Hangi Kitabı Okuyorsunuz? (Detaylı İnceleme)

Bence güzel bir inceleme olmuş. Tabi Çevik Atmaca ve Şemsiyeleri hazırlayın/ Yelkenler Fora kısmını buğulasan fena olmaz diye düşünüyorum. Çünkü ciddi derece de okumayanlar için spoi barındırıyor. Realite - Felsefe ve Fantastik üçlüsünü oluşturan bu evreni, cemiyetin diğer üyeleri de görmeli derim :buyucu:

@Arqonquin rica ederim :blush:. Atuan Mezarlarında seni daha farklı bir macera bekliyor. Klostrofobin varsa tavan yapabilir kendine dikkat et :grin:

3 Beğeni

Teşekkür ederim :blush:, ileride çok daha iyilerini yazarak da buralarda boy gösteririm umarım.

Buğuladım o kısımları.
Şimdi sıra 2. kitapta, Atuan’da gezinelim biraz da. :smile:

@Agape, böylelikle profil fotomu eski haline getirmeye hak kazanmış oluyor muyum? :sweat_smile:
@_Ged şimdilik yok diyelim (hani tabuta girsem korkarım belki ama normalde çok dert etmem :smile:)

2 Beğeni

Yazıyı okudukça kendime ne duruyorsun, git okusana kitabı dedim, gerçekten güzel bir yazı olmuş. :slightly_smiling_face:Şimdi daha fazla okumak istedim. :sweat_smile:

1 Beğeni

Hadi değiştir bari. :smirk:

2 Beğeni

Çok teşekkürler (hem ceza hem de cezayı kaldırış için) :blush:

2 Beğeni

Hala Uğultulu Tepeler’i okuyorum. Elime almadığım için okuyamadım. Yoksa kitap iyi gidiyor ama Ithaki’nin yaptığı şeyin bir mantığı mı var yoksa düpe düz saçmalık mı? Konuşmanın olmadığı yerde neden tırnak kullanıyorlar? Vallahi bıktım bu durumdan. Bir daha başka yayınevlerinde de bulabileceğim herhangi bir kitabı İthaki’den alan ne olsun!

3 Beğeni

Orada bir diyalog olduğunu fark edememiş olma ihtimalinizin şansının olabilitesinin mümkünlüğü olağan mı acaba¿

3 Beğeni

Tam olarak nereyi kastettiniz acaba? Anladığım kadarıyla kendi kendisine konuştuğu kısmı diyorsunuz sanırım. Orjinalinde neyse ona uymuşlar orada.

image

Bu da Osman Çakmakçı çevirisi;

image

6 Beğeni

Evet dediğiniz kısımdan bahsettim. Şöyle ki orijinalinde de kullanılmış ve buna uymuşlar doğru. Ama attığınız diğer çevirideki hali daha mantıklı geldi. Anlatan kişinin kendi düşüncelerinde tek tırnak kullanılmış, konuşmalarda ise çift tırnak. Okurken çok daha iyi olur.

2 Beğeni


stanislaw lem-solaris
Lem yine şaşırtmadı. Spoiler yediğim için uzun süredir konusunu bildiğimi “sandığım”, bu yüzden de okumakta tereddüt yaşadığım bir kitaptı. Meğer bildiğim bölümün hiç bir önemi yokmuş. Yani daha doğrusu, bu kitapta konunun önemi ikinci sırada. Evet bir yolculuk, evet bir yeni gezegen keşfi. Ama olay bunlar değil, olay bambaşka. Bilim kurgu kitapları arasında felsefi yönü en baskın kitaplardan birisi. Bu kitabı okuduktan sonra, lem’in neden amerikan bilim kurgusunu eleştirdiğini anladım. Gerçekten lem’in kitaplarından sonra, bazı bilim kurgu kitapları uzayda geçen polisiye, fantastik yahut aşk kitabı seviyesinde kalıyor.

Öncelikle iki bölüm hariç(gezegen hakkında bilgilerin olduğu) çok çok akıcı bir kitap. Olaylar, gizem, yeni gezegen… Hepsi gayet merak uyandırıcı. İki bölüm ise bize bulunduğumuz yer hakkında çokça bilgi vermenin yanında, felsefi olarak da inanılmaz sorgulama yaptırıyor. Canlı nedir? İyilik-kötülük nedir? Bilinmeyenden neden korkarız? İletişim ve zeka nedir? Yaşam nedir? Tanrı nedir? İnsan suretinde bir tanrı mı, yoksa yetkin olmayan bir tanrı mı? Gerçekten inanılmazdı. Ufku iki katına çıkaran kitaplar listeme ilk sıralardan giriş yaptı.

Spoiler içermeyen bu alıntı, kitabın felsefesi hakkında, belki de en iyi gösterge, yine de alıntı okumak istemeyenler için gizleyelim;

alıntı

Aslında kozmosu ele geçirmek değil istediğimiz, yalnızca Yer’in sınırlarını kozmosun sınırlarına dek genişletmek. Filanca gezegen bizim gözümüzde Büyük Sahra gibi kıraç, öteki Kuzey Kutbu gibi buz tutmuş, başkası Amazon Havzası kadar bereketli olsa olsa. İnsansever ve şövalye ruhluyuz: Başka soyları köleleştirmek değil niyetimiz, onlara kendi değerlerimizi miras bırakmak, karşılığında da onların mirasını devralmak istiyoruz. Kutsal Bağlantı’nın Savaşçıları sayıyoruz kendimizi. Bu da bir başka yalan! Yalnızca İnsan’ı arıyoruz biz, başka dünyalara gereksinimimiz yok. Ayna gerek bize. Başka dünyaları ne yapacağımızı da bilmiyoruz. Tek bir dünya, kendi dünyamız, yetiyor bize. Ama olduğu gibi de kabul edemiyoruz onu. Kendi dünyamızın ülküsel bir imgesi peşinde koşup duruyoruz hep: Bizimkinden üstün bir gezegen, üstün bir uygarlık arıyoruz, ama kendi geçmişimizin prototipi üzerinde gelişmiş olsun istiyoruz.

Bu alıntı, kitabın olaya nasıl yaklaştığının, insanlığın amacını nasıl sorguladığının küçük bir örneği. Sadece uzay üzerinden değil, her şey üzerinden bu felsefeyi yorumlayabilirsiniz. Gerçekten harika bir kitaptı. Pek çok soru işareti de kafamda kaldı. Okuyun okutun efendim. Herkese keyifli okumalar dilerim.

15 Beğeni

Ve 2. kitabı da okudum. Kurulan evrende ilk kitapta hakkında pek bilgi edinemediğimiz Kargad Ülkesi’ne misafir oluyoruz. Kısaca kaderi doğduğu gün belirlenmiş, isimsizlere hizmetçi seçilmiş bir kızın büyüme, kendisine biçilen rolü reddetme ve kendi yolunu çizmesinin hikâyesini okuyoruz. @_Ged’in dediği gibi kapalı ve karanlık mekanlarla dolu bir serüven bu. Ama ufak bir ışık yandığında, karanlığa meydan okumanın ne kadar kolaylaştığının hikayesi. “Özgürlük ağır bir yüktür, ruhun yüklenmesi gereken büyük ve garip bir sorumluluk.” Aynı zamanda güvenin ne kadar önemli olduğunu da okuyoruz. Son olarak neredeyse kitabın vermek istediği pek çok mesajı anlayamasam da (inceleme okudum, oradan biliyorum), fantastik bir roman olarak son derece tatmin etti beni.

Mağaradaki büyücü ben Çevik Atmaca derken ufak çaplı bir mutluluk krizi geçirdiğim söylentileri doğrudur :smile:

Bu kitabı birkaç yıl sonra bir kez daha, bu sefer kendim anlayarak çıkarımlarda bulunmak için okuyacağım sanırım. Ama şimdi sırada üçüncü kitap var(Wells az daha sabret :laughing:)

9 Beğeni


Diskdünya yolculuğum Mort ile devam ediyor.
Dünyaya bayıldım ve kopamıyorum. Bu kitapta Ölüm karakteri daha ön plana çıktığı için baya da sevdim. Eşit hakları da çok sevmiştim, tek eksik sanırım daha az espiri olmasıydı, diger kitaplara nazaran. Ama yine de müthişti. Neyse kitaptan ufak bir alıntıyla kapanışı yapar, herkese keyifli okumalar dilerim. (Tamam çok ufak bir alıntı değil ama okuyun yani, bu sahneyi bölemezdim😁)

