapmadan okuyucuya bırakıyorum.

image

İncili okurken insan ilginç bir keyif (maneviyattan farklı olarak) alıyor. Bunun sebebi sanıyorum popüler kültür. Onlarca çizgi roman, tüm o Holywood yapımları filan derken işin özüne varıyorsunuz. Hani o filmlerde sıklıkla geçen sözler vardır “ Matta 10-20” gibi… İşte özellikle ilk kısımlarda sürekli kendinizi kitap okuyormuş gibi değil de bir filmde bir karakter size bu sözleri seslendiriyormuş gibi gelecek.

İncil içerik olarak 27 kitaptan oluşuyor. İlk 4 kitap yukarıda da belirtmiş olduğum gibi temel inciler;
Matta, Markos, Luka, Yuhanna. Daha sonra İsa’nın elçilerinin yaptıklarını anlatan Elçilerin İşleri bölümü geliyor.

Pavlus’un Mektupları : Romalılar,1. Korintliler,2. Korintliler, Galatyalılar,Efesliler, Filipililer, Koloseleliler,1. Selanikliler,2. Selanikliler,1. Timoteos, 2. Timoteos, Titus, Filimon bölümlerinden oluşuyor ve genelde belirli topluluklara, belirli olaylara yönelik bilgiler içeriyor. Bu bölüm özellikle Anadolu Tarihi ile ilgilenenler için keyif verici bir özellik taşıyor.

Diğer / Genel Mektuplar: İbraniler, Yakup,1. Petrus,2. Petrus,1. Yuhanna,2. Yuhanna,3. Yuhanna, Yahuda kitaplarından oluşuyor. Pavlus’un mektuplarına benzer şekilde diğer elçilerin mektuplarını ve yaptıklarını içeriyor.

Vahiy kitabı ise son kitap olmakla beraber açık ara en fantastik bölümlerden biri. Yuhanna’nın Apokalipsi olarak da bilinen bölüm, İncil’in o meşhur Mahşerin Dört Atlısının bulunduğu kısmı burası… Yuhanna’nın görmüş olduğu vahiy(vizyon-düş) son derece yoğun semboller ile kıyameti anlatıyor. Haliyle Nostradamus başta olmak üzere pek çok kahinin yorumlarda bulunduğu bölümde işte bu Vahiy bölümü oluyor. Sadece dini açıdan değil kehanetler ve semboller açısından da etkileyici bir bölüm olduğundan çok rahat ve keyifle okunuyor.

image

Genel olarak İncil’i okurken Eski Ahit sebebiyle içimde bir korku vardı. Ancak okunuş olarak çok hızlı, keyifli ve rahat geçti. Hikayeler, bizlere anlatılışı açısından Eski Ahite göre çok daha tutarlı olduğundan bir çok konuda şaşkınlığa uğramadan, daha farkında olarak okudum. Ayrıca yine İncil, Kuran-ı Kerim ve Eski Ahit’e kıyasla çok daha az araştırmaya gerek duyduğum bir kitap oldu.

Kuran-ı Kerim

image
Eski Ahit ve Yeni Ahit’i okuduktan sonra yaklaşık bir yıl kadar ara verdim. Açıkçası doğru bir karar olduğunu da düşünüyorum. Çünkü iki kutsal kitap bir miktar beyini yoruyor ve her şeyi sindirmek üst üste biraz güç oluyor.

Kuran yaklaşık olarak 600 sayfa ancak bu durum kitabın basım şekline göre 800 sayfaya kadar çıkabiliyor. Bir de açıklama/tefsir olayı var. Tefsir kısımları her bir ayeti detaylı açıklayan ayrı bir kitaplar bütünü. Kuran, baştan sona tefsir ile okunacaksa sayfa sayısı olarak 10. Ciltten oluşan Elmalılı Hamdi tefsiri yaklaşık 5700 sayfa. Bu konuda her hangi bir sınır, yazar sınırı yok. Tek bir sureyi bile 300-400 sayfa açıklayan kitaplar mevcut.

Benim tavsiyem ise duruma göre değişiyor. İlk defa okuyacaksanız, ilahiyat öğrencisi filan değilseniz ve bir tez yazmıyorsanız tavsiyem tefsirsiz okumak yönünde. Ben diyanet uygulamasını kullanırken anlamadığım bölümleri kolayca tefsir formatına geçip okuyabiliyordum. Zaten pek çok bölümde de açıklamaya ihtiyaç duymayacaksınız. Bana göre sıradan bir okuyan için “ Rabbim bağışlar ve merhamet eder.” gibi bir ayet için tefsir açıp da burada ne anlatılmış diye bakmaya gerek yok.

Kuran-ı Kerim için 2 tip okunuş mevcut. Ben iniş sırasına göre değil de ayetler grubu olarak okumayı tercih ettim. Okuma rahatlığı ve kaynaklara ulaşımın kolaylığı açısından da yukarıda belirtmiş olduğum gibi diyanet uygulamasını seçtim. Karar verme sürem de yaklaşık 2 haftayı aldı. Kuran diğer iki kitaba oranla çok daha fazla baskı içerdiğinden kendimce anlatımı ve okuması en kolay olan versiyonu bulmaya çalıştım.

Kuran-ı Kerim’i diğer iki kitap gibi bölümler-kitaplar üzerinden değil de ayetlerden oluşuyor.114 sure var ve bahsetmiş olduğum gibi bu surelerin ayetlere göre iki çeşit okunuş biçimi var. Ayetler genellikle isimlerini bir olaydan, bölgeden ya da olaylardan alıyor. Surelerin sıralaması şu şekilde:

1 Fatiha 2 Bakara 3 Âl-i İmrân 4 Nisa 5 Maide 6 En’âm 7 A’raf 8 Enfal 9 Tevbe 10 Yunus 11 Hud 12 Yusuf 13 Ra’d 14 İbrahim 15 Hicr 16 Nahl 17 İsra 18 Kehf 19 Meryem 20 Ta-Ha 21 Enbiya 22 Hac 23 Mü’minun 24 Nur 25 Furkan 26 Şu’ara 27 Neml 28 Kasas 29 Ankebut 30 Rum 31 Lokman 32 Secde 33 Ahzab 34 Sebe 35 Fatır 36 Yasin 37 Saffat 38 Sad 39 Zümer 40 Mü’min 41 Fussilet 42 Şura 43 Zuhruf 44 Duhan 45 Casiye 46 Ahkaf 47 Muhammed 48 Fetih 49 Hucurat 50 Kaf 51 Zariyat 52 Tur 53 Necm 54 Kamer 55 Rahman 56 Vakı’a 57 Hadid 58 Mücadele 59 Haşr 60 Mümtehine 61 Saf 62 Cum’a 63 Munafikun 64 Teğabun 65 Talak 66 Tahrim 67 Mülk 68 Kalem 69 Hakka 70 Me’aric 71 Nuh 72 Cin 73 Müzzemmil 74 Müddesir 75 Kıyamet 76 İnsan 77 Mürselat 78 Nebe 79 Nazi’at 80 Abese 81 Tekvir 82 İnfitar 83 Mutaffifin 84 İnşikak 85 Büruc 86 Tarık 87 A’la 88 Gaşiye 89 Fecr 90 Beled 91 Şems 92 Leyl 93 Duha 94 İnşirah 95 Tin 96 Âlak 97 Kadir 98 Beyyine 99 Zilzal 100 Adiyat 101 Kari’a 102 Tekasür 103 Asr 104 Hümeze 105 Fil 106 Kureyş 107 Ma’un 108 Kevser 109 Kâfirun 110 Nasr 111 Tebbet 112 İhlas 113 Felak 114 Nas

Okunuş olarak diğer iki kitaba göre çok daha sade olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca Kuran doğrudan doğruya Tanrı’nın buyrukları niteliğinde olduğundan üslup kullanarak diğer iki kitaba göre farklılık içeriyor. Okurken bu üslup nedeniyle bir kitap okuyor gibi değil de kendinizi bir çeşit diyalog, sohbet içinde gibi hissediyorsunuz. Dahası sürekli olarak bir sorgulama söz konusu. İlginçtir din adamları genelde sorgulama derler ancak çok fazla sayıda ayet “ Onlar görmüyorlar mı, onlar bakmıyorlar mı” gibi cümlelerle başlıyor. Tam tersine insanı sorgulamaya iten bir yapı söz konusu gibi duruyor.

Konuların aktarılışı yine Tevrat ve İncil ile benzerlik gösteriyor. Bazen bir konu hakkındaki bir ayet ilerleyen bölümlerde de karşınıza çıkabiliyor. Kitaplarda sürekli olarak bir tekrar gibi gözüken bu durum aslında bir çeşit hatırlatma ve birbirini doğrulama olarak kullanılıyor. İncil’de insan hayatına dair çok bir düzenleme görememiştim. Kuran-ı Kerim de ise tıpkı Tevrat’taki gibi uyulması gereken net kurallar var. Ancak çok ilginç bir şekilde bu kuralların kitaplardaki aktarılışı bugün televizyonda bize aktarılan şekilde değil.

Yukarıda Eski Ahit için hikayelerin de çok farklı olduğundan kitap ile gerçek hayatta anlatıların tutmadığından bahsetmiştim. Ne yazık ki benzer bir durum Kuran içinde geçerli. Tartışma yaratmamak adına dini boyutu için bir yorum yapmayacağım ama sadece Tanrıya iman, fakirlere yardım, zulüm etmemek, hak yememek gibi konuların günümüzde daha çok üzerinde durulan namaz, içki, zina, oruç gibi konulara kıyasla daha fazla yer aldığını belirtmek isterim.

Birde son zamanlarda moda olmuş olan şifreler gizli anlamlar konusu var. Diğer kitaplar kadar Kuran-ı Kerim’de bu konuda merak ettiğim bir kitaptı. Kuran’ı Kerim, Eski Ahit kadar olmasa da bünyesinde çok fazla sayı barındırıyor. “3000 melek gökten indi” gibi bazı ayetler var. Ben bu tip ayetlerde tefsir kısmına danışmayı seçtim. Böylece belirtilen sayıların anlamını öğrendim. Genellikle bu sayıların büyüklük niteleme tarzında kullanılan ve Arap kültürüne ait sayısal büyüklükler olduğunu gördüm. Biraz bizdeki “ 40 katır mı 40 satır mı” olayı gibi. Benzer durum kelime anlamları için de söz konusu oldu. Yazının en başında belirttiğim bir durumu burada hatırlatmak istiyorum. Türkçe olarak Kuran okumak kadar o dönemin kültürünü ve kelimelerin kavranışlarını da bilmek gerekiyor.

Maneviyat ve Son Söz

Bütün bu okumaları yaparken, çok az sayıda bilen kişi vardı. Genelde çevrenin sorularına ve baskıya maruz kalmamak adına ben bu işi gizli yapmayı seçtim. Okumaları gizli yaptığım kadar, sinagog, klişe ve cami gibi mekanları kullandım. Tüm kitapları belirli dinsel günlere de denk gelecek şekilde okudum. Kuran-ı Kerim i ramazan ayında başlayıp bitirdim. Bunu yaparken net bir arayış içinde değildim. Ancak benim için bir yemek yenecekse sofrayı mumular ve çiçeklerle tamamlamak gibi bir şeydi. Okumalar sonrasında pek çok düşünce kafamda değişti. Bunun Tanrıya yakınlaşma ya da inanmama kısmı gibi değerlendirilmesini istemem. En büyük şaşkınlığım dünyanın en çok benimsenmiş üç ana dinin anlatılanlardan ve yaşanan dünyadan bu denli farklı şeylere vurgu yapıyor olmasıydı. Bu konuda kafasında sorular olan, bir türlü okumaya cesaret edemeyen arkadaşlara umarım yardımcı olmuşumdur. Herkese iyi okumalar…

21 Beğeni

Teşekkür ederim bu yazı için ileride faydalanacağım bir yazı olmuş

2 Beğeni

Ben de böyle bir rehber hazırlamayı düşünüyordum bir ara, iyi olmuş bunu sizin yapmanız.

1 Beğeni

Çok faydalı bir rehber olmuş.

1 Beğeni

Herkes demiş ama ben de diyeyim, gerçekten güzel olmuş

1 Beğeni

Teşekkürler. Aslında hala eklemek istediğim şeyler var, sanıyorum zamanla güncelleyeceğim. Barnabas incili ve bazı uzak doğu kitapları var okumak istediğim. Uzunca bir süre başlayabileceğimi sanmıyorum ama sanırım forumda başka yapan biri çıkmayacaktır.

1 Beğeni