Okuma Eylemi Üzerine


(Bülent Özgün) #1

Peşin not: Bu görece uzun yazıyı okumak, onun yarattığı alanda cevap vermek zorunda değilsiniz. Okuma eylemi üzerine düşündüğünüz, hissettiğiniz şeyleri merak ediyorum. Yardırın!

@Bay_Karamsar’ın Anlamsız Bulunmasına Rağmen Okuma Eylemini Sürdürmek adlı başlığı üzerine aklıma üşüşenleri bu başlıkta paylaşmak istedim:

Düşünsel bir eylemin sonuçlarını tayin etmek zor bana göre. Okumak da bunlardan biri. Deneylerle ortaya konulabilecek olumlu bir değeri olduğunu görebilmek çok zor. Kişiye, okuduklarına, o kişinin geçmişine, okumaya karşı yaklaşımına, okuduğu metinlerle neler yaptığına ve daha bir çok değişkene bağlı olarak onda yarattığı değişimler farklılaşıyor.

Söz gelimi okuduğu alan ne olursa olsun sürekli aynı biçimde ve konuda okuyan kişi, edindiği deneyimi kısır bir döngüye dönüştürüyor. Sürekli kendini destekleyen bir okuma döngüsüne giriyor. Yeni fikirlere kapalı kalıyor. Ben uzun bir dönem gerilim türünde çeviri eserler okudum. O rahat alanın dışına çıkmayı düşünmedim. Türk edebiyatıyla tanışmam ben de güzel kapılar açtı.

Ya da okuduğu metnin üzerine düşünmeyen kişi sonra okudukları ile öncekiler arasında bir bağ kuramıyor ve bu katlanan bir fayda yerine her kitapta tekil bir fayda olarak kalıyor. Okuduklarım üzerine not almadığım, gizil anlamların keşfine çıkmadığım, yazarın amacına, kitabın farklı algılanış biçimlerine odaklanmadığım, o kitabı başka kitaplarla karşılaştırmadığım uzun bir dönem vardı. Okuyup geçiyordum başka bir kitaba. Bu dönem kitapların sadece kendilerinden kör bir bilgi ve bakış edindiğim dönemdi.

Bunların yanında okumaya fazla değer atfedenler var ki onlar eylemin kendisini bilgi edinmek veya bakış açısı kazanmak için tek kaynak olarak görüyor. Bu da onları daha etkili eylemleri gerçekleştirmekten uzak tutuyor. Sadece okumanın yeterli olduğunu düşündüğüm bir dönem var ki şimdiye dek uzanır belki: Hayvan refahı üzerine onlarca yazı, kitap okuyup bunun dışında başka bir eyleme geçememek beni üzüyor. Okumaya verilen değer toplum tarafından o kadar büyütülüyor ki eylemsizlik ortaya çıkıyor.

Sadece zevk almak için okumak da bir seçenek ve benim arkasına düştüğüm bu. Okumak ve sonrasından yaptığım her şey zevk odaklı. Bunun beni bahsettiğim o kısır döngüye sokacağını sezdiğim günden beri zevk alanımı genişletmeye çabalıyorum. Deneyip görüyorum. İlk denemem sonuç vermiyorsa bir kez daha deniyorum. Klasik roman, çağdaş roman, deneysel roman; bilim kurgu, gerilim, polisiye, popüler bilim; öykü, roman, şiir ne bulursam sömürüyorum. Merak etmenin kendisi bir zevke dönüştü artık. Okuduklarımdan elde ettiklerimi umursamıyorum.


Kitap Okumanın Amacı, Yerdeniz ve Diğer Şeyler Hakkında
(Cem) #2

Bir şeyi sırf fayda sağlıyor diye yapmak, insanı bir noktada “ben napıyorum?” demeye götürür. Sırf diploma için bölüm okumak gibi. Bu yüzden fayda sağlanan şeyden bence öncelikle “zevk” almak daha iyi sonuca götürecektir.

Ayrıca her şeye bu kadar “faydacı” yaklaşmak da pek mantıklı gelmiyor. Her yaptığımız eylemin bize büyük faydaları mı var? Yok. Fayda sağlamadığını bildiğimize rağmen bunları yapmaya devam ediyor muyuz? Evet. Diğer konuyla da bağlantılı olarak şunu söylemek istiyorum, birinin kitap okumayı faydasız görmesi, ondan zevk almadığını göstermez. Böyle olunca da bu eyleme devam etmesi mantıksız değil.

Kişisel olarak da @periyodiknesriyat’ın son paragrafta yazdığına benzer düşünüyorum. Bir şeyi “daha çok şey elde etmeliyim” gibi bir düşünceyle yaparsak, “istek” ve “kendimiz” gibi faktörleri kenara atıyoruz. Zevk alarak yapalım, fayda dolaylı olarak gelecektir zaten. Yani fayda ve zevki doğru şekilde buluşturmak lazım.


Kitaplığınızdaki Okunmamış Kitaplar İçin Suçluluk Duymayı Bırakın
#3

Çok yerinde çıkarımlar olmuş yazdıklarınız. Benim açımdan da hiçbir zaman fayda sağlamak amacıyla okumak olmadı. Her şeyi deneyeyim her şeyden zevk alayım düşüncesinde olduğum için de dönem dönem okuduğum içerikler çok farklılaştı. Daha çok şey gibiydi hatta, bir alana yönelip bıkana kadar okuyordum ondan sonra başka bir türe geçiş yapıyordum. Bazen de uzun süre okumadığım zamanlar oldu. Faydacı yaklaşmadığım hâlde kattıkları olduğunu da düşünüyorum. Bir insan sadece 1 hayat yaşayabilir ama başkalarının düşüncelerini, kaleminden dökülenleri, perdeye yansıyanları gördükçe birden fazla hayat yaşamaya yaklaşmış oluyoruz. gibi.

Kendim adına sevmediğim bir özelliktir ama değişeceğini de düşünmüyorum. /:


#4

Okuma eylemini ben de doğrudan fayda sağladığını düşündüğüm için yapmıyorum. Zaman zaman okuduğum metnin bende uyandırdığı hisleri sevdiğimden, belli konuda farkındalığımı artırdığından, farklı açıdan olaylara bakmamı sağladığından seviyorum. Dolayısıyla okurken karaktere fazla odaklanıyorum. Hani yabancı bir ortama girince insanları gözlemek, tanımaya çalışmak gibi. Okurken acaba şimdi karakter nasıl bir tercih yapacak gibi sorular sorarım. Açıkçası bana ters düşüyorsa da yüzeysel geçerim. :sweat_smile:

Bazen de stres ve endişeden uzaklaşıp kafamı farklı dünyalarla doldurmak için okurum.
Bunun dışında kitap okuma sayesinde kendimi daha rahat ifade edebildiğimi düşünüyorum. Çünkü kafa karışıklığı anında sözcükleri derleyip toparlamak ve karşıdakine aktarmak biraz daha kolay bir hâl alıyor gibi. Tam anlatamadım da okumanın bilinçaltımızda alışkanlık sonucu belli bir düzen (konuşma olsun yazma olsun) oluşturduğuna inanıyorum.


(Bird of Hermes) #5

İçerisinde merak, haz, tatmin gibi hislerin bulunmadığı bir okumanın yeterince uzun sürebileceğine ve yeterince verimli olabileceğine inanmıyorum ben de. İnsanın içindeki merak duygusu onu asıl yarara da götüren duygudur bana göre. Merak ederken bir fayda aramayız, içimizde kabaran isteği bastırmasını isteriz yapacağımız işin. Bir sonraki adımın bize neler yaşatacağına odaklanırız ne kazanacağımıza değil. Bu sayede odağımız son noktalara, sadece fayda için yaptığımız okumada çok daha zor şekilde ulaşabileceğimiz noktalara ulaşır. Algımız tamamen açıktır ve ne görüp okursa onu almaya hazırdır, çünkü merak duygusu gördüğü her şeyin bir önemi olabileceğini söyler. Yani bir yandan bu dürtüyü büyük bir hazla doyururken bir yandan da hat safhada konsantrasyonla olabildiğince faydalanmış oluruz okuduklarımızdan. En azından bana böyle oluyor. Sırf fayda için yapılan okumalarda zihin bir süre odaklı olsa da yeterince gerekli bilgilerin bulunmadığı bazı kısımlar zihni doyurmayacağı için, istenilen şeye ulaşılamadığı gerekçesiyle sıkılmaya, uzaklaşmaya başlıyor.

Benim içinse, okumamın sebebi daima merak ediyor olmam. Merak ettiğim belki küçük bir cümle, belki bir karakterin bir jesti, belki olay örgüsündeki bir giz olabiliyor. Okumaya devam etmemin nedeni de genelde merak duygusu oluyor. Ve bu duyguyu sürekli doyurmak aldığım hazzı artırıyor. Bu konuda düşüncelerim bu yönde.


#6

Bu konu üzerine kitap bile yazılabilir. Farklı noktalardan bakıp çok başka yorumlar bile yapılabilir. Misal okumak araç mıdır, amaç mı? Haz alıyor olmak da bir fayda değil midir? vs. v.s Ben fazla dallandırmak istemiyorum. Sadece şu hikayeyi paylaşıp aradan sıyışıyorum.

Bir gün Mevlana’nın karşısına bir adam gelmiş. Mevlana devrin en bilge kişisi. Okumadığı, kütüphanesinde olmayan kitap yok. Sayfaların arasından dünyayı öğrenmiş, ermiş bir adam.

Adam Mevlana’nın karşısına geçmiş ben de öğrenmek istiyorum seninle. Bana en kıymetli üç kitabını göster demiş. (Mevlana demiş bu ne ya emir kipi emir kipi az edebini takın) Mevlana göstermiş en kıymetlisi (kıymetlimissss) üç kitabını.

Adam o üç kitabı eline alıp gözden geçirmiş. Sonra elinin tersiyle oradaki havuza atmış. (Havuz bir anda belirmiş ve üzerinde unicornlar dans ediyormuş.) Mevlana çılgınlar gibi suya dalmış. Kitaplar eriyor, mürekkepleri dağılıyormuş.

Adam tutmuş Mevlana’yı (iki yakasından şemsi msnden silecesin, sileceeesin diye hönkürnmüş) aradığın şey o kitaplarda değil. Aradığın şeyi kitaplarda bulamazsın. Sende eksik olan şeyi gözlerinle tamamlayamazsın.

Aradığın şeyi dünyada (orta dünya) arayacaksın. Aradığın şeyi yüreğinle bulacaksın. Dünyadaki tüm kitaplar, tüm hesaplar, akıl oyunları sevginin yerini tutmaz.

Okuyarak öğreneceksin ama severek anlayacaksın.


#7

Bunu kitapları ziyan etmeden söyleyemiyor muymuş? Üzüldüm kitaplara


(Cemalettin Sipahioğlu) #8

Uyarı: Bu mesaj sitem içerir.

İnsafsızlar! Öyle güzel özetlemişsiniz ki, bana yazacak aralık bırakmamışsınız :sweat_smile:


(Emre Can Doğan) #10

Dosyanın 1 ay sonra tekrar açılması :slight_smile: