Darısı Akılçelen’in başına. Yıl bitmeden çıkarsalar da rahat rahat konuşsak Wind and Truth’u.
Tam son düzlüğe girerken yakıştı mı matbaa reyiz ![]()
Kesimde kaydırmışlar sanırım, sayfalar da aşağı inmiş biraz ama okunmaya engel durum oluşmamış şansıma. Falçata ile açtım üst kısımlarını
.
Kitabı pazar günü bitirdim. Sanderson son 100-150 sayfalık kısımlarıyla yine hem seviyeyi hem tansiyonumuzu yükseltse de totaliyle değerlendirdiğimde bir puan kırıp 4/5 veriyorum. Oathbringer’a da puanım 4 tü ama onu daha fazla beğenmiştim. Beğeni sıralamasını da yapayım adettendir, 2 > 1 > 3 > 4
.
Urithiru işgalini Navani ve Kaladin üzerinden okuduğumuzdan kurtuluşunun da böyle şekilleneceğini epey tahmin etmiştim. Kaladin’in 4. ideal e yakın olması ile güçlerini kullanmaya devam edebilmesinin sonunda 4. ideal yeminlerini edeceği bir yol olduğu çok belliydi. Arada biz uzun uzun dertlerine ortak olduk işte Kaladin kardeşimizin
Navani ve Kardeş arasında bağ kurulacağına da açıkçası kardeşin iletişime geçtiği ilk andan beri emindim ama Sanderson hedef şaşırtma yapıp ısrarla Rlain ile yemlemeye çalıştı bizi
.
Bağdökümcü işinin neden bu kadar özel olduğunu tam anlayamadım, Navani de Kardeş ile bağı sonrası 2. Bağdökümcü olmuş oldu. Orjinaline bakayım dedim Bondsmith miş. Herhalde bu antik ve büyük sprenler ile bağ kurulunca Bağdökümcü oldular
Ama o zaman Ishar’ında mı böyle bir spreni var? Bilemedim.
Moash yine asap bozdu
Bu karakter uzatmaları fazla oynadı bence. Teft in ölümü üzdü
Anti-yokışık sonrası anti-fırtınaışığının da çarpıcı bir can alacağını tahmin ediyordum, Teft ve sprenine çıktı fatura
.
Dalinar ve Garaz arasındaki görüşme yine serinin en iyilerinden biriydi. İnce bir dengede her iki tarafın da küçük üstünlük ya da açıkları düşünerek yaptığı müzakere, Garaz’ın sözleşmenin arkasında Akıl’ın olduğunu fark etmesi, son şartlarda Dalinar’ın ruhunun ebediyetini bahse koyması vs derken ben epey keyif aldım.
Derken sonrasında Taravangian çıkıp Garazı öldürüverdi
Benim en beklemediğim, aynı zamanda en beğenmediğim makro durum bu oldu sanırım. Aslında sonrasında detaylı düşününce tüm bu zeki Taravangian durumlarının, geleceğe dönük tahminlerin ve yaratılan olay örgüsünün vs bu ana hazırlık olduğu anlaşılıyor. Terbiye de zamanında Taravangian’ı bu hamle için hazırlamış/kullanmış. Szeth ve Gecekanı vs hepsi bu an için bir set-up ama yine de bir tanrının bu kadar kolay ölmemesi lazımdı sanki bu evrende.
Tanrı öldü hadi, ölünce etrafa güç saçılır da orada duran düz ölümlü onları toplayınca bir anda tanrı olur mu Sanderson reyiz
Olur aslında olur ama, D&D de olur valla. Forgotten Realms de falan böyle yükselen de düşen de çok tanrımız var. Ben Cosmere de böyle tanrılaşılabileceğini hiç düşünmemiştim sanırım. Bir tanrıyı öldürüp onun gücünü almaca ile tanrı olunabiliyorsa onlarca tanrının yükselmesi/değişmesi vs lazımdı bence. Seri de evren de o altyapıyı bana vermemiş ki bir anda Taravangian yeni Garaz olunca hoşlaşamadım.
Neyse yorum çok uzadı. Venli / Eshonai / şarkıcılar / Rlain falan en uzatılan ve en sıkan kısımlardı. Sonuna kadar sabırlı yaklaştım ama Venli’nin bir spren ile bağ kurup Parlayan olduğunu da biliyorduk zaten 1000 sayfa öncesinden, e Garaz’ın emrinden kaçacağı küçük grubunu da biliyorduk. Hayatta kalan başka şarkıcıların olması vs de ben kaçırmışım ama ihtimal dahilinde yani. Rlain’i de tanıyorduk. Bunları niye bu kadar uzun uzun okuduk valla çözemedim. Son kitapta Parlayan şarkıcılar ile çok ekstrem twist ler falan hazırlayacak herhalde.
Son olarak Akıl ve yeni Garaz Taravangianlı son bölüm ilginçti. Akıl anılarını sakladığı Nefes’lerini kaybetti ki bu da Akıl’ın Nalthis (Savaşkıran’ın geçtiği dünya)'ten edindiği kuşam ve nefesleri kaybettiğini ama bununla beraber hafızasının büyük bölümünü de kaybedince kaybının farkında bile olmadığı bir durum yarattı. Peki Taravangian bu nefesleri kendine mi almış oldu? Bu Nefeslerdeki anıları görebilecek mi? Onlardan ne gibi bilgiler edinir? gibi sorular oluştu kafamda. Bir de Taravangian bunu hemen gördü de eski Garaz Rayse ya da farklı birileri hiç görememiş mi daha önce? Kafamda deli sorular
.
Tanrının ölüp ortaya çıkan gücü alnın yerine geçmesini Sissoylu ile zaten gördük aslında hatırlarsan. Ayrıca en başta bu tanrıların bu gücü nasıl aldıklarını da ufak bilgiler ile öğrendik. Bundan dolayı buna hazırdık aslında.
Eski Garaz ile Akıl birbirlerini çok uzun zamandır tanıyorlar ve buna göre hareket ediyorlar. Yani Eski Garaz bilse bile uygun açıklığı bulamamış olabilir ya da kendi gücü kullanma yöntemi nedeniyle kendini kısıtlamış olabilir. Yeni Garaz ise bu konuda hem zekası ile hem de karşısındakinin kendisi hakkında yetersiz bilgiye sahip olması neticesinde rahat bir şekilde hareket edebilmiş olabilir.
Ishar Elçilerden biri olduğundan durumu farklı olabilir. Parlayan Şovalyeleri biliyoruz ama Elçiler nasıl bu güçleri kazandılar net bilgimiz yok henüz. Kılıçları da farklı ve kullanan otomatik olarak güç kazanıyor kılıcı kuşandığında. Daha detaylı bilgiyi ilerde görürüz sanırım.
Doğru ya, aslında Sazed in tanrılaşması da benzer bir durum şimdi düşününce daha bir oturdu. Harap ve Muhafaza’nın güçlerinin ikisini birden almasıyla tanrı olmuştu. Ama Sissoyluda paredir kuşamdır anlatılmadığı için ben o zaman okuduğumda öyle düşünmemişim hiç ya, şimdi parçaları birleştirmiş oldum.
Muhtemelen Akıl’ın dediği gibi Rayse gerçekten biraz salak bir tanrıydı
Taravangian tüm zekasıyla yeni Garaz olunca o farkı hissettirdi sanırım son chapter da
.
Hayır. Ishar bir Elçi ve Elçilerin güçleri kullanmak için sprenlere ihtiyaçları yok. Şerefkılıçları onlara o gücü veren şey. Bağdökümcü olmak için bağlanılabilecek üç tane spren bulunuyor: Fırtınababa (Şeref’ten) Gecegözcüsü (Terbiye’den) ve Kardeş (Şeref + Terbiye’den).
Yani şimdi Sissoylu okudun sanırım, orada da benzer bir durum var. Ayrıca ölen şeyler Tanrılar yani Parelerin kendisi değil, Unsurları. Unsurlar Pare’yi kontrol eden kişilerdir evet, ama yavaşça Pare’nin gücü ne ise ona göre yozlaşabilirler. Mesela Sissoylu’dan Ati. Bahsedilene göre Parelenmeden önce iyi bir adamken Harap’ın gücü onu yozlaştırdı (Tam tersi de olabilir herhalde) dolayısıyla Bir Unsur ile Pare uyuşmazsa ölümler olabilir veya her önüne gelen de tanrı olabilir diye bir şey yok.
[Sissoylu: Gizli Tarih Spoiler] Kelsier de Leras ile Vin arasında bir nevi köprü görevi gördü ve Pare’yi Vin’e devretti, fakat istese bile çok fazla kullanamazdı çünkü güç basitçe onu istemiyordu.
Rayse çok kötü birisiydi zaten bizzat Akıl’ın söylediğine göre, fakat yine onun dediğine göre de çok öngörülebilirdi. Akıl yaptığı her şeyi onun eski kişiliğini göz anına alarak yaptığı için, final konuşmasında Rayse’in böyle bir şey yapacağını aklına dahil getirmemişti. Fakat işler Taravangian ile değişince bir nevi çaresiz kaldı. Muhtemelen böyle bir şeyi bilseydi asla karşısına çıkmazdı bile.
Artık spoilerli konuşabiliriz herhalde
Akılçelen Sissoyluları yeni kapaklarla basmayı bir kenara koyup beşinci kitabı basacağı zamana kadar Türkçe’de güncel misin? Okumadığın kitaplar/hikayeler kaldı mı?
No.
Vordue ile demek istemiştim
burda değil tabii ki.
Spoiler’ı bozmayalım başlıkta aynen, okumayanlar ileride okuyup devam ederler
. Tam senin mesajın üstündeki mesajımda Sissoylu kısmı için yazmıştım. Gizli tarihten yazdığın kısım da mantıklı. Biz kişiyi tanrı gibi düşünüyoruz aslında ama kişiyi tanrılaştıran aslında o pare gücü. Gücün ve kişinin karakterinin de uyuşması mantıklı.
Şu an Tress hariç tüm çevrilen Cosmere kitaplarını okudum. Onu da şimdilik acele etmiyorum, ileride bir ara okurum
.
Tanrılar nasıl tanrı oldu zannediyorsun
. Mevcut tanrılar Adonalsiyumu parçalayıp özlerini kendilerine alarak aynı Taravangian’ın yaptığı gibi tanrılığa yükseldiler. Gizli Tarihte geçmişti aynen böyle.
Tekrar bu kitaba döndüm. Var mı başka okuyan?
Hazır yazmışken aklıma gelen bir şeyi sorayım: İlk kitapta Gavilar ölürken kanıyla bir şey yazdırmıştı Szeth’e (bir insanın söyleyeceği en önemli söz mü ne, o tür bir şeydi). Dalinar da bu nedir, bu nedir diye arayıp duruyordu. O nedir ortaya çıktı mı yoksa daha ona var mı?
Yaani, neye referans ettiği bence açık ama anlamadıysan açıklamak istemiyorum. Beşinci kitapta tamamiyle öğreneceksin ne demek istediğini. Bu arada Gavilar tam olarak “Kardeşime… kardeşime de ki… bir adamın söyleyebileceği en önemli kelimeleri bulması gerek…” dedi.
Beşinci kitapta açıklanacak ise iyi bari. Pek de anladığım söylenemez. 5’te okurum artık. Teşekkürler. ![]()
Bir tahminde bulunayım: Parlayan şövalyelerin yeminleri ya da o tür bir şey olabilir.
Beşinci kitabın önsözü Gavilar POV’sinden, öyle diyeyim ![]()
İlk bölümü bitirdim (19. bölüm). Genel olarak orta seviye ilerledi, tek tük aksiyon oldu. Bu kitap Navani ve bilimine adanmış belli ki. Neler yaptıkları ilgimi çekmediği için okuyup geçiyorum, üstünden düşünmüyorum bile.
Kaladin’in iç savaşından gına geldi. Koskoca honorspren Syl bile kafayı yicek en sonunda. Mal gibi gitti bi de ben cerrah olacam dedi. Lan olm sen ne salak ne gerizekalı bi adamsın ya, narsist herif.
Shallan kısımlarını hızlı geçtiğim için sıkılmadım.
Szeth ve Renarin yok denecek kadar azdı, üzdü. Renarin’e hala üvey evlat muamelesi yapılıyor. Ayıp lan, koskoca prens!
Meğer Fused olanlar ölünce Braize gezegenine gidiyormuş. Öbür gezegene de başka bir şeymiş. Ghostbloods bu gezegene Sotrmlight götürmek istiyor sanırım. Bu şerefsizlerin amacı ne ise artık öğrenelim please.
Ialai de kocası gibi bok yoluna gitti. Bunların ölümleri çok underwhelming oldu ya. Bir an vardılar sonra hop yok oldular.
Lift’i ne zaman okusam yüzüme bir gülümseme geliyor. Biraz daha fazla konusu geçse iyi olurdu.
Taravangian’ın “evet yaptım ama hepsinin arkasındayım” çıkışı çok iyiydi. Siz sanki daha iyi boksunuz demeye getirdi ki haklıydı da.
Venli kısımlarını sevdim. Oradaki iç savaşı, farklı bakış açılarını vs. okumak keyifli. Henüz Eshonai bacı gelmedi geri, muhtemelen bu bölümde gelecek. Yalnız ben Venli’nin Radiant oluşunu anlamadım sanırım. Nasıl oldu, niye oldu, hangi tarafta yer alıyor, bu Voidbringer’lar kafasına göre Radiant olabiliyor mu, o zaman bizimkiler de Fused olabiliyor mu?
Moash kısımlarını gereksiz buldum ama şu yeni Fused iyiydi.
Zahel’e kıl oldum. Lan adam gibi bir soru soruluyor, cevabı alakasız, neymiş ikinici seviye bilmem neymiş. Olm ikinci seviye bilmem ne nedir? Şu an bunun yanıtını veremem de olsun bitsin. Bir de triplere girdi herif. Gereksiz bir sahneydi, olan çarşaflara oldu. Hayır bir de başka kitap okumayanlar açısından bir kıymeti de yok. Ne yapayım şimdi bir karakter için gidip 1000 sayfa başka kitap mı okuyayım?
Akıl ile Jasnah arasında bir şeyler mi oluyor? Jasnah eşcinsel diye kalmış aklımda, şaşırdım o yüzden.
Akıl’ın biraz daha olaylara girmesi iyi hatta geç bile kaldı.
Herald’ların şamar oğlanı durumu ne zaman düzelecek acaba? Bunlar niye iyileşemiyor acaba, Honor öldü diye mi? Önceden de deliriyorları da Honor mı bunları adam ediyordu yoksa zaman içinde işkence göre göre mi bu hale geldiler?
Başka şeyler de vardı da not almadım. Aklıma geldikçe eklerim. ![]()
[Sen okuyabilirsin]
Radiant olmak için bir sprenle bağlanmak gerek ve spreninin idealleri doğrultusunda hareket ettiğin sürece kimin tarafında olduğun çok önemli değil. Yani bir spren bir şekilde Voidbringerların haklı olduğunu düşünürse gayet de o tarafta olabilirsin. Teknik olarak şu anki Radiantlar Odium’un tarafında olabilirler (Tabii tonlarca farklı sorun da var).
Fused olmaksa bambaşka bir mevzu, daha çok Heraldlar gibi düşünebilirsin.
Not: Venli bir Listener, Singer dahi değil, Fused hiç değil. Voidbringer kavramı biraz karışık olduğundan biraz kafa karışabilir (sonuçta 3.kitapta ilk Voidbringerların insanlar olduğunu öğrendik) ama Fused = Ölümsüz olanlar, Singer = Genel olarak Odium’un ordusu, Listener = Venli ve Eshonai’ın kabileleri.
Bu her surgebinder class in hangi gücü var şeklinde bir rehber yapmadık değil mi Mesela Windrunner olanlar şu şu gücüne sahip, Stoneward olanlar şunu yapabilir gibi?
Yapmadıysak yapalım mı ayrı bir sayfada?
Ben aslında yapmayı planladım hatta terimler falan hazırdı fakat Akılçelen’in beşinci kitabı yayınlamasını bekleye bekleye aylar geçti. (Genel olarak bir Roshar tarihi serisi falan yapacaktım, doğal olarak final kitabından da birçok spoiler içeriyor.) fakat burası için özellikle yapabilirim diyorsan.
Şöyle şunları bırakayım hatta.
İkinci bölümü bitirdim. Üzerinde konuşulacak çok bir şey yok.
Tüm serideki favori karakterim sanırım Adolin. Sonra da Lift ve Szeth geliyor.
Teofil unutulmayacaksın, kalbimizde yaşayacaksın.





