Buna aynen katılıyorum. Ben bu paradoksu açıkçası Gödel cümlesi sınıfından bir cümle olarak görüyorum.
Ana fikir şöyle:
Dinler felsefi sistemlerdir
Felsefi sistemler aksiyomatik sistemlerdir
Her consistent aksiyomatik sistemde doğruluğu ya da yanlışlığı aksiyomlarla gösterilemeyen ifadeler bulunur.
Argümanım yaklaşık şöyle bir şey: bu ifadeler gösterilerek sistem çürütülemeyeceği gibi ifadelerde hiçbir sorun yokmuş gibi yaklaşmak da doğru değildir.
Spesifik bir paradoksu ortadan kaldıracak aksiyomlar başka bir paradoksa yol açacaktır, o yüzde bu problemi çözsek başka bir akış şemasıyla aynı eleştiri getirilebilecektir.
Bu noktada yapılan yanlışlardan biri de strawman fallacy de dediğimiz bir mantık hatası çerçevesinde tanrıyı değerlendirmek. Daha doğrusu “kaldırılamayacak taş” bağlamında tanrıyı fiziksel ve başı ile sonu olan bir evrene hapsetmek, böylesi bir kısıtlama getirdikten sonra da herhangi bir kısıtlamadan azade özelliklerini göstermesini beklemek.
Tanrı denilen varlık, tanımı gereği, ezeli ve ebedi olmalıdır. Bir başı ve sonu olan varlığın tanımı gereği tanrı olması kabul edilemez.
Evrenin ve içeriğindeki her varlığın (yaratılmışlar kümesi) bir başı ve sonu vardır.
Tanrıyı yaratılmışlar kümesi içinde değerlendiremeyiz.
Tanrıyı ancak ve ancak yaratılmışlar kümesi içinde değerlendirmemizi öngörecek soru ve önergeler mantıksal bir hata (strawman fallacy) olarak değerlendirilebilir.
Buna izin veriyorsak mantık düzleminden tamamen çıkarmışız demektir olayı. O zaman gerçekten de uçan spagetti canavarıyla a, b, c dininin hiç bir farkı yok demektir, ciddiye alınamaz diye düşünüyorum ben.
He tabi dinlerin zaten öyle olması gerekip gerekmediği tartışılabilir. Ben bir sistem ciddiye alınmak istiyorsa mantıken ele alınabilmeli şeklinde yaklaşıyorum olaya, farklı da düşünülebilir.
Sanırım ben yanlış aktardım. Mantık düzleminden çıkarmıyoruz hiçbir şeyi. En baştaki soru, tanrıyı fiziksel evrene hapsedip orada yeniyor. Ancak benim savım, tanrıyı fiziksel bir evrene hapsetmenin bir mantık hatası olduğu üzerine.
Belki kötü bir örnek olacak ama: Bir fotoğraf makinesiyle benim görüntümü iki boyutlu bir kâğıda fotoğraf olarak hapsettiğinizi düşünün. Ardından bu fotoğrafı bir insan olarak değerlendirin ve insan özellikleri göstermesini isteyin. Hareket etmek ve nefes almak gibi… Bu özellikleri gösteremediği için de bir paradoks olduğunu düşünür müydünüz? Yoksa iki boyutlu bir fotoğrafı bir insanmış gibi değerlendirmek mi hatadır?
Evet, ama o cümleyi, ondan önce gelen argümanla birlikte değerlendirmek doğru olur: Her şeye gücü yeten bir tanrının, her şeye kadir olmaması mümkün değildir, bu “acizliği” dışında hiçbir sınırlaması yoktur. Bu aksiyom gereği kaldırmayacağı bir taşı da yaratamaz. Yaratırsa her şeye kadir olmamasının imkânsızlığıyla çelişmiş olur.
Sav böyle sunulursa karşı tarafın “o zaman her şeye gücü yetmiyormuş işte” argümanı da defedilmiş oluyor.
Bireysel emeklilik değil genel emeklilik ile ilgili bir açıklama yapayım. Emeklilik ödenekleri sosyal bir devlet olarak alındığı söyleniyor yani herkesin birbiri ile yardımlaşması ama öyle gözükmüyor aslında bunun hesabını kabaca anlatayım. Mevcut yapıda normal olarak sigorta primi, emeklilik ödemesi yapılıyor. Ortalama olarak bir çalışan asgari ücrette yarım altın, daha fazla maaşta ise bir tam altın kadar maaştan kesinti yapılıyor. Asgari ücretli otuz beş yıl gibi bir sürede emekli oluyor. Bu sürede kişi iki yüz on tam altın emeklilik için birikim yapıyor. Bugün için paranın değer kaybını hesaba katmadan konuşursak 840000 lira biriktiriyor. Asgari ücretli kişi çok az miktarda emeklilik primi alıyor, galiba 50000 lira civarı. Geriye kalıyor 790000 lira. Asgari ücretliye en az ücretten maaş bağlanıyor 1500 lira kadar. Biriktirdiği 526 ay kadar yani 43 yıl süre sonunda kendine dönüyor. 65 yaşında emekli olan bir asgari ücretli bile biriktirdiği ile 108 yaşına kadar yaşayabilecekken yaşayamıyorsa bireysel emekliliği uzun uzadıya bahsetmeden özetleyeyim. Anneme sekiz yıl kadar yapıldı, sekiz yılın sonunda bitince banka maaş alamazsınız toplu alabilirsiniz veya ödemeye devam edersiniz dediler. Toplu alınıp araba alındı, sekiz yılda birikilenin üç dört katı sadece üç dört yıl içinde birikti. Yani bireysel emeklilik trafik sigortası, kasko varken ödediğiniz trafik cezaları gibidir.
Ekleme: Cümlelerde anlatım bozuklukları vardı. Düzelttiğim yerleri italik olarak belirttim.
3 Beğeni
Agape
(Hiçliğin Bekçisi...)
Bu konuyu böldü,
10778