OĞLUNA İŞ ÖNERİYORUM , dedi ölüm ONAYLAYACAĞI UMUYORUM?
“Ne iş yapıyorum demiştin?” dedi Lezek, en ufak şaşkınlık işareti göstermeden siyah cüppeli iskeletle konuşarak.
RUHLARI BIR SONRAKI DÜNYAYA GÖTÜRÜRÜM, dedi ölüm.
“Ah” dedi Lezek, "elbette, afedersin, giysilerden tahmin etmeliydim. Çok gerekli bir meslek, düzenli. Oturmuş bir iş mi?
UZUN BIR SUREDIR YAPIYORUM, EVET, dedi ölüm.
"Güzel. Güzel. Mort için uygun bir meslek olarak düşünmemiştim hiç, bilirsin, ama iyi bir iştir, iyi bir iş, her zaman çok güvenilir. Adın nedir?
ÖLÜM.

13 Beğeni

Alamut okuyordum yarısına gelemeden bıraktım. Bölüm bölüm anlatılan kitaplar beni boğuyor resmen. Tam bir karakteri çözmeye çalışıyorum şıp diye bambaşka bir karaktere ve ortama yoğunlaşıyor kitap. Sadece bu kitapla ilgili değil bu şekilde olan tüm kitaplar beni çok yoruyor. Ruh halimle de ilgili olabilir diye sonra bir şans daha veririm belki. Konusunu ve fikirlerin sunuluş biçimini beğendim çünkü.

Şimdi de İskender Pala’nın Efsane kitabına başladım. Tam da efsane ve masal tadında gibi geldi. Daha başındayım bakalım…

6 Beğeni

Ben de tam tersi bölümsüz kitaplarda çok sıkılırım. Öykünün ya da romanın çok yönlülüğünü severim.

5 Beğeni

Bir önceki kitabım Sahilde Kafka idi oradaki bölümlerin asla birleşmemesi karakterlerin asla ama asla tam anlamıyla yollarının kesişmemesi beni çok yordu. Belki de bu yüzden yoğunlaşamamış olabilirim. Arka arkaya aynı tarzda okumanın zararları.

3 Beğeni

Vaiz’in ikinci cildini okuyorum. Çok sağlam başladı, kıyamadım hemen bitmesin diye yarısını yarına sakladım :smile:

2 Beğeni

Narnia günlükleri: At ve çocuk. Daha yeni başladım. O yüzden yorum yapamam.

3 Beğeni

image

George Macdonald - Fantastes

İthaki’nin yayınladığı önsöz kısmında kitabın fantastik türüne öncü olan kitap olduğu belirtilmiş. Türün ilk bilinen eserlerinden biri olarak kabul edilen bu kitap beni yeterince tatmin etti diyebilirim.

Baş karakterimiz periler diyarında çeşitli maceralara atılıyor. Kitabın uzunluğu ele alındığında birkaç macera azaltılıp, diğer olaylara daha çok odaklanılabilirdi diye düşünüyorum. Fakat özellikle birkaç bölüm okuma şevkimi baya artırdı.

Genel anlamda oluşturulan atmosfer gayet güzeldi. Sıkılmadan iki günde okuyup, bitirdim.

Birkaç, eksi olarak gördüğüm yerlere de değineyim. Öncelikle kitapta hali hazırda fazlasıyla şarkı mevcut. Bu şarkılardan bazıları o kadar uzun ki, dize dize yazılmış 4 sayfayı bulanlar var. Bu kısımlar bazen okumayı yorucu kılabiliyor. Belki ben çok hoşlanmadığım içinde olabilir. Bazı fantastik durumları fazla şiirselleşmiş bir halde bulabiliyorsunuz bu nedenle.

Bir diğer konu ise, ilk eserlerden biri olmasına rağmen çok fazla özgünlük barındırmaması oldu. Periler ve insanlar dünyası arasında ki bir nevi gündelik olaylara değinilmiş.

Yine de bütünüyle ele alındığında sürükleyici ve keyif verici bir kitaptı. Özellikle ilk başlarını ve spoiler olmaması adına yaşlı kadınlı olan bölümleri sevdiğimi söyleyebilirim. :slight_smile:

16 Beğeni


Zehra’yı okudum, güzel bir kitaptı. Çoğu kaynakta edebiyatımızın ilk psikolojik roman denemesi diye geçiyor ama ben bu deneme lafının kitaba haksızlık olduğu kanaatindeyim. Kitap gayet de başarılıydı ve yazar karakterlerin psikolojilerini başarılı bir şekilde tasvir etmeyi başarmıştır.

10 Beğeni

Cengiz Han - Vasili Yan

1 Beğeni