Rtük buna da karışırsa kutuları yakabiliriz ama şu an için ben memnunum bir arada duruyorlar. Beni mutlu ediyorlar. Görüntüleri hoşuma gidiyor. Saçma şeyleri bazen sevdiğim doğrudur. Mesaj biraz kişiselleşmiştir bu da doğrudur. Tercih, zevkler ve renkler diyerek kaçıyorum. 
Aslında saçma olan Pegasus’un tamamlanmamış bir seriyi kutulu versiyon diye satması. 3.kitaptan itibaren kutulamaya başladılar. Böyle böyle +1 yapa yapa gitti. Mübarek yumurtladı sanki.
Aslında bir satış stratejisi olduğu için anlaşılabilir bir durum ama kitapları çıktıkça alanlar için ayrıca kutu edinmek büyük mesele oluyor.
Howard Carter 1922’de Tutankhamun’un mezarına girdiğinde tek ışık titreyen elindeki mumdan geliyordu. Küçük açıklıktan içeriye şöyle bir baktı ve ne gördüğünü sorup duranlara, meşhur “Ben harika şeyler görüyorum” yanıtını verdi.
Carter’ın muhteşem keşfi, Üç Taş Bir Duvar’da anlatılan büyüleyici hikayelerden sadece biri. Otuzdan fazla kazıya katılmış olan arkeolog Cline,okuru, Pompeii’den Petra’ya, Troia’dan terrakotta savaşçılarına ve Mikene’den Megiddo ve Masada’ya götürüyor. Cline, Troia’yı kazan Schliemann ve keşifleri insanın kökenine dair anlayışımızı geliştiren Mary Leakey de dahil olmak üzere bu kazıların arkasındaki insanları tanımamızı sağlıyor. Arkeologlara en sık sorulan sorulara yanıt veriyor: Nereyi kazacağını nereden biliyorsunuz? Kazılar gerçekte nasıl yapılır? Bir şeyin kaç yaşında olduğunu nereden biliyorsunuz? Bulunan şeyler kimindir?
“Cline, en iyi üniversite seminerlerini çağrıştıran sıcak ve cömert bir sese sahip.”
- James Romm, Wall Street Journal
“Üç Taş Bir Duvar, arkeolojinin en büyüklerinin etkileyici bir dökümünü çıkarıyor; hiç ilgilenmemişler bile bitirmeden bırakamayacaklar.”
- Jodi Magness, Kutsal Topraklar Arkeolojisi’nin yazarı
“Ünlü arkeologlarla tanışacak, efsanevi siteleri keşfedeceksiniz. Arkeoloji, “harika şeyler”le doludur ve Üç Taş Bir Duvar’ı alanının en büyüklerden birisi yazmıştır.”
- Sarah Parcak, Alabama Üniversitesi
Bunun eski baskısını almıştım, okuyamadım henüz öylece duruyor rafta. Çok mu fenaydı ki “sorunsuz, tertemiz” demişler bu versiyon için? 
Eski basımını okumaya yeltenmiştim bir ara. İlk 50 sayfasına geldiğimde ne okuyorum acaba diyerek kitabı okumaktan vazgeçmiştim. Çevirisi sıkıntılıymış demek ki. 
Bekleyeni var ise nihayet tekrar baskı dağıtımı yapılmış.
Ben de ekşi sözlük’te gördüğüm yorumlardan sonra Ayrıntı Yayınları’nın baskısına yönelmiştim. Gideyim bugün onu sahafa satayımda bu kitabı bekleyeyim.
Ben de aynısını yaşadım…
Ama yenisini alıp tekrar okumayı düşünüyorum.
Umarın söz verdikleri gibi iyi bir iş çıkarmışlardır.
Cildi beklemekteyiz…
Ben bu boyutta Mina Urgan’ın İngiliz Edebiyatı Tarihi kitabını almıştım. İyi hoş, koleksiyonluk da… Okunmuyor.
Bu beni üzmüştü. Parçalanır diye rahat rahat kurcalayamadım. Kullanışlı mı cidden?
Bu boyuttaki bir kitaba bu fiyat fazla ya. Keşke daha ucuz olsaydı.
Ben bu kitabı Nadirkitaptan 45 liraya almıştım. Jelatinde yırtık var diye ucuzdu. O zamanlar etiket fiyatı 75 idi. Enflasyonla fiyatı bu kadar artması normal. Zırt pırt yanımda taşıyayım, yatarak okuyayım bir kitap değil zaten. Evinde açıp masaya okumalık bir kitap. Bu kadar takılmamak gerekiyor diye düşünüyorum